Ana içeriğe geç

Haluk Görgün: Barış ve istikrardan yana olanlar, her zamankinden daha çok caydırıcı olmalıdır

SAVUNMA Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Dünyaya şöyle bir baktığımızda, özellikle güvenlik hiyerarşisinin kurallarının yeniden şekillendiği bir dönemi gözden geçirdiğimiz bu sıralarda, özellikle barış ve istikrardan yana olanların her zamankinden daha da çok caydırıcı olmaları gerektiği aşikardır.

Haluk Görgün: Barış ve istikrardan yana olanlar, her zamankinden daha çok caydırıcı olmalıdır
Haberler.com
16

SAVUNMA Sanayii Başkanı Haluk Görgün, "Dünyaya şöyle bir baktığımızda, özellikle güvenlik hiyerarşisinin kurallarının yeniden şekillendiği bir dönemi gözden geçirdiğimiz bu sıralarda, özellikle barış ve istikrardan yana olanların her zamankinden daha da çok caydırıcı olmaları gerektiği aşikardır. Öngörülemezliğin temel norm haline geldiği bu dönemde, hamdolsun biz Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle dolu dizgin hazırlıklarla gidiyoruz" dedi.

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) Ana Hizmet Binası'ndaki haziran ayı meclis toplantısına katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın ev sahipliğinde düzenlenen meclis toplantısında konuşan Görgün, "Bursa, Türkiye'de ilk organize sanayi bölgesine ev sahipliği yapmış, bugün işte o alandayız çok şükür. Bursa, 1961 tarihinde ilk kurulan organize sanayi bölgesinin yanında bugün 16 daha ilave ederek 17 OSB'siyle, 96 bini aşan aktif firması ve 800 binin üzerindeki istihdamıyla ülkemizin üretim gücünün önemli merkezlerinden bir tanesi. 130'un üzerinde araştırma merkezi, 31 tasarım merkezi, 2 teknopark, 3 üniversite ile ekosistem; üretimini bilgi, tasarım, mühendislikle destekleyen bir şehrimiz" diye konuştu.

'SON 23 YILDA EŞİNE RASTLANMAZ BİR SAVUNMA SANAYİ VİZYONU'

Değişen güven anlayışının ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar için içinde önemli olduğunu söyleyen Görgün, "Dünyaya şöyle bir baktığımızda, özellikle güvenlik hiyerarşisinin kurallarının yeniden şekillendiği bir dönemi gözden geçirdiğimiz bu sıralarda, özellikle barış ve istikrardan yana olanların her zamankinden daha da caydırıcı olmaları gerektiği aşikardır. Caydırıcılık, son dönemlerdeki sıcak bölgelerdeki çatışmalara da bakıldığında; envanterdeki platform sayısı, envanterlerdeki mühimmat sayısının ötesinde üretim kapasitesinin, tedarik zinciri derinliğinin, mühendislik kabiliyetinin, kritik bileşenlere erişme hızının, stok yenileme hızının ve finansal sürdürülebilirliğin, test ve sertifikasyon altyapılarının ne kadar güçlü olduğuyla ölçülmesi gerektiğini gözlemledik. Öngörülemezliğin temel norm haline geldiği bu dönemde, hamdolsun biz Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle dolu dizgin hazırlıklarla gidiyoruz. Özellikle 2004 yılında Savunma Sanayii İcra Kurulu Komitesinde aldığı kararla ihtiyacımız olan her şeyin yerli milli üretilmesi konusunda ortaya koyduğu irade; Türk sanayicisine, Türk mühendisine, Türk gençliğine duyduğu güvenle hamdolsun son 23 yılda tam bağımsız savunma sanayii vizyonuyla eşine rastlanmaz bir dönüşümle devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE İHTİYAÇ DUYULAN ÜRÜNLERİ 180 ÜLKEYE İHRAÇ EDEN BİR KONUMA GELDİ'

