Adalet Bakanlığı, son aylarda kimi eski faili meçhul cinayet ve şüpheli ölüm dosyalarını tekrar açtı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın bu dosyaları sırasıyla yeniden incelemeye alacağını duyurdu.
Dosyaların yeniden açılması ile, İzmir'de Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli şekilde ölü bulunması ile ilgili gelen yeni gözaltılar gibi umut verici kimi gelişmeler olsa da, 90'lardaki kamuoyunu doğrudan ilgilendiren cinayetler gibi büyük siyasi vakaların tarafları bu adımların samimiyetine çoğunlukla şüpheyle yaklaşıyor.
KUMRU ÜÇOK: "GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKACAĞINA DAİR UMUDUM YOK"
Halkın gönlünde bir "Cumhuriyet kadını" olarak yer edinen akademisyen, yazar ve siyasetçi Bahriye Üçok, araştırmalarıyla Türkiye adına tarihi bir laiklik mücadelesi verdi. Ekim 1990'da adresine gönderilen, bir kitabın içine gizlenmiş bir bombayla öldürüldü. Cinayeti kimlerin işlediği netlik kazanmadı.
Üçok'un avukat kızı Kumru Üçok, YENİÇAĞ'a yaptığı değerlendirmede farklı faili meçhul dosyalarının yeniden açılmasına karşın Üçok cinayetinde gerçeklerin ortaya çıkmasıyla ilgili bir umudu olmadığını belirtti. Üçok, bunun yalnızca mevcut hükümete duyulan bir güvensizlik olmadığını, cinayetlerin işlendiği günlerden bugüne kadarki yönetimler hakkındaki ortak fikrini yansıttığını sözlerine ekledi.
TARIK BİTLİS: "33 SENE SONRA BU ADIMLAR TOPLUMU OYALAMAKTIR"
Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis, Şubat 1993'te Ankara'da uçağının düşmesi sonucu şehil oldu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş, uçağın buzlanma ve pilotaj sebebiyle düştüğünü söylese de açıklamaya şüpheyle yaklaşıldı. Kamuoyu nezdinde bunun bir suikast ve faili meçhul cinayet olma ihtimali çokça yer aldı.
Bitlis'in oğlu Tarık Bitlis, YENİÇAĞ'a yaptığı açıklamada dosyanın zaman aşımına uğramaması için daha önce de hukuki mücadele verildiğini fakat bu mücadeleden sonuç alınamadığını belirtti. Bitlis, "İnsanlığa karşı işlenen suçların zaman aşımına uğramaması gerektiği dile getirilmişti. Zamanın bürokrasisi, yaklaşık altı yedi yıl önce de bunu es geçti. Eşref Bitlis olayının üzerinden geçen 33 senede konu hakkında pek çok kitap yazıldı, araştırmalar yapıldı.
Cumhurbaşkanlarından parti başkanlarına kadar pek çok insan bunun bir suikast olma ihtimalini dile getirdi. Milli Savunma Bakanlığı'nda, ne Türk Silahlı Kuvvetleri'nde, ne Milli İstihbarat Teşkilatı'nda ne de Emniyet teşkilatlarında bu konu hakkında tek bir dosya yok. Kişisel kanaatimce bunlara şimdiye kadar gerekli önem verilmedikten sonra, Türkiye'de bu kadar genç insanın öldüğü bu zor dönemde bunu dile getirmek bana samimi gelmiyor. Bu toplumu oyalamaktır. Bunun yerine hala samimi bir şekilde ve adaletle çözülebilecek, toplumun güncel acılarına yönelinmeli" ifadelerini kullandı.
MEHVEŞ EMEÇ: “MÜCADELELER BİTMİŞ DEĞİL”
Bir diğer kurban, aydın gazeteci Çetin Emeç’ti. Cumhuriyet savunucusu olduğu için şeriatçıların hedefi haline gelen ve Mart 1990'da İstanbul Suadiye’deki evinin önünde öldürülen Emeç'in kızı, akademisyen ve piyanist Mehveş Emeç, babasının cinayetiyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkacağına dair umudunu koruduğunu vurguladı. Henüz bildirilen herhangi yeni bir rapor, dosya, soruşturma bilgisi bulunmadığını belirten Emeç, “İnsan adalete her zaman inanmaya ihtiyaç duyuyor. Bizim için bu dosya henüz kapanmış değil.” ifadelerini kullandı.
Şimdiye kadar 90'lardaki aydınlara yönelik saldırılardan ziyade üstü örtülmüş daha kişisel olaylara odaklanılması hakkında da konuşan Emeç, “Canın büyüğü küçüğü yok. 90'larda aydınlara yönelik cinayetlerin uluslararası boyutları olduğunu da biliyoruz. Tabii ki bazı gerçeklerin üzeri bilinçli olarak kapatılmıştı fakat ben bir aile bireyi olarak umudumu yitirmeyeceğim” dedi.
Utku Beycan- YENİÇAĞ