İşte Gürsel Tekin'in açıklamalarından satır başları:
Öncelikle, "parti işgal edildi" gibi ifadeleri şiddetle reddediyorum. Bu tür ayrıştırıcı söylemler çok yanlıştır. Hele ki bizim gibi 40-50 yılını partiye vakfetmiş insanlara "partiyi işgal etti" demek ve sonrasında birisinin CHP Genel Başkanlığı yapması, gerçekten vahim bir durumdur.
İSTANBUL İL KONGRESİNDE YAŞANANLAR
2023 yılında İstanbul İl Kongresi’nde bir dinleyiciydim. Delege değildim; hiçbir görevim yoktu. CHP dediğimiz yapı, farklı kanaatlerin ve görüşlerin bulunduğu, insanların kongrede düşüncelerini özgürce ifade ettiği bir siyasi partidir. O gün herkes birbirini suçladı. Çalmak, çırpmak ve menfaat sağlamak gibi ithamlar ortaya atıldı. Dehşete kapıldım ve bir konuşma yaptım. “Yapmayın bunu” dedim. Çünkü yarın yine yüz yüze bakacaksınız. Basının önünde yapılan bu tür açıklamalar ve suçlamalar şık değildir.
SOSYAL MEDYA TARTIŞMASI MAHKEMELERE TAŞINDI
Neticede öyle bir durum ortaya çıktı ki, bir gençlik kolu başkanıyla bir il başkanı arasında yaşanan sosyal medya tartışması mahkemelere taşındı. Davayı açanların tamamının değişimci olduğunu söyleyebilirim.
CHP'DE İTİRAFÇILIK TARTIŞMASI
Öyle bir noktaya gelindi ki, İstanbul’dan sonra bu operasyonlarla ilgili çok sayıda itirafçı ortaya çıktı. CHP’de yöneticilerin itirafçı arkadaşları olmaz. Ne yazık ki bu itirafçıların bir kısmı CHP üyesi olmasına rağmen haklarında herhangi bir işlem yapılmadı.
CHP TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ KURUMLARINDAN BİRİDİR
Bütün bunlara rağmen çok kritik bir süreçten geçiyoruz. Söz konusu olan CHP’dir. CHP sadece bir parti değildir; Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi Türkiye’nin en önemli kurumlarından biridir. Cumhuriyetin kuruluşunda yer almış, özgürlükler konusunda önemli öncülükler yapmış bir siyasi partidir.
MESELE İYİ NİYETLE ÇÖZÜLEBİLİR
Şimdi geldiğimiz noktada mesele aslında çok sıradan ve kolay çözülebilecek bir meseledir. Eğer iyi niyet varsa çözüm de vardır. İyi niyet yoksa her türlü sorunu bulursunuz.
Hukuksal olarak TBMM’de bu yasa vardır ya da yoktur; bunu ilgili kurumlar değerlendirir. Ancak bu ülkenin gelenekleri vardır, kuralları vardır. Şu anda partinin genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bugün itiraz edenlerin tamamı da varlık sebeplerini büyük ölçüde Sayın Kılıçdaroğlu’na borçludur. Kılıçdaroğlu onların önünü açmış, siyaset yapmalarına imkan sağlamıştır.
Ortada Sayın Kılıçdaroğlu’nun dışında gelişen olaylarda çeşitli sorunlar yaşanmıştır. Bu sorunların çözümü konusunda yapılması gereken şey, Sayın Kılıçdaroğlu ile oturup konuşmaktır. Örneğin Sayın Özgür Özel’in grup başkanı seçildiği gün, "Ne güzel, sorunlar çözülüyor" demiştim. İlk kutlamayı yapanlardan biri bendim. Ardından Sayın Kılıçdaroğlu da kendisini tebrik etmiş ve hayırlı olsun dileklerini iletmişti.
O süreçte genel başkan ile grup başkanının birlikte bir takvim belirlemesi gerekiyordu. Sonuç olarak Yargıtay’daki sürecin de çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Bu süreç tamamlandıktan sonra il ve ilçe kongreleri yapılır, ardından kurultaya gidilir ve tüm bu tartışmalar gündemden düşer.
KURULTAY DELEGELİĞİ SIRADAN BİR GÖREV DEĞİLDİR
Bakın, belediye başkanları transfer olabilir, milletvekilleri parti değiştirebilir. Ancak bir partinin kurultay delegeleri başka bir partiye geçemez; hele ki CHP delegeleri. CHP kurultay delegesi olmak ne demektir biliyor musunuz? Birçok aşamadan, birçok süzgeçten geçerek partinin kaderini belirleyen kişiler arasına giriyorsunuz.
29 delegemiz AK Parti’ye geçti. Buna rağmen herhangi bir kusur ya da hata görülmedi. Bunlar normal karşılanabilir mi? 46 arkadaşımız delege aramak suçlamasıyla tutuklandı. 15 delegemiz sadece itiraz ettiği için partiden ihraç edildi. 4 il başkanımız tutuklandı.
TÜM BU GELİŞMELER ENDİŞE VERİYOR
Bütün bunları görünce dehşet içerisinde kalıyorum. Çünkü yaşananlar yalnızca bireysel meseleler değil, partinin geleceğini ve siyasi kültürünü doğrudan etkileyen gelişmelerdir.
