Birleşik Krallık hükümeti, 16 ve 17 yaşındaki gençlerin sosyal medya kullanımına gece saatlerinde sınırlama getirmeye hazırlanıyor.
Hükümetin planına göre Instagram, TikTok ve YouTube gibi uygulamalar, gece yarısından sabah 06.00’ya kadar bu yaş grubuna varsayılan olarak kapatılacak. Ancak gençler isterlerse ayarları değiştirerek kısıtlamayı kaldırabilecek.
Otomatik video oynatma ve sonsuz kaydırma gibi kullanıcıları uygulamada daha uzun süre tutan özellikler de varsayılan olarak devre dışı bırakılacak. Düzenlemeyle gençlerin uyku kalitesinin, derslere odaklanmasının ve aile ilişkilerinin iyileştirilmesi amaçlanıyor.
Peki, yasal düzenlemelerin dışında ebeveynler çocuklarının ekran başında geçirdiği süreyi nasıl azaltabilir? BBC’nin görüştüğü çocuk psikologları ve ebeveynlik uzmanları beş öneride bulunuyor.
1. Küçük ve uygulanabilir adımlarla başlayın
Çocuğuna daha önce telefon veya tablet veren bazı ebeveynler, ekran süresi sorununu çözmek için cihazı tamamen ortadan kaldırmayı düşünebiliyor. Çocuk psikoloğu Dr. Jane Gilmour’a göre bu yaklaşım her zaman verimli sonuç vermiyor.
Alışkanlıkları değiştirmenin zor olduğuna dikkat çeken Gilmour, yeni kuralların ekran süresi nedeniyle çıkan bir tartışmanın ortasında değil, herkesin sakin olduğu bir zamanda konuşulmasını öneriyor.
İlk adım olarak evde telefon ve tabletlerin bırakılacağı belirli bir yer oluşturulabilir. Örneğin bütün cihazlar için ortak bir şarj alanı veya dolap belirlenebilir. Telefonlar kullanılmadığı zaman bu noktaya bırakılarak sürekli ulaşılabilir olmaktan çıkarılabilir.
Uzmanlara göre ilk günden katı ve uzun süreli yasaklar koymak yerine, yemek saatlerinde veya uyumadan önce cihazları kaldırmak gibi uygulanabilir kurallarla başlamak daha etkili olabilir.
2. Kuralları birlikte belirleyin
Çocuk psikoloğu Dr. Maryhan Baker, özellikle büyük çocuklar ve gençler söz konusu olduğunda kuralları tek taraflı dayatmak yerine onları karar sürecine katmanın daha yararlı olduğunu belirtiyor.
Ebeveynlerin, sosyal medyanın gençler açısından yalnızca eğlence anlamına gelmediğini; arkadaşlarıyla iletişim kurdukları ve sosyal çevrenin parçası oldukları bir alan olduğunu kabul etmesi gerekiyor.
Baker’a göre ebeveynler, çocuklarına sosyal medya kullanmamaları gerektiğini söylemek yerine günün hangi bölümlerinin telefonsuz geçirilebileceğini birlikte belirlemeli.
Ebeveynlik danışmanı Olivia Edwards da işbirliğinin güçlü bir ebeveyn-çocuk ilişkisine bağlı olduğunu söylüyor. Ebeveynin çocuğun internette izlediği içeriklere gerçek bir ilgi göstermesi, ekran kullanımıyla ilgili konuşmaların yalnızca yasak ve ceza üzerinden yürütülmesini önleyebilir.
3. Ekran süresini öğrenme fırsatına dönüştürün
Sosyal medya eğilimleri ve kullanılan uygulamalar hızla değiştiği için ebeveynler çocuklarının çevrim içi dünyasını takip etmekte zorlanabiliyor. Ancak uzmanlar, bu durumu çocuklarla birlikte öğrenme fırsatına dönüştürmeyi öneriyor.
Ebeveynler çocuklarına uygulamaların nasıl çalıştığını, kullanıcıları ekranda tutmak için hangi yöntemlerden yararlandığını ve şirketlerin uzun kullanım sürelerinden nasıl gelir elde ettiğini sorabilir.
Bu konuşmalar sayesinde çocukların otomatik oynatma, bildirimler, kişiselleştirilmiş öneriler ve sonsuz kaydırma gibi özelliklerin tesadüfen tasarlanmadığını anlamaları sağlanabilir.
Ekran süresi aynı zamanda dijital okuryazarlık eğitimi için de kullanılabilir. Ebeveynler, çocuklarıyla karşılaştıkları bir içeriği birlikte inceleyerek bilginin doğru olup olmadığını ve hangi kaynaklardan doğrulanabileceğini araştırabilir.
4. Kendi ekran kullanımınızı gözden geçirin
Çocuklar, ebeveynlerinin davranışlarını örnek aldığı için ekran kullanımıyla ilgili kuralların yalnızca onlara uygulanması inandırıcılığını kaybedebilir.
Uzmanlar, ebeveynlerin telefonla ilişkileri konusunda dürüst olmasını ve kendilerinin de zaman zaman gereğinden fazla ekran başında kaldığını kabul etmesini öneriyor.
Örneğin yemek masasında telefon kullanılmaması kararı alınıyorsa bu kurala evdeki yetişkinlerin de uyması gerekiyor. Benzer şekilde yatmadan önce cihazların ortak alana bırakılması bütün aile için uygulanabilir.
Gilmour, hem yetişkinlerin hem de çocukların zaman zaman sıkılmasına izin verilmesi gerektiğini belirtiyor. Sürekli ekrana bakmak dikkati dış dünyaya yöneltirken boş kalmak ve uzaklara dalmak, geçmişi değerlendirmeye ve geleceği hayal etmeye alan açabiliyor. Bu süreç yaratıcılığı da destekleyebiliyor.
Bu nedenle çocuğun yapacak bir şey bulamadığını söylemesi veya bir süre boş boş oturması hemen çözülmesi gereken bir sorun olarak görülmemeli.
5. Paniğe kapılmayın
Ekranların hayatın her alanına girdiği bir dönemde çocuk yetiştirmek ebeveynlerde kaygıya yol açabiliyor. Essex Üniversitesinden dijital iletişim uzmanı Dr. Tony Sampson ise ailelerin sosyal medya konusunda “ahlaki panik” tuzağına düşmemesi gerektiğini söylüyor.
Sampson’a göre bütün gençlerin beynini sosyal medya bağımlılığına yatkınmış gibi değerlendirmek doğru değil. Çocuk ve gençlerin beyinleri nöroplastisite özelliğine sahip; başka bir ifadeyle yetişkinlere kıyasla değişime uyum sağlama ve yeni alışkanlıklar geliştirme kapasiteleri daha yüksek.
Sosyal medya dikkati doğrudan yok etmiyor ancak onu ticari içeriklere ve sürekli etkileşime yönlendiriyor. Bu nedenle asıl hedef teknolojiyi tamamen ortadan kaldırmak yerine çocuğun dikkatini nasıl yönettiğini anlamasını sağlamak olmalı.
Uzmanlara göre bilinçli ve olumlu teknoloji kullanımı; çocukların yaratıcılık, araştırma ve öğrenme becerilerini de destekleyebilir. Ebeveynlerin görevi, ekranı bütünüyle yasaklamak yerine çocuğun teknolojiyle daha dengeli bir ilişki kurmasına yardımcı olmak.