DİSK Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri, İzmir'deki SGK İl Müdürlüğü önünde bir araya gelerek emekli aylıklarının artırılması, İntibak Yasası'nın çıkarılması ve sağlıkta katkı paylarının kaldırılması talebiyle basın açıklaması düzenledi.
Gerçekleştirilen eylemde, fonlarda biriken kaynakların halk yerine bir avuç azınlığa aktarıldığı vurgulanırken, geçmişten bugüne emeklilerin alım gücündeki dramatik düşüşe dikkat çekildi.
"17 MİLYON EMEKLİYİ AÇ BIRAKTILAR"
Sendika yöneticileri, açıklama sırasında “Her yıl düşürüyorlar. Bakınız, geçmiş dönemde bir emekli bir ev, bir araba alırken, şimdi emekli olanların bir tane kümes alabilme şansı yoktur... Bizim birikimlerimizin geri dönüşünü sağlamadılar. Onlar fonlarda birikenleri yandaşlara aktardılar. Bir avuç azınlığa aktardılar ama 17 milyon emekliyi yok saydılar." diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundular.
"MEYDANLARI BOŞ BIRAKMIYORUZ"
Açıklama öncesinde konuşan DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ercan Çınarlı, emeklilerin mücadelesine dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:
"İnsanca yaşayabilmek için meydanları boş bırakmıyoruz. İnanıyoruz ki mücadeleyle, direnç ile anamızın ak sütü gibi helal olan, çalıştığımız dönemde kazancımızın dörtte birini emanet ettiğimiz iktidarlardan, emekli olduğumuzda, özellikle emekli olduğumuzda çocuklarımızla, torunlarımızla emekli maaşımızla geçinebilmeyi amaçladık. Ancak son 15 yılda her geçen yıl bizim emanet ettiğimiz, anamızın ak sütü gibi paralarımızı, bizim birikimlerimizin geri dönüşünü sağlamadılar. Onlar fonlarda birikenleri yandaşlara aktardılar. Bir avuç azınlığa aktardılar ama 17 milyon emekliyi yok saydılar. O temelde bizler de bizleri yok sayanları yok sayıyoruz"

"DÜNYADA BUNUN ÖRNEĞİ ASLA YOKTUR"
Çınarlı, son dönemde yaşanan gelişmelerin ekonomik sonuçlarına değinerek şu değerlendirmelerde bulundu:
"Son dönemde gözaltına alınan basın mensupları, gözaltına alınan öğretmenler, gözaltına alınan aydınlar ve yerel yönetimlerde İmamoğlu'yla başlayan operasyon, diğer yerel yöneticilere yansımış, butlanla beraber çok önemli baskı ve pres uygulamışlardır. Ancak olayın ekonomik yönüne baktığımızda, o günden bugüne baktığımızda Hazinenin ve bütçemizin ekonomik bunalımdan ve dengesizlikten düştüğü durum hesap uzmanlarınca hesap edilmiştir.
Türkiye 915 milyar TL kaybetmiştir. 250 milyon dolar heba edilmiştir. Son günlerde hep birlikte şahit olduk. Sözleşmelere aykırı Irak petrolünü yandaşlara aktarıp rant sahibi olabilmek için Kuzey Irak vasıtasıyla yaptıkları transferle cezalı görülmüş ülkemiz 70 milyar TL'ye mahkum edilmiştir. Nedir bu 70 milyar? Nereden gelmiştir? Veya bu 70 milyarı kim ödeyecektir? Yine emekçiler, dar gelirli insanlar, ülkede yaşayan çoğunluk halkımız ödeyecektir. Böylesi bir savurganlık, böylesi bir densizlik gerçekten görülmemiştir, yaşanmamıştır. Dünyada bunun örneği asla yoktur."
