Futbolun en büyük sahnesinde, tarihin sadece gollerle değil, ilklerle yazıldığı o ana gidelim: 1974 Dünya Kupası, Batı Almanya.
Türkiye o yıl sahada değildi ama bir Türk, dünya futbol tarihinin en ikonik anlarından birine imza atmak üzere Berlin Olimpiyat Stadı'na ayak basıyordu: Doğan Babacan.
Pek çok kişi bilmez ama 1970 yılına kadar futbol dünyasında kartlar yoktu. Hakemler oyuncuları sadece sözle oyundan atabiliyordu; tıpkı 1930'da Peru'lu Galindo'nun başına geldiği gibi. Ancak 1974'e gelindiğinde, cebindeki o küçük renkli kartlar henüz çok yeni bir icattı ve dünya kupası tarihinde kimse tarafından havaya kaldırılmamıştı.
Ta ki o ana kadar...
14 Haziran 1974. Batı Almanya - Şili karşılaşması. Maçın sertliği dorukta. Şilili Carlos Caszely rakibine sert bir müdahalede bulunuyor. Tüm dünya nefesini tutmuş hakemin ne yapacağını beklerken, Doğan Babacan elini cebine atıyor.
Ve o an... Futbol tarihinin o güne kadar sadece kâğıt üzerinde var olan en sert sembolü ilk kez sahneye çıkıyor. Babacan, elindeki kırmızı kartı havaya kaldırıyor!
Bu, bir Dünya Kupası'nda gösterilen ilk fiziksel kırmızı kart olarak tarihe geçiyor. Şaşkın bakışlar, yükselen itirazlar... Ama Babacan'ın otoritesi sarsılmaz. O, sadece bir oyuncuyu dışarı göndermiyor; modern futbolun disiplin kurallarını tüm dünyanın gözü önünde ilk kez mühürlüyor.
Doğan Babacan o gün Berlin'de sadece bir maç yönetmedi. Bir ilki gerçekleştirerek, Türk hakemliğinin adını futbolun en prestijli rekorlar kitabına, yani Guinness'e kadar uzanan bir hikâyeyle kazıdı.
Bugün futbol sahalarında gördüğümüz her kırmızı kartın arkasında, o gün Doğan Babacan'ın Berlin'de yükselen kararlı eli ve siyah-beyaz düdüğünün yankısı var.
Dinlemek için tıklayın