Bursa- Ankara'da 7-8 Temmuz'da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde yurdun dört bir yanında düzenlenen operasyonlarda onlarca kişi ev baskınlarıyla gözaltına alındı.
Bu sabah Bursa’da yapılan ev baskınlarıyla çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Şafak operasyonu ile evlerin kapısını kıran polis çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar TEM’de tutuluyor.
Dün Bursa Emek ve Demokrasi Güçleri, Nilüfer Belediyesi önünden Üç Fidan Parkı'na yürüyerek NATO zirvesini protesto etmişti.
Bursa'da gözaltına alınan gençlerin soruşturması kısıtlama kararları hukuka aykırı olup bu durum savunma hakkını ortadan kaldırmaktadır diyen Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Kemal Özgür Yetkin, “Adil yargılanma hakkının ve ceza muhakemesinin en temel yapı taşı olan savunma hakkı, son dönemde uygulamada sistematik bir biçimde yürürlüğe konulan "soruşturmanın gizliliği" ve "müdafi inceleme yetkisinin kısıtlanması" kararlarıyla fiilen işlevsiz hale getirilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153. maddesi açıkça müdafiin dosya içeriğini inceleme ve belge örneği alma hakkını güvence altına almasına rağmen; somut yasal gerekçelerden yoksun, matbu ve otomatik kararlarla savunma makamı dosyanın tamamen dışına itilmektedir. Şüphelinin ne ile suçlandığını, dosyada hangi delillerin yer aldığını bilmediği, avukatın ise müvekkiline hukuki yardım sunmasına mani olmakta bu durumda hukuki süreçte adil bir yargılamadan bahsetmek mümkün değildir” dedi.
"Hak arama özgürlüğünün önündeki engellemelerin derhal son bulması gerekmektedir"
Kısıtlama kararlarının bu denli keyfi ve yaygın bir şekilde silah olarak kullanılması, "silahların eşitliği" ilkesinin açık bir ihlalidir ve hukuk dışıdır vurgusu yapan Yetkin, “Bununla da kalmayıp, ceza adaletinin en kutsal ve dokunulmaz alanı olan "avukat-müvekkil görüşmesi" hakkı da çeşitli fiili engellemelere maruz kalmaktadır. CMK madde 154 hükmü hiçbir yoruma yer bırakmayacak kadar nettir: Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşme hakkına sahiptir. Bu hakkın engellenmesi, kısıtlanması veya geciktirilmesi, savunma hakkının özüne dokunmaktır ve kabul edilemez. Avukatın müvekkiliyle engelsiz ve özgürce görüşmesi adli bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, savunma makamının sesini kısmak, delillere erişimini engellemek ve onu etkisizleştirmek adaleti değil, yalnızca keyfiyeti büyütür. Hak arama özgürlüğünün önündeki bu hukuka aykırı kısıtlamaların, idari ve adli engellemelerin derhal son bulması gerekmektedir. Savunma hakkının tam ve eksiksiz uygulandığı, adil yargılanma ilkelerinin zedelenmediği bir hukuk düzeni adına yasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızı ve hukuka aykırı tüm pratiklerin karşısında durmaya devam edeceğiz” dedi.