Ana içeriğe geç

DEM Partili Koçyiğit'den '12. Yargı Paketi' eleştirisi: 'Toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir'

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Başkanlığı'na sunulan 12 Yargı Paketi'ni eleştirerek Gerçekten bu paket toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir. Ne yazık ki hazırlanan ve bugün kamuoyuyla paylaşılan teklif metni dertlere derman olacak bir bakış açısından uzak dedi.

DEM Partili Koçyiğit'den '12. Yargı Paketi' eleştirisi: 'Toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir'
Cumhuriyet
16

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında yürütülen sürece ilişkin yasal düzenlemeler, 12. Yargı Paketi ve Meclis Genel Kurulu'ndaki "sahte oy pusulası" tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Koçyiğit, barış ve demokratik toplum sürecinin temel güvencesi olan çerçeve yasanın bir an önce Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmesi, hızlı bir şekilde tartışılması ve yasallaştırılması gerektiğini belirterek, "Barış politikasının sürmesi için bunun bir zorunluluk olduğunu, barışın toplumsallaşması, barışın barışın kalıcılaşması için bunun bir zorunluluk olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. O anlamıyla fiili süreçten yasal sürece geçiş meselesini siyaset kurumunun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin öncelikli bir başlık olarak ele alması gerekiyor" dedi.

"MECLİS ÜZERİNE DÜŞEN SORUMLULUĞU YERİNE GETİRMELİ"

Yasal sürece geçiş için daha fazla beklemeye, zaman kaybetmeye hiç kimsenin tahammülü olmadığını söyleyen Koçyiğit, "Çerçeve yasa tam da bu hukuki sisteme yanıt oluşturacak ve sürecin kapsamını, ilkelerini, işleyişini ve demokratik denetim mekanizmalarını da belirleyerek aslında güven ortamını güçlendirecek ve toplumsal güveni arttıracaktır. Bağımsız millet, demokratik çözüm arayışlarının kurumsal ve kalıcı bir çerçeveye kavuşturulması en önemli başlık olmak durumundadır" ifadelerini kullandı.

Koçyiğit; Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunda bahsedilen yasal çerçevenin oluşmasında sorumluluğun iktidar partisinde olduğunu belirterek, "Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun içerisinde bulunan bütün siyasi partilerin de bu sorumluluğun paydaşı olduklarını, bu sorumluluktan azade olmadıklarını ifade etmemiz gerekiyor. Meclis'in tek görevi sadece buraya gelen yasaları konuşmak ve tartışmak ya da iktidarın öncelediği yasaları yapmak değildir. Bugün toplumsal barışımızı büyütmek ve gerçek anlamda sorunların diyalog zemininde, Meclis zemininde konuşulması ve bütün bu sorunlara çözüm arayışlarının adresi olması da Meclis açısından çok önemlidir. Hızlı bir şekilde Meclis'in bu görevi, bu sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor. Aslında çerçeve yasayı konuştuğumuz zaman o anlamıyla dar bir zeminde ele alınmasını ve bazı manipülatör alçaklar üzerinden sürecin ve yasanın speküle, manipüle edilmesini, topluma yanlış anlatılmasını, toplumda yanlış algılar oluşturulmasının da çok hatalı olduğunu ve hızla bunun önünün alınması gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor" diye konuştu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a da çağrı yapan Koçyiğit, "Meclis Başkanı tıpkı komisyon sürecinde olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli ve bu tarihi süreçte gerçek anlamda barış için rolünü oynamalı ve kolaylaştırıcı bir misyonla bu sürece sahip çıkmalıdır. Yasal barış, yasal çözüm, yasal adım diyoruz. Bütün bu yasallıklar olmadan sürecin gerçek anlamda güvenceden yoksun olacağının bir kez daha altını çizmek istiyoruz" dedi.

"AKP İKTİDARI, YİNE GÜNÜ KURTARMAYA DAİR YAKLAŞIMLA SÜRECE YAKLAŞIYOR"

Koçyiğit, AK Parti'nin bugün TBMM Başkanlığına sunduğu 12. Yargı Paketi olarak bilinen kanun teklifine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Detaylarına bakamadık, buna Hukuk ve Adalet Komisyonundaki arkadaşlarımızla beraber bakıp detaylı bilgilendirmeyi ve bu teklife dair görüşlerimizi elbette kamuoyuna açıklayacağız. Ama ilk elden şunu ifade etmemiz gerekiyor; gerçekten bu paket toplumun beklentilerine yanıt veren bir paket değildir. Bugün bu ülkede ciddi bir adalet krizi var. Bu ülkede ciddi bir eşitsizlik var. Bu ülkede bir yargı krizi var. Bu ülkede yargının siyasallaşma hali var.

Yargının siyaseti dizayn etme gerçeği var. Ama ne yazık ki hazırlanan ve bugün kamuoyuyla paylaşılan teklif metninin bütün bu dertlere derman olacak bir bakış açısından uzak olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bugün yapılması gereken demokrasiyi, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti büyütecek paketler ve yasalar yapmaktır. Ama ne yazık ki yine palyatif, günü kurtarmaya dair yaklaşımla AKP iktidarının sürece yaklaştığını görüyoruz. O anlamıyla hem cezaevinde olan mahkumların beklentilerini hem toplumun adalet beklentisini karşılamayan bu paketin gerçek anlamda derde derman olmadığı açık ve net."

TBMM'de mevcut komisyonlardan geçmiş ve Genel Kurul'da yasalaşmayı bekleyen torba yasalar olduğunu kaydeden Kılıç Koçyiğit, "Adalet krizi var, ekonomik kriz var, toplumsal kriz var, sosyal kriz var. Bütün bu krizleri görmeyen iktidar gerçek anlamda kendi ihtiyaçları üzerinden sürekli torba yasa mantığıyla düzenleme yapıyor. Bakın torba yasa anlayışının kendisini çok eleştirdik. Sadece biz eleştirmedik, Anayasa Mahkemesi de eleştirdi. Birçok düzenleme Anayasa Mahkemesi'nden iptal ediliyor, geri gönderiliyor. Peki iktidar ne yapıyor? Torba yasa mantığından mı vazgeçiyor? Hayır. Her gün torba yasa mantığıyla yasa yapmaya devam ediyor. Birbirine benzemeyen birçok yasa maddesi aynı torbanın içerisinde konuluyor ve milletvekillerine de halka da aslında o yasanın detaylarını öğrenme üzerinde konuşma, tartışma fırsatı verilmemiş olunuyor. O anlamıyla bir torbanın içerisinde olan bir maddeyi onaylayabilirsiniz, destekleyebilirsiniz ama on tanesine karşısınızdır. Peki bu durumda ne yapacaksınız? Toptan evet ya da toptan hayır demek zorunda kaldığınız bir yasa yapma tekniğidir. Bundan hızla uzaklaşmak gerekiyor" şeklinde konuştu.

"SAHTE PUSULA" KRİZİ

Koçyiğit, TBMM Genel Kurulu'nda 18 Haziran Perşembe günü yapılan görüşmelerde sahte pusula krizinin yaşandığını hatırlatarak "Bir uluslararası sözleşmenin oylaması sırasında 76 pusulanın sahibinin Genel Kurul'da olmadığı tespit edilmiş. Bu nerede olmuş? Meclis'te. Halkın oy vererek gönderdiği, 'Benim irademdir' dediği, 'Benim için yasa yap, benim hakkımı savun. Sen benim için oradasın' diye gönderdiği Meclis'te... Meclis'te olmadığı halde 76 milletvekili adına orada olduklarına dair pusula verilmiş. Burada Meclis'in saygınlığını, güvenliğini, toplumun Meclis'e bakışını nasıl değerlendireceğiz?" dedi.

"MİTİNGLERDE OLASI PROVOKASYONLARA KARŞI KİMSE GEÇİT VERMEMELİ"

Bu hafta sonu 27 ve 28 Haziran'da Van, Diyarbakır, Mersin ve İstanbul'da "Demokratik Toplumla Özgürlük" başlıklı mitinglerin düzenleneceğini belirten Koçyiğit, şöyle konuştu:

"Bu mitinglerin barış ve demokratik toplum sürecinde iradeyi güçlendiren, barışa daveti güçlendiren ve toplumun aslında barış, özgürlük talebini görünür kılmaya dönük mitingler olduğunu ifade etmemiz gerekiyor.

Özellikle de Sayın Öcalan'ın sürecin baş aktörü ve yürütücüsü olarak halihazırda bulunduğu koşulların değiştirilmemesine karşı hızlı bir şekilde koşullarının değiştirilmesi ve gerçek anlamda süreci rahat yürütebileceği iletişim koşullarının özgür yaşar ve özgür çalışır koşullara sahip olması gerektiğine dair de bir çağrı olduğunu, bu konuda da halkımızın, örgütlerimizin, partimizin kendi duruşunu ortaya koyacağını ifade etmemiz gerekiyor. Bu mitinglerimize karşı özellikle tertip edilen mitingler için de bir söz söylemek gerekiyor.

Bu konuda en başta hükümeti, İçişleri Bakanlığı'nı ve olası bütün provokasyonlara karşı da bunu düzenleyenleri buradan bir kez daha uyarmak istiyoruz. Toplumu karşı karşıya getirmeye, toplumu birbirine kırdırmaya çalışan, çözümsüzlük aklını büyütmeye çalışan bu anlayışa hiç kimsenin geçit vermemesi gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor. Bizim mitinglerimiz barışçıl birer toplanmadır.

Anayasal demokratik hakkımızı kullanıyoruz. İfade özgürlüğünün herkes için geçerli olduğunu ifade etmek istiyoruz ve gerçekten bu ülkenin barışı için, demokrasisi için, eşitliği ve özgürlüğü için ve 86 milyon yurttaşı için bir araya geleceğiz. O alanlarda, meydanlarda sözümüzü söyleyeceğiz. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirecek söz, eylem ve fiillerden geri durup barışı büyütmeye de davet ettiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum."

Kaynağa Git

İlgili Haberler