Türkiye'nin yıllar içinde eşi ve benzeri görülmemiş bir vizyonla büyüdüğünü, bu vizyonu herkesten önce görüp hareket etmenin en büyük avantaj olduğunu vurgulayan Haluk Görgün, "Dünyanın bir kısmı bu vizyonu ancak görebiliyor. Türkiye, Savunma Sanayii Başkanlığının üstlendiği sorumluluk ve ihtiyaç makamlarıyla yürüttüğü eşgüdümlü çalışmalar sayesinde dışa bağımlılığı önemli ölçüde azaltarak yerli ve milli üretimde yüzde 80'in üzerinde bir seviyeye ulaştı. İhtiyaç duyulan kritik teknolojilerin altyapısının oluşturulması ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine yönelik sistematik çalışmalarla Türkiye, yalnızca tek bir alanda değil; kara, deniz, hava, uzay ve denizaltı başta olmak üzere bir ülkenin ihtiyaç duyabileceği tüm alanlarda ürün geliştiren ve bu ürünleri 180'in üzerinde ülkeye ihraç eden bir konuma geldi" diye konuştu.

'GEÇTİĞİMİZ YILI 11 MİLYAR DOLAR İHRACATLA KAPATTIK'

Ankara'da yapılacak NATO zirvesi hakkında da konuşan Görgün, "İnşallah önümüzdeki hafta NATO Zirvesi Ankara'da gerçekleştirilecek. NATO Genel Sekreteri de her fırsatta Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesine dikkat çekiyor. Üretim gücümüzü, çevikliğimizi, altyapımızı ve sahip olduğumuz kabiliyetleri NATO üyelerine anlatıyor. Bugün 4 bin 500'ün üzerinde firma, bin 400'ü aşkın proje ve 100 binin üzerinde istihdamla güçlü ve derinlikli bir savunma sanayii ekosistemine sahibiz. 2002 yılında savunma sanayii ihracatımız 250 milyon dolar seviyesindeydi. Geçtiğimiz yılı ise yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracatla kapattık. Artık 20 yıl önce bir yılda gerçekleştirdiğimiz ihracatı bugün bir haftada yapabilecek seviyeye ulaştık. Aylık ortalama savunma sanayii ihracatımız ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyine çıktı. İSO 500 verileri yakından takip etmişsinizdir, bu dönüşümün yüksek katma değer boyutunu da açıkça göstermektedir. Listeye giren 11 savunma ve havacılık şirketimiz, İSO 500'deki firma sayısının yalnızca yüzde 2'sini oluşturmasına karşın toplam brüt katma değerin yüzde 16.6'sını, istihdamın yüzde 10.5'ini ve ihracatın ise yüzde 8.6'sını gerçekleştirmekte. Bu tablo aynı zamanda önümüzdeki dönemin de önceliğini bizlere göstermektedir" ifadelerini kullandı.

'SAHADA DA MASADA DA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE BULUNMAKTA'

Toplantıda savunma sanayisini bağımsızlığın ve istikbalin bir teminatı olarak gördüğünü ve bu sektörün sadece bir askeri güç olmadığını ifade eden BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise "Bulunduğumuz coğrafya ateş çemberi içinde ve bu durum güçlü bir savunma kabiliyetini tercih değil tarihi bir sorumluluk haline getirmekte. Şükürler olsun ki bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sahada da masada da güçlü bir Türkiye bulunmakta. Milli sistemlerimizin sağlamış olduğu kabiliyetlerle ülkemiz hareket alanını genişletmiş ve başta terör olmak üzere ülkemiz üzerinde hain emelleri bulunan tüm kesimlere karşı gerekli cevabı sahada vermektedir. Karadeniz'de Rusya Ukrayna Savaşı'nda da İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasında süren savaşta da ülkemiz barışın tesisi için diplomasi kanallarını her zaman açık tutmuş bölgenin hamisi ve teminatı konumuna yükselmiştir. Bugün bölgemizde Türkiye'nin içinde yer almadığı, Türkiye'nin rıza göstermediği bir senaryonun başarıya ulaşması da imkansızdır. Masadaki bu diplomatik gücümüzün ve oyun kurucu rolümüzün arkasındaki en büyük dayanak ise savunma sanayimizin bize kazandırmış olduğu askeri mukavemettir" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler