Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirmesinde şu ifadeler kullanıldı:
"Doğu Akdeniz'de istikrarı bozmaya ve gerginliği artırmaya yönelik provokasyonu yakından takip ediyoruz.
Kıbrıs'ta garantörlük sıfatı olmayan Fransa ile GKRY arasında imzalanan ve Ada'daki hassas dengeleri tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan, Kıbrıs Türklerinin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayan söz konusu anlaşma, 1960 Kıbrıs Antlaşmalarına ve uluslararası hukuka aykırıdır.
Hiçbir meşruiyete sahip olmayan ve sonuçları üzerine dikkatle düşünülmeyen bu ve benzer adımlar, Ada'nın güneyi için tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
Bölgedeki hassas dengeleri göz ardı eden ve Türkiye ile KKTC'nin hak ve menfaatlerini hedef alan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye'ye karşı başarı şansı bulunmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Garantör ülke olarak, dün olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerini korumaya ve güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz.
Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı en sert cevabı verme güç ve kararlığındadır."
Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan "Türk uçaklarının Yunanistan Savunma Bakanı ve Avrupalı bakanları taşıyan uçakları taciz ettiği" yönündeki organize ve bilinçli provakatif iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.
Yunanistan ve GKRY'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatlerini göz ardı eden, bölgedeki hassas dengeleri dikkate almayan ve zaman zaman KKTC hava sahasına yönelik ihlal niteliği taşıyan faaliyetlerde bulunduğu görülmektedir.
7 Haziran 2026 tarihinde Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) rotasında uçuş icra eden 6 hava trafiğinden 4'ü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hava sahasını ihlal etmiş, bu nedenle KKTC'de konuşlu Alarm Reaksiyon nöbeti tutan iki adet F-16 uçağımız derhal tedbir amaçlı kaldırılmıştır.
Uçaklarımız, KKTC hava sahası üzerinde görev yapmış olup GKRY hava sahasını ihlal etmemiş, bahsi geçen trafiklere taciz yapılmamıştır.
Bölgede gerginliği artıran ve provokatif nitelik taşıyan mağduriyet algısı oluşturmaya yönelik girişimler ve açıklamaların kabul edilmesi mümkün değildir.
İsrail ve ABD tarafından İran'a yapılan saldırılarla başlayan ve İran'ın üçüncü ülkeleri hedef almasından sonra şiddetlenen çatışmalar küresel ve bölgesel istikrara zarar vermiştir.
Diğer taraftan çatışmaların tekrar başlaması neticesinde yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Saldırılara bir an önce son verilmesi gerektiğini, çatışmaların hiç bir tarafa fayda sağlamayacağını, sorunun diplomasi yoluyla çözülmesinden yana olduğumuzu yineliyoruz.