4 Haziran günü Adana'nın Yüreğir ilçesinde, Ü.K. oturdukları sitenin beton zeminli bahçesinde komşularıyla vakit geçiriyordu. Sıradan bir salı günü, aniden duyulan şiddetli bir çarpma sesiyle kesildi. Sitenin güvenlik kamerası kayıtlarına göre; Ü.K., yerde yatan bir çocuğa yardım etmek için hızla sesin geldiği yöne koştuğunda, betonun üzerinde yatan bedenin kendi kızı, 14 yaşındaki Ecrin Deniz Karaca olduğunu gördü.
7'nci sınıf öğrencisi Ecrin, o öğleden sonra bahçede oyun oynayan kardeşlerini kontrol etmek amacıyla, Dadaloğlu Mahallesi'ndeki apartmanlarının 12'nci katındaki merdiven boşluğu penceresine çıkmıştı. Dengesini kaybeden genç kız, önce alt kattaki sundurmaya çarpmış, ardından metrelerce yüksekten zemine çakılmıştı. Çevredekilerin ihbarıyla hastaneye kaldırılan, bacağında çoklu kırıklar ve çatlaklar oluşan, aynı zamanda beyin kanaması geçiren Ecrin; geçirdiği ağır ameliyatların ardından hayatta kalmayı başardı. Ancak bu düşüş, Ecrin'in kendi ifadesiyle sadece tıbbi bir hayatta kalma mücadelesini değil, kentin yüksek katlı betonarme siteleri ile gölgelerinde kalan yoksul mahalleleri arasındaki derin uçuruma yönelik yeni bir yaşam gayesini ortaya çıkardı.
"BEYAZ VE KARANLIK BİR YER GÖRDÜM"
Hastanede geçirdiği yoğun bakım sürecinin ardından bilinci açılan Ecrin, yaşadığı travmatik anlara dair fiziksel bir acıdan ziyade zihinsel imgeler hatırlıyor. "Beyaz ve karanlık bir yer gördüm" diyen genç kız, o anları şu sözlerle anlatıyor:
"Karanlık yerden ailemin sesi geliyordu, beyaz yerden ise meleklerin sesi. Ben de ailemin sesine doğru gittim, onları bırakmadım. Onlar beni hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Ben gitseydim onlar çok üzülürdü."
Bu uyanışın ardından Ecrin'in dile getirdiği ilk hedefler ise kendi iyileşme sürecinden ziyade, kentin sosyo-ekonomik gerçekliklerine işaret ediyor. Taburcu olduğunda kendi adına bir kutlama yapmak yerine; kentin kenar mahallelerindeki gecekondulara giderek oradaki çocuklarla pasta kesmek istediğini belirtiyor. Genç kızın ajandasındaki ikinci sırada ise bölgedeki tarım işçilerinin barındığı derme çatma barınma alanları var: "Çadırda yaşayan küçük çocuklara oyuncak dağıtacağım."
Ecrin'in kentin en alt gelir grubunda yer alan kesimlerine yönelmesinin arkasında babası Hakan Harput Karaca'nın yürüttüğü faaliyetler yatıyor. Aynı zamanda 'El Ele İyilik Kanatları Derneği'nin başkanı olan Karaca, kızının hayatta kalmasını tıbbi müdahalelerin yanı sıra, yürüttükleri yardım faaliyetlerine ve aldıkları dualara bağlıyor.
Ecrin, yoğun bakımda hiçbir şey hatırlamadığı anlarda gözlerini açıp kapattığında gördüğü silüetin, babasının derneği aracılığıyla yardım götürdükleri gecekondu mahallesinde yaşayan 'Melek' isimli bir çocuk olduğunu ifade ediyor. Kendi deyimiyle onu hayata bağlayan zincirin "dualar ve babasının yaptığı iyilikler" olduğuna inanıyor.
Baba Karaca, kızının iç organlarında, beyninde veya omuriliğinde kalıcı bir sıkıntı oluşmadığını, geçirdiği beyin kanamasının ve başarılı geçen ameliyatların ardından sürecin atlatıldığını doğruluyor. Süreç boyunca ilgilenen tüm doktorlara ve sağlık personeline teşekkür eden Karaca, ailenin yaşadıklarını, "Tüm ülkenin, binlerce kişinin duasını aldığımızı hissediyorum. Ecrin uyumak üzereyken annesinin sesini duyup uyanmaya karar verdiğini söyledi. Çok yorulduk ama ameliyatın ardından büyük mutluluk yaşadık" sözleriyle özetliyor.
DÜŞÜŞÜN GERÇEKLEŞTİĞİ YERDE KURULACAK UZUN MASA
Aile, hastane süreci bittiğinde düşüşün gerçekleştiği alanla yeni bir formda yüzleşmeye hazırlanıyor. Ecrin, bilincini kaybettiği ve ölümden döndüğü o beton zeminde dev bir masa kurmayı planlıyor. Hedefi; tüm ihtiyaç sahiplerini ve o an sitenin bahçesinde olup olaya tanıklık eden, babasının ifadesiyle "Olaydan çok etkilenen" çocukları aynı masada toplayarak yemek yedirmek ve oyuncak dağıtmak.
Baba Karaca, kızının taburcu olduktan sonraki rotasını doğrulayarak planlarını netleştiriyor: "Ecrin’in bir diğer isteği ise yardım götürdüğümüz gecekondu mahallelerine yeniden gitmek. Rüyasında gördüğü Melek'e sarılmak ve oradaki tüm çocuklarla ilgilenmek istiyor. Kızım tamamen iyileştiğinde onun bütün hayallerini gerçekleştireceğiz."
Ecrin’in 12’nci katın merdiven boşluğundan başlayan ve beton zeminde biten düşüşü, onu hayattan koparmadı. Aksine; güvenlikli ve çok katlı sitelerin dünyasından, tarım işçilerinin çadırlarına uzanan yeni bir mesainin başlangıç noktası oldu.