Birçok etken sonucunda yurttaşların doğaya yönelim isteği artsa da çiftçi sayısındaki artış, yeni bir tarım politikasını gerekli kılıyor. Cumhuriyet’e konuşan Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İpek Süer Topuzoğlu, tarımın yalnızca çiftçi meselesi olmadığına dikkat çekti.
- Ülke tarımı açısından yurttaşların tarıma yönelmesi neden önemli?
Nüfusumuz 2025 yılı itibarıyla 86 milyonu aşmış durumda. Buna karşılık üreticilerin üçte birinden fazlası 65 yaşın üzerinde, genç çiftçilerin oranı ise yüzde 5 seviyesine kadar gerilemiş durumda. Bu tablo tarımın karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorunlardan biri. Ancak konu sadece çiftçi sayısı değil. Tarım; gıda güvencesi, kırsal kalkınma, doğal kaynakların korunması ve iklim değişikliğine uyum açısından stratejik bir sektör. Pandemi ile iyice açığa çıkan, iklimsel olaylar ve savaşlar vesilesi ile yaşamak zorunda kaldığımız gıda krizleri bize sadece ülkemizdeki tarımsal faaliyetlerin değil gezegende bu faaliyetin ne kadar önemli olduğunu sürekli hatırlatıyor.
Şirket gıda rejiminin etkilerini ensemizde sürekli hissederken; yurttaşların tarıma yönelmesi, gıda sisteminin birkaç büyük aktöre bağımlı hale gelmesini önleyecek, kırsal alanların boşalmasını yavaşlatacak belki tersine göçü başlatacak, yerel bilgi ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlayacak, gıda üretimi ile tüketim arasındaki bağı yeniden kuracak, iklim krizine karşı daha dirençli üretim modellerinin yaygınlaşmasını sağlayacaktır. Bu nedenle tarımın geleceği, toplumun tamamının geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır.
- Nasıl bir tarım politikasına ihtiyacımız var?
Uzun yıllar boyunca tarım çoğunlukla daha fazla üretim, daha fazla girdi kullanımı, daha fazla ihracat ekseninde değerlendirildi. Ancak iklim değişikliği, kuraklık, biyolojik çeşitlilik kaybı, kırsal nüfusun yaşlanması ve çiftçi gelirlerindeki sorunlar artık yalnızca üretim odaklı bir yaklaşımın yeterli olmadığını göstermekte. Yeni tarım anlayışı şu dört temel üzerine kurulmalıdır: Gıda egemenliği, agroekolojik dönüşüm, kırsal refah, kısa ve adil tedarik zincirleri.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yalnızca daha fazla üretim değildir. Daha dirençli, daha adil ve daha ekolojik bir gıda sistemidir. Tarım; sadece ekonomik bir faaliyet değil, toplumun sağlığını, doğanın geleceğini ve ülkenin gıda egemenliğini belirleyen stratejik bir yaşam alanı olarak görülmelidir.
Bu çerçevede yeni tarım vizyonunun temel sorusu “Nasıl daha fazla üretiriz?” değil, “Nasıl toprağı, çiftçiyi ve toplumu birlikte güçlendiren bir gıda sistemi kurarız?” olmalıdır.