Ana içeriğe geç

İTO Başkanı Avdagiç’ten ekonomi ve dış ticaret analizi

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, küresel şoklara rağmen dirençli kalan reel sektörün nefes alması için üretime yönelik seçici kredi kanallarının açık tutulmasını, kur ile enflasyon arasındaki makasın kapatılmasını ve ihracata odaklı desteklerin hızla sahaya yansıtılmasını istedi.

İTO Başkanı Avdagiç’ten ekonomi ve dış ticaret analizi
Kanal 6
16
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamalarda Türkiye ve dünya ekonomisindeki son gelişmeleri kapsamlı bir şekilde değerlendirdi. Yılın ilk yarısında küresel ve bölgesel düzeyde yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine değinen Avdagiç, reel sektörün güncel beklentilerini, KOBİ'lerin dijitalleşme sürecini, Avrupa Birliği ve ABD ile olan ilişkilerde beliren yeni fırsat kapılarını aktardı. ZORLU COĞRAFYADA DİRENÇLİ BİR İLK YARI VE ENFLASYON PATİKASI Avdagiç, yılın başında patlak veren ABD/İsrail-İran Savaşı'nın küresel pazarlarda beklenmedik bir enerji maliyeti şoku yarattığını ifade etti. Bu durumun enerji fiyatlarında yüksek oynaklığa ve tedarik hatlarında ciddi belirsizliklere yol açtığını belirten Avdagiç, dış kaynaklı bu baskının hem enflasyon hem de ihracatçıların maliyetleri üzerinde ilave bir yük oluşturduğunu kaydetti. Yaşanan tüm bu zorluklara rağmen Türkiye'nin yılın ilk yarısını dirençli bir şekilde geride bıraktığını vurgulayan İTO Başkanı, makro düzeyde dezenflasyon sürecinde kalmanın en büyük kazanım olduğunu söyledi. Haziran ayında yıllık bazda yüzde 32 seviyesinde gerçekleşen ve aylık artışı yüzde 1'in altına inerek son altı ayın en düşük seviyesini gören enflasyonun, uygulanan kararlı programın dış şoklara rağmen başarıyla mesafe katettiğinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti. SANAYİDE DARALMA VE KUR-ENFLASYON MAKASI Ekonomideki genel büyüme trendine rağmen sanayi sektörünün bu büyümeden pay alamadığına dikkat çeken Şekib Avdagiç, ilk çeyrekte genel ekonominin yüzde 2,5 büyümesine karşılık sanayinin yüzde 0,8 daraldığını hatırlattı. Bu dengesizliğin giderilmesi için acil ve kararlı tedbirlerin devreye alınması gerektiğini dile getiren Avdagiç, özellikle yurt içi maliyetler ile döviz kuru arasındaki makasın giderek açılmasından duyduğu endişeyi paylaştı. Yılın ilk 6 ayında sepet kurun ortalama artışı yüzde 7,03 seviyesindeyken, TÜFE ve ÜFE ortalamasının yüzde 16,9 olarak gerçekleştiğini belirterek, reel sektörün en büyük beklentisinin bu makasın kapanması ve kur ile enflasyon arasındaki tarihsel korelasyonun yeniden sağlıklı bir dengeye kavuşturulması olduğunu ifade etti. SEÇİCİ FİNANSMAN VE YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRETİM VURGUSU Dezenflasyon sürecinin reel sektörde gerçek bir rahatlama yaratabilmesi için finansman maliyetlerinin ve kur seviyelerinin daha makul bir düzeye gelmesi gerektiğini söyleyen Avdagiç, para politikasındaki sıkı duruşun korunmasını desteklediklerini aktardı. Ancak bu süreçte üretime, yatırıma ve ihracata yönelik seçici ve hedefli kredi kanallarının mutlaka açık tutulması gerektiğini vurgulayan Avdagiç, piyasaya kontrolsüz ve ucuz para sunmak yerine yalnızca üreten ve ihraç eden kesimlerin erişebileceği finansman modellerinin önemine değindi. Teşviklerin düşük katma değerli alanlar yerine yüksek teknolojiye, AR-GE çalışmalarına, yerli ve yeşil üretime yönlendirilmesi gerektiğini savunan İTO Başkanı, cari