Arabesk müziğin kadın sanatçılarından 26 Eylül 2025 gecesi hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. İlk aşamada "talihsiz bir kaza" olarak değerlendirilen olay, soruşturma kapsamında elde edilen kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve bilirkişi incelemeleri sonrası farklı bir boyut kazandı.
Savcılık tarafından hazırlanan ve kamuoyunda merakla beklenen iddianamede, adli tıp raporları, kriminal incelemeler, teknik analizler ile soruşturma dosyasına giren tanık beyanlarının yer alacağı öğrenildi. Olaydan 78 gün sonra verilen tutuklama kararlarıyla birlikte soruşturma süreci yeni bir aşamaya geçti.
Olay sonrasında ev içi güvenlik kamerası kayıtları soruşturma dosyasına girdi. Görüntülerde Güllü'nün bir odadan çıkarak terasa yöneldiği, kısa süre sonra duyulan seslerin ardından kızı ile arkadaşının evden dışarı koştuğu görüldü. Daha sonra ortaya çıkan görüntülerin tamamı kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, olay anına ilişkin ses kayıtları ve bazı görüntü detayları farklı değerlendirmelere neden oldu.
İLK İFADELERDE “KAZA” VURGUSU
Soruşturmanın ilk aşamasında ifade veren Tuğyan Ülkem Gülter, annesinin Roman havası eşliğinde oynadığı sırada dengesini kaybederek düştüğünü söyledi. Aile üyelerinin de benzer yönde ifade verdiği öğrenildi. Tuğberk Yağız Gülter ise annesinin zaman zaman denge problemi yaşadığını ve özellikle alkol aldığı dönemlerde dengesini kaybedebildiğini belirtti. Dosyaya giren bilgilere göre sanatçının olaydan yaklaşık bir hafta önce aynı evde düşerek tedavi gördüğü de tespit edildi.
ADLİ TIP RAPORLARI NE DEDİ?
Soruşturmanın en önemli aşamalarından biri adli tıp incelemeleri oldu. Hazırlanan raporlarda Güllü'nün vücudunda yüksekten düşmeye bağlı ağır travmalar, çok sayıda kırık, iç organ yaralanmaları ve kafa içi kanama tespit edildi. Ölüm nedeninin yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması olduğu belirtildi. Biyolojik incelemelerde ise sanatçı dışında herhangi bir kişiye ait DNA profiline rastlanmadı. Özellikle tırnak örneklerinde başka bir DNA bulunmaması, olay öncesinde bir boğuşma yaşandığı iddialarını zayıflatan unsurlar arasında yer aldı. Olayla ilgili soruşturmayı derinleştiren savcılık, bilirkişi raporuyla dengenin kendi kendine kaybedilmediği, bir dış kuvvet veya fiziksel temasla, yani itilerek düşmenin gerçekleştiği yönündeki sonuca ulaştı.
KANINDA 3,53 PROMİL ALKOL ÇIKTI
Kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri de toksikoloji raporu oldu. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda Güllü'nün kanında 3,53 promil alkol bulunduğu açıklandı. Ayrıca düşük dozda reçeteli ilaç kalıntılarına rastlanırken, uyuşturucu veya zehirleyici herhangi bir madde tespit edilmedi.
Dosya uzun süre "kaza" ihtimali üzerinden ilerlerken, sanatçının eski patronu Ferdi Aydın'ın ortaya attığı iddialar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Aydın, Güllü'nün kızı hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bazı tanıkların, geçmiş yıllarda anne-kız arasında ciddi sorunlar yaşandığını, hatta ölüm tehditleri içeren mesajlar gördüklerini öne sürdüğünü açıkladı. Bunun üzerine soruşturma farklı bir boyut kazandı. Savcılık, söz konusu iddiaları da dosyaya dahil ederek tanıkları dinledi.
"Annemi öldürmek için bir katil bulur musun" ve "Yeter artık ben kendimi öldüreceğim, annemi öldüreceğim" gibi mesajların ortaya çıkmasının ardından ifade veren Tuğyan Ülkem Gülter ise söz konusu yazışmaların annesiyle yaşadığı geçici bir kırgınlık dönemine ait olduğunu söyledi. Annesiyle kısa süre sonra barıştıklarını belirten Gülter, olay gecesi yaşananların tamamen bir kaza olduğunu savundu.
Dosyadaki en sarsıcı iddialardan biri tanık Bircan D.'den geldi. Savcılık ifadesinde cenazeden sonra Tuğyan'ın kendisine, "Abla iyi ki o zaman beni durdurmuşsun, keşke bu defa da engel olabilseydin, ben yaptım ama çok pişmanım abla" dediğini öne sürmüştü. Bu ifade soruşturmanın yönünü değiştiren beyanlardan biri oldu.
Güllü'nün ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma çerçevesinde, fiziki ve teknik takibe alınan Tuğyan Ülkem Gülter, arkadaşı Sultan Nur Ulu ile beraberindeki 2 kişi valizlerini hazırlayıp yurt dışına kaçmak için hazırlanırken 11 Aralık 2025'te İstanbul'da gözaltına alındı. Nur Sultan Ulu, ifadesinde Tuğyan'ın annesini kalçasının altından bacaklarına sarılarak hafifçe yukarı kaldırdığını ve hemen ardından aşağı ittiğini söylemişti. Bu ifade Tuğyan'ın tutuklanmasına önemli rol oynadı. Soruşturma kapsamında Tuğyan Ülkem Gülter 13 Aralık 2025'te tutuklanırken, Sultan Nur Ulu hakkında ise ev hapsi tedbiri uygulandı.
Öte yandan Gülter'in eski nişanlısı Kervan Eminoğlu, ifade sonrası 'kasten öldürmeye azmettirme' şüphesiyle gözaltına alınıp sonrasında adli kontrolle serbest bırakıldı.