Bu arkadaş, Turgut Koç. Kurultay delegesi, itirafçı olmuş. Parti yönetiminin arkadaşı, kankası ve bu butlan sürecinin hızlanmasında büyük fonksiyonu olan bir isim. Çıkıp "70 daire verdim" diyor. Kim bunlar? Eğer Sayın Kılıçdaroğlu gittiyse, eyvallah diyelim. Ama bütün bunlar hiçbir şey olmamış gibi davranılarak, her şeyin sorumlusu sadece Kılıçdaroğlu'ymuş gibi anlatılıyor.
Bir sürü arkadaş, hukukçu, gazeteci... Arkadaş, bir düşünün. Neden olur? Bir siyasi parti mahkemelere düşer mi? Bir siyasi parti mahkemelere düştüğü zaman bu kabul edilecek bir tutum değildir. Parti yöneticileri olarak ne yapacaksınız? Ancak bu sorunu mahkemelerde çözeceksiniz.
"SOMUT BİR ŞEY GÖSTERİN"
Bunlar hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Tamam, eyvallah; AK Parti bir yerde tuzak kurduysa hepimiz kendimize bakalım. Kendimiz siper etmezsek namussuzum.
Ama bana somut bir şey göstereceksiniz. Kim bunlar? CHP'de 73 tane itirafçı neden var kardeşim? Ben 43 yıldır siyaset yapıyorum. Neden benim bu durumda arkadaşlarım olmadı? Çıkıyor bir tane adam, şu adamlardan dolayı koskoca 103 yıllık partiyi televizyon televizyon dolaşıp konuşuyor. İçin yanıyor.
Bir başka adam çıkıyor, CHP'nin en önemli yöneticilerine rüşvet verdiğini söylüyor. İftira da atabilir. Peki neden suç duyurusunda bulunmadınız? Bir partinin yöneticileri olarak kim bunlar? Kim bunlara akıl hocalığı yapıyor? Türkiye'de siyasi partilere girmenin bir tek yolu vardır: Siyasi bir ayağınız, bir kılavuzunuz olacak.
İSTANBUL SÜRECİ VE MEDYANIN TAVRI
İyi niyetle, İstanbul'la ilgili süreçlerde de şunu söyleyeyim: Yedi düvel üstümüze geldi. Sıcak siyasette, 2016 yılından itibaren Sayın Kılıçdaroğlu'na ve ekibine muhalefet edince tamamen çekildim, sosyal işlerle meşgul oldum. Hiçbir ilgimiz yok. Taraflar arasında sorunlar yaşanıyor. Ortada bir gazete, bir televizyon... Bu dönemde yaşananlar inanılır gibi değil.
GEÇMİŞTEKİ SİYASİ HASSASİYETLER
10 liralık, 8 liralık çelenkten dolayı bakanımızı istifa ettirmişiz. İSKİ meselesinde, Sayın Erdal İnönü döneminde ben başkan yardımcısıydım. "Benim belediyemde soruşturma yapamazsınız" demedi. Tam tersine dilekçe verdi, "Sonuna kadar soruşturun" dedi.
KONGRE VE MAHKEME SÜRECİ
CHP'ye savcılık yazı gönderiyor: "Sizin İstanbul'daki kongreniz sakat olmuş, yenilenmesi gerek. Kongrenin yenilenmesi için bize liste gönderin."
Ama listeyi göndermiyorlar. Sonra aynı mahkeme seçim kuruluna yazı yazıyor: "Biz CHP'den bu listeyi alamadık, siz verin." Seçim kurulu diyor ki: "Bizim arşivlerimiz 5 yıllık. 5 yılı geçtiği için bizde de yok." Daha sonra CHP'ye dava açan tarafın delillerine ilişkin yazı gidiyor. Mahkeme diyor ki: "CHP'ye yazdık, seçim kuruluna yazdık. Maalesef kongre yenilenecek. Acilen bize çağrı heyeti listesi gönderin." Hakim de tarafsız olacak demiş. Hiçbir tarafa taraf olmayacak. 45-50 gün içinde seçim yapılacaktı. Biz o seçimi yapabilseydik, butlan meselesi asla gündeme gelmeyecekti. Neden kardeşim? Kim size yaptırmadı? Hangi el bu işe girdi?
CHP'NİN İRADESİ İPOTEK ALTINA ALINAMAZ
Bu partinin evlatları olarak biz oturacağız, arka kapılarda konuşacağız. Ama şu asla olmayacak: CHP'nin delege iradesine ipotek konulmayacak. Özgür kardeşimle el ele verip bu sorunu çözeceğiz.
"HAİN" SÖZÜ YANLIŞTIR
Baştan itibaren bu kavgalara müdahale etseydiniz, bugün bu sorunları konuşmuyor olacaktık. Ama hiçbir şey olmamış gibi davranıp, "Hain Kemal Kılıçdaroğlu bir gecede çıkmış" demek çok ayıptır, çok günahtır. Bir insanı, bir genel başkanı kim olursa olsun eleştirebilirsiniz. Ama "hain" ne demek ya?