AKP’nin iktidarlığı ile birlikte sağlık alanında hayata geçirilen politikalar, kamusal sağlık hizmetlerinin giderek daralmasına ve özel sektörün sistem içindeki ağırlığının artmasına yol açtı.
Sağlıkta Dönüşüm Programı adı altında yürürlüğe konulan uygulamalarla sağlık hizmetleri adım adım piyasaya açılırken, ortaya çıkan tablonun bedelini hem hastalar hem de sağlıkçılar ödedi. Sağlık tesislerinin satışa çıkarılmasının ardından devlet hastanelerinde laboratuvar, görüntüleme, bakım-onarım ve bazı yüksek maliyetli sağlık hizmetlerinin dışarıdan satın alınmasının önünü açabileceği belirtilen düzenleme hazırlıkları tartışmaları büyüttü. Sağlık meslek örgütleri, ‘‘Hastaların cebinden yaptığı harcamalar artacak, kamu kaynakları ise özel şirketlere aktarılacak’’ dedi.
CEPTEN ÖDEME ARTACAK
Sağlık hizmetine erişim ve nitelikli hizmet alma hakkı her geçen gün daha fazla tartışılır hale gelirken, geçen hafta gündeme gelen yeni yasa hazırlığı dikkat çekti. İddialara göre şehir hastanelerinde uygulanan Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeli kapsamındaki dışarıdan hizmet alımı yöntemi devlet hastanelerine de yaygınlaştırılacak. Hazırlanan taslakla danışmanlık, araştırma-geliştirme ve ileri teknoloji gerektiren bazı tıbbi hizmetlerin özel şirketlerden satın alınmasının önü açılacak.
AKP ile birlikte 2003’te hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ile sağlık hizmetlerinin finansman ve sunum modeli köklü biçimde değiştirildi. Genel Sağlık Sigortası’nın yaygınlaştırılmasıyla özel hastanelerin sistem içindeki payı büyüdü. SGK ile yapılan anlaşmalar sayesinde milyonlarca yurttaş özel hastanelere yönlendirilirken kamu kaynakları da giderek daha fazla özel sağlık kuruluşlarına aktarıldı. 2005’te SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesinin ardından sağlık ocakları kapatıldı, aile hekimliği sistemine geçildi. Kamu hastanelerinde yoğunluk arttı. Randevu krizleri, uzun bekleme süreleri ve malzeme eksiklikleri nedeniyle yurttaşlar ya aylarca sıra beklemek ya da cepten ödeme yaparak özel sağlık kuruluşlarına gitmek zorunda kaldı.
Özelleştirme tartışmalarının merkezinde ise Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle kurulan şehir hastaneleri yer aldı. Devletin özel şirketler tarafından yapılan hastanelere yıllarca kira ve hizmet bedeli ödemesi, kamu kaynaklarının sermayeye aktarıldığı tepkilerine neden oldu. "Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yıllardır hazırlanan süreç işletiliyor. Sağlık hizmetlerinin piyasaya açılması adım adım gerçekleştirildi" diyen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Mehmet Sıddık Akın, bugün tartışılan düzenlemelerin de bu sürecin devamı olduğunu söyledi.
Taşeronlaşmanın yıllar içinde genişletildiğine dikkat çeken Akın yemekhane, güvenlik ve görüntüleme hizmetlerinden sonra bazı sağlık çalışanlarının dahi taşeron şirketler aracılığıyla istihdam edildiğini söyledi. Sağlık hizmetlerinin piyasa koşullarına açılmasının yurttaşlar açısından daha fazla ödeme anlamına geldiğini vurgulayan Akın, katılım paylarının ve ilave ücretlerin yükseldiğini, karşılanan ilaç sayısının azaldığını söyledi. Akın, "Eskiden hastane koridorlarında yaşanan kuyruklar bugün MHRS ekranlarında yaşanıyor’’ dedi.
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Derya Uğur ise Sağlıkta Dönüşüm Programı ile kamusal sağlık hizmetlerinin yıllardır piyasalaştırıldığını, şimdi de şehir hastanelerinde uygulanan KÖİ modelinin devlet hastanelerine yaygınlaştırılmak istendiğini söyledi. Hazırlanan düzenlemelerin kamusal sağlık hizmetlerini tasfiye etmeyi amaçladığını söyleyen Uğur, "Devlet yalnızca bina kirasını ödeyen ve hekim görevlendiren bir yapıya indirgenirken, hastanelerin işleyişi özel şirketlerin kontrolüne bırakılmak isteniyor" dedi.
Sağlık sistemindeki temel sorunun personel eksikliği olduğunu vurgulayan Uğur, "Sağlık hizmetleri personel yetersizliği nedeniyle her geçen gün daha da ağır bir krize sürüklenmektedir. Buna rağmen iktidar, kadrolu istihdamı artırmak yerine sağlık hizmetlerini özel şirketlere devretmeyi tercih etmektedir. Eğer amaç sağlık sisteminin sorunlarını çözmek değil de ‘dostlar alışverişte görsün’ anlayışıyla göstermelik düzenlemeler yapmaksa, hiç zahmet etmeyin. Sağlık emekçilerinin de yurttaşların da makyajlanmış metinlere, süslü başlıklara ve günü kurtarmaya dönük uygulamalara ihtiyacı yoktur’’ dedi.