"BİZ SADAKA İSTEMİYORUZ"
Emeklilerin mevcut maaşlarının yaşam koşullarını karşılamadığını belirten Çınarlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz sadaka istemiyoruz. Biz insanca yaşamak istiyoruz derken, kendi çalıştığımız dönemde ürettiğimiz artı değerde biriktirdiğimiz paralarımızı istiyoruz. Sanki lütufmuş gibi ya biz emeklilerin maaşını ödüyorlar. Hayır, değil. Her yıl düşürüyorlar. Bakınız, geçmiş dönemde bir emekli bir ev, bir araba alırken, şimdi emekli olanların bir tane kümes alabilme şansı yoktur"
"SERMAYEYE HİZMET, EMEKLİYE SEFALET"
DİSK Devrimci Emekliler Sendikası Ege Bölge Baştemsilcisi Hüseyin Özkaynak tarafından okunan basın açıklaması metninde, ekonomik sorunların temelinde uygulanan politikaların yattığı vurgulanarak şu ifadeler yer aldı:
"Bugün karşı karşıya kaldığımız toplumsal ve ekonomik tablonun adı 'Sermayeye Hizmet, Emekliye Sefalet' düzenidir. Bu düzen; üreteni, değer yaratanı ve ömrünü bu toprakların geleceğine adamış olanları yok sayan; buna karşılık bir avuç azınlığı daha da zenginleştiren bilinçli tercihlerin ürünüdür. Ülkenin tüm kaynakları, halkın vergileri ve yıllarca döktüğümüz alın teri; yerli ve yabancı sermaye çevrelerine, yandaş holdinglere, muafiyetlerle, teşviklerle, affedilen milyarlık borçlarla peşkeş çekilmektedir. Sermayeye gelince sınır tanımayan fonlar, hazine garantileri ve imtiyazlar bulanlar; iş emekliye, işçiye, dar gelirliye geldiğinde bütçe disiplini ve kaynak yetersizliği masallarına sığınmaktadır."
"ONURLU BİR EMEKLİLİK DÖNEMİ İSTİYORUZ"
Açıklamada emeklilerin giderek yoksullaştığı belirtilirken, emeklilik hakkının siyasi iktidar tarafından bir yük gibi gösterildiği söylendi. Emeklilerin yıllarca çalışarak ülke ekonomisine katkı sunduğu vurgulanan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
"Bu çarpık bölüşüm mekanizmasının neticesinde, milyonlarca emeklinin payına ise açlık, yoksulluk, güvencesizlik ve sosyal hayattan tamamen tecrit edilmek düşmektedir. Alın terimizin, gençliğimizin, dirsek çürüterek ve gece gündüz çalışarak bu ülkenin ekonomisine kattığımız değerlerin, yıllarca eksiksiz ödediğimiz primlerin karşılığı olan emeklilik hakkı; bugün siyasi iktidar tarafından bir yük, bir maliyet unsuru ya da lütufmuş gibi sunulmaktadır. Her zam döneminde sadaka niteliğindeki, gerçek enflasyonun çok gerisinde kalan yüzdelik artışlarla ve kök aylık hileleriyle toplumun en alt katmanına itilmeyi, hak ettiğimiz insanca yaşam koşullarının bizlerden esirgenmesini kabul etmiyoruz! Ekonomik krizin faturasını bizlere kesmeye çalışanlara mesajımız nettir: Yıllarca ürettik, değer yarattık, vergimizi ve primimizi eksiksiz ödedik. Bizim bu ülkenin her karışında emeğimiz var, hakkımız var ve insanca yaşayabileceğimiz onurlu bir emeklilik dönemi istiyoruz"
EMEKLİLERİN TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Açıklamanın sonunda emeklilerin talepleri de kamuoyuyla paylaşılarak şu ifadeler kullanıldı:
"En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine yükseltilmelidir. Hiçbir emekli aylığı, insanca yaşam sınırının asgari koşulu olan net asgari ücretin altında olmamalıdır. Kök aylık hilelerine ve seyyanen zam oyunlarına derhal son verilmelidir.
İntibak yasası derhal çıkarılmalıdır. 2000 yılı öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki derin uçurumu kapatacak, adaleti sağlayacak bir intibak yasası Meclis'ten ivedilikle geçirilmelidir. Aynı prim gün sayısı ve aynı koşullarla emekli olanların aylıkları eşitlenmelidir.
Sağlıkta katkı payları kaldırılmalıdır. Emeklilerin ilerleyen yaşlarıyla birlikte en çok ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetleri tamamen ücretsiz olmalıdır. Hastane, ilaç, muayene ve ameliyat adı altında alınan her türlü katkı payı ve ek ücret uygulamasına son verilmelidir." (ANKA)