İş dünyasının ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerine her gün bir yenisi ekleniyor.
Ekonomi politikaları ve durdurulamayan maliyet artışları Türkiye'deki üretim altyapısını yerle bir ederken, sanayiciler ayakta kalabilmek için çareyi fabrikalarını Mısır'a taşımakta buluyor.
Ancak Mısır'a giden sanayici de zaman zaman eleştirilerin odağında oluyor. Peki Mısır neden bir seçenek oldu ve bu süreç Türkiye ekonomisini nasıl etkiliyor.
ÜRETİME DEVAM ETMEK İÇİN GİDİYORLAR

Capital dergisine verilen röportaja göre; Boyner Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, Türkiye'de sanayicilerin son dönemlerde yatırımlarını Mısır'a kaydırmasının nedeninin yüksek karlılık hedefi olmadığını aslında üretime devam etmek ve ayakta kalmak için mecbur olarak gerçekleştiğini bildirdi.
"KİMSE GÜLE OYNAYA GİTMİYOR"
Üreticilerin Mısır'a yatırım yapma kararını kendi istekleriyle almadığını ifade eden Boyner, şunları kaydetti:
"Kimse güle oynaya gitmiyor. Başka yol bulamadıkları için tesislerini taşıyorlar" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin nitelikli iş gücü ve sanayi kapasitesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizen Boyner, "Vasıfsız göç alıyor, vasıflı insanımızı kaçırıyoruz. Sanayi de bu süreçten kaçmaya başladı. Bu planda yoktu. Üretimin matematiğini bu topraklarda yeniden kurmak zorundayız."
Boyner Grup olarak Türkiye'deki üretimden vazgeçmeyeceklerini söyleyen ve katma değerli ihracata odaklanmayı sürdüreceklerini bildiren Cem Boyner "Bu dönemde daha fazla içimize döndük. Sıfır hata ve sıfır kaçak politikamızla üretmeye devam ediyoruz. Buradayız ve kalıcıyız" dedi.
"MISIR, POLİTİKASIZLIĞIN SONUCU"
Türkiye'nin en büyük ihracat şampiyonlarının, vergi rekortmenlerinin ve dev üreticilerinin rotasını Mısır'a çevirdiğine işaret eden Cem Boyner, bu tablonun temelinde yatan asıl sebebin kârlılık değil, sürdürülebilirlik problemi olduğunu vurguladı.
Boyner, bu duruma ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Mısır'a gitmek bir tercih veya daha çok kazanma arzusu değil; sanayici için bir tutunabilme kavgasıdır. Son 3 yılda uygulanan ekonomi politikaları sürdürülebilir olamadı ve sanayimiz rekabetçi avantajlarını kaybetti."
"Türkiye'de üretmenin matematiği tutmayınca, sanayici ya işten vazgeçmek ya da üretip satabileceği başka bir coğrafyaya gitmek zorunda kalıyor."
"Kimse kendi evini, düzenini bırakıp tesisini başka bir yere taşımak ve lig değiştirmek istemez; yaşanan bu durum bir politikanın değil, maalesef politikasızlığın sonucu."
Mısır'ın Türkiye'ye kıyasla daha öngörülebilir bir ülke olmadığını da sözlerine ekleyen Boyner, "Mısır'a giden meslektaşlarımız hiç akılsız değil; olan biteni önceden görüp kendilerini yedekliyorlar. Ancak bu gidişat Türkiye ekonomisi ve istihdamı için doğru değil. Bizim için tek bir kişiyi bile istihdamdan düşürmemek, arkada bırakmamak esastır" dedi.
ENFLASYONLA MÜCADELEDE SİLAHLAR ESKİDİ
Türkiye'nin çok ciddi bir maliyet enflasyonuyla boğuştuğunu, iç piyasadaki talebin durgunlaştığını ve mevcut maliyetlerle dışarıya ihracat yapmanın cazibesini yitirdiğini aktaran Boyner, enflasyonla mücadele politikalarında para arzı, kur ve faiz üçgenine sıkışılıp kalındığını belirtti. Boyner şunları kaydetti:
"Hep aynı üç silahı kullana kullana eskittik. Bu silahlarla gelebileceğimiz sınır yüzde 30'lar seviyesiydi ve orada takıldık. Artık arzı artırmamız, maliyetleri düşürmemiz ve sanayimizi yeniden üretim kapasitesine yatırım yapabilir hale getirmemiz gerekiyor"
"KİMSE KENDİ EVİNİ BIRAKMAK İSTEMEZ"

Boyner Grubu olarak tehlike sinyallerini çok önceden aldıklarını ve Türkiye'nin yüksek katma değerli ürünlere geçiş yapmasını mecburi gördüklerini belirten Boyner, holdingin üretim performansını sayısal verilerle paylaştı.
Altınyıldız markası bünyesinde üretimi gerçekleştirilen bir kilo ürünün değerinin 45 dolar sınırının üzerine çıkarıldığını kaydeden Boyner; Bahariye markasının da bünyeye dahil edilmesi ve müşteri ağının genişletilmesiyle birlikte üretim hacminin 6 milyon metrekareye yaklaştığını, bu toplam hacmin yüzde 65'inin ise doğrudan ihracata yönlendirildiğini aktardı. Girdi maliyetleri sebebiyle kaybettikleri müşteriler olduğunu da inkar etmeyen Boyner, "Türkiye'de yapacağımız yatırımlarla ciddi maliyet tasarrufu sağlayabilirsek, o zaman zaten kimsenin Mısır'a gitmesine gerek kalmayacak. Kimse kendi evini bırakıp tesisini başka bir coğrafyaya taşımak istemez" dedi.
Mevcut duruma yönelik uyarısını çarpıcı bir benzetmeyle pekiştiren Boyner, "Leğendeki bebeği banyo suyuyla birlikte balkona dökmemek gerekiyor. O bebek Türkiye'deki sanayinin ta kendisi. Onlarca yıldır biriktirilen milyonlarca müşteri ve sanayi kapasitesi. Altı ay piyasadan çekilip sonra 'ben geldim' diyemezsin" şeklinde konuştu.
80 MİLYONLUK NÜFUS AL-SAT İLE YAŞAYAMAZ
Cem Boyner, Türkiye'nin köklü sanayi geçmişine dikkat çekerken şu uyarıda bulundu:
"Türkiye 3 yıllık bir ülke değil, ben de 3 yıldır iş hayatında değilim. Geçtiğimiz 40 yılı yokmuş gibi sayamayız ve bugünkü durumun kalıcı ve kader olduğunu düşünemeyiz. Bu da geçecek. Yeter ki birkaç yeşil ot kalsın ki, suladığımız zaman tekrar çimler çıksın… Üretmezsen zenginleşemezsin. 80 milyonluk nüfus al-sat ile yaşayamaz. Tarımdan sanayiye üreterek yaşar, gelişir."