açığın en büyük kaynağı olan enerji ithalatına karşı yenilenebilir enerji yatırımlarının hem ekonomik hem de stratejik bir öncelik olarak ele alınması gerektiğini ekledi. Ayrıca büyük ölçekli ve kurumsal şirketlerin yapay zeka ile dijitalleşmede ciddi mesafe katettiğini, ancak KOBİ'lerde hazırlık düzeyinin henüz arzu edilen noktada olmadığını belirten Avdagiç, İTO olarak KOBİ'leri bu dönüşüm sürecine hazırlamak için farkındalık, eğitim ve mentörlük köprüleri kurmaya devam edeceklerini ifade etti. AVRUPA BİRLİĞİ İLE YENİ ORTAKLIK VE TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ROLÜ Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat penceresi açıldığını belirten Şekib Avdagiç, ABD-Çin rekabeti ve Avrupa’nın tedarik zincirlerini daha yakın ve güvenli coğrafyalara kaydırma stratejisinin Türkiye’yi öne çıkardığını ifade etti. Türkiye'nin coğrafi konumu, Gümrük Birliği entegrasyonu, genç iş gücü ve esnek üretim kabiliyetiyle Avrupa'nın doğal üretim üssü olmaya en güçlü aday olduğunu söyleyen Avdagiç, Avrupa Birliği'nin kendi ekonomik güvenliğini sağlarken Türkiye gibi güçlü ve güvenilir bir ortağı göz ardı edemeyeceğini vurguladı. Gümrük Birliği'nin hizmetler, tarım, kamu alımları ve dijital ticareti kapsayacak şekilde güncellenmesinin her iki tarafın da çıkarına olacağını belirten Avdagiç, Yeşil Mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi uyum süreçlerinin de Türk ihracatçısı için büyük bir avantaja dönüştürülebileceğini kaydetti. ABD İLE İLİŞKİLERDE YENİ DÖNEM VE SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ BAŞARI ABD ile ilişkilerde CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönündeki siyasi iradenin en üst düzeyde ortaya konmasının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Avdagiç, savunma sanayisindeki tablonun artık çok daha netleştiğini belirtti. Türkiye'nin F-35 programına dönüş ihtimalinin yeniden konuşulması, milli muharip uçak KAAN için motor tedarik süreçlerinin ele alınması ve ASELSAN, ROKETSAN, STM gibi savunma devlerinin NATO programlarına dahil olmasının, Türk savunma sanayisinin küresel ittifaka değer katan bağımsız bir aktör haline geldiğini kanıtladığını söyledi. Siyasi ve askeri alandaki bu normalleşmenin ticaret rakamlarına da yansımasını beklediklerini ifade eden Avdagiç, iki ülkenin önünde duran 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine, beyaz eşya, otomotiv, hazır giyim ve makine gibi güçlü olunan sektörler sayesinde hızla ulaşılabileceğini kaydetti. SEPA ADIMI: AVRUPA FİNANS SİSTEMİNE TAM ENTEGRASYON Son olarak Türkiye'nin Tek Euro Ödeme Alanı'na (SEPA) katılım için yaptığı niyet başvurusu üzerinde duran İTO Başkanı, bu hamlenin sadece teknik bir düzenleme değil, çok daha büyük bir ekonomik entegrasyon adımı olduğunu dile getirdi. Türkiye ile Avrupa arasındaki günlük euro transferlerinin şu an yüksek komisyonlar ve valör kayıplarıyla gerçekleştiğini belirten Avdagiç, SEPA üyeliğiyle birlikte sınır ötesi işlemlerin yurt içi havale hızına ve maliyetine ineceğini söyledi. Bu durumun özellikle nakit akışı kritik öneme sahip KOBİ'ler ve ihracatçılar için doğrudan bir rekabet üstünlüğü sağlayacağını ifade eden Avdagiç, bu adımı Gümrük Birliği'nin modernizasyonu ve vize serbestisi süreçleriyle birlikte Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinde yeni bir olgunlaşma döneminin simgesi olarak gördüklerini sözlerine ekledi.
Kaynağa Git

İlgili Haberler