Ana içeriğe geç

GEN İlaç Başkanı Abidin Gülmüş: Türkiye’den çıkacak inovatif ilaç milyar dolarlık eşiği aşabilir

GEN İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, Dünya Gazetesi TV'de katıldığı "Borsada Sağlık" programında ilaç sektörünün geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yapay zekânın ilaç geliştirme süreçlerini hızlandırdığını belirten Gülmüş, Türkiye'nin ilaç üretiminde önemli bir yerelleşme yakaladığını ancak asıl hedefin yüksek katma değerli inovatif ürünler geliştirmek olduğunu söyledi. Gülmüş, Parkinson ve Alzheimer tedavilerine yönelik klinik çalışmaların yanı sıra Azerbaycan'daki yeni üretim tesisiyle uluslararası büyüme hedeflerini de paylaştı.

GEN İlaç Başkanı Abidin Gülmüş: Türkiye’den çıkacak inovatif ilaç milyar dolarlık eşiği aşabilir
Dünya Gazetesi
16

Dünya Gazetesi TV’nin “Borsada Sağlık” programında GEN İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Gülmüş, ilaç sektörünün geleceğinden yatırım kriterlerine, globalleşmeden Ar-Ge süreçlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Geçmişten günümüze ilaç sektörü

Gülmüş, ilaç sektörünün yapay zekâ ve teknolojik gelişmelerle hızla dönüşen bir alan olduğunu belirterek, molekül geliştirme ve klinik öncesi süreçlerin artık daha hızlı değerlendirilebildiğini söyledi. Bu gelişmelerin de sektörde ciddi bir hız ve verimlilik artışı sağladığını ifade etti.

Gülmüş, dünyada ve Türkiye’de öne çıkan üç ana hastalık grubunun onkoloji, kardiyoloji ve diyabet olduğunu belirterek Türkiye’de ilaç üretiminde önemli bir yerelleşme yaşandığına dikkat çekti.

Kutu bazında ilaçların büyük kısmının yerli üretim olduğunu ancak değer bazında ithal ürünlerin hâlâ daha yüksek paya sahip bulunduğunu söyleyen Gülmüş, sektörün daha fazla değer üreten projelere yönelmesi gerektiğini ifade etti.

Sağlık sektörünü kısa ekonomik döngülerden ayıran faktörler

Gülmüş, sağlık sektörünün yalnızca ilaçtan ibaret olmadığını; medikal cihazlar ve biyokimyasal testlerin de bu yapının içinde yer aldığını belirterek sektörün yüksek regülasyon nedeniyle yavaş ve kontrollü ilerlediğini söyledi.

Gülmüş, üretim ve pazara giriş süreçlerini örnekle açıklayarak, “Bunu basit bir örnekle anlatabiliriz. Bir boya fabrikasında üretim yaparsınız, standartları sağladığınızda piyasaya sunarsınız. Ama ilaç işinde, ister jenerik olsun ister teknoloji transferiyle gelsin, fabrikanın kurulup ürünün piyasaya çıkması minimum 5-6 yıl sürer” dedi.

Bu nedenle sektörün doğası gereği uzun vadeli ve sabır gerektiren bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

İlaç şirketi alımlarında kritik göstergeler

Yatırımcıların bir ilaç şirketini değerlendirirken en kritik başlıklara odaklanması gerektiğini söyleyen Gülmüş, ilk sırada AR-GE kapasitesinin geldiğini ifade etti.

“En önemlisi AR-GE’sinde neler var, pipeline dediğimiz gelecekte çıkaracağı ürünler nelerdir; inovasyona mı yatırım yapıyor yoksa jenerik ürünlere mi yöneliyor, bunlara bakmak çok önemli” dedi. Gülmüş, küresel ölçekte rekabet için inovatif AR-GE altyapısı, güçlü laboratuvar kapasitesi ve bunu destekleyen bir bilim kurulunun zorunlu olduğunu belirtti.

Finansal göstergelerin de kritik olduğunu vurgulayan Gülmüş, “Borsa denildiğinde rakamlar konuşur. Ama ilaç sektöründe sabırlı olmak olmazsa olmazdır” ifadelerini kullandı.

Dünyanın en değerli ilaç sektörlerinin ortak özellikleri

Gülmüş, borsaya açık sağlık şirketleri arasında birebir kıyaslanabilecek örneklerin sınırlı olduğunu belirterek sektörde farklı iş modellerinin bulunduğunu ifade etti.

Gülmüş, şirketin kuruluş sürecini nadir hastalıklar alanına odaklanarak şekillendirdiklerini söyleyerek, “Türkiye’de nadir hastalıkların tedavisinde kuruluş hikayemiz var. Hastaların dertlerine çare olmaya çalışırken edindiğimiz bilgi birikimiyle üretim tesisimizi kurduk ve 2017’den itibaren bazı ürünleri kendi tesisimizde üretmeye başladık” dedi.

Bu sürecin bir kısmını “jenerik ve kopyalama” üretim olarak tanımlayan Gülmüş, asıl odaklarının ise inovatif projeler olduğunu vurguladı.

İnovasyon odaklı projeler ve klinik çalışmalar

Gülmüş, Parkinson ve Alzheimer üzerine yürütülen çalışmalara dikkat çekerek, “Faz 1’i tamamlanan, Faz 2’si Hollanda’da başlayan Parkinson ilacımız var. Aynı molekülün Alzheimer Faz 2 çalışmalarına da bu yılın 4. çeyreğinde başlamayı planlıyoruz” dedi.

Bu projeyi inovatif kılan yaklaşımı ise şöyle açıkladı: “Bu inovasyon, kış uykusuna yatan hayvanların uzun süre sonra hiçbir nörodejenerasyon olmadan yaşamlarına devam edebilmesi fikrine dayanıyor.”

Çalışmanın, Hollanda Groningen Üniversitesi’nden Profesör Rob Henning ve ekibinden alınan global haklarla başlatıldığını ifade etti.Ayrıca sedef hastalığına yönelik Faz 2 çalışmalarının tamamlandığını belirterek, “Önümüzdeki hafta Sağlık Bakanlığı etik kuruluna başvurup hastaların kullanımına sunmayı planlıyoruz” dedi.

Gülmüş, küresel piyasalarda ilaç şirketlerinin değerleme yapısına da değinerek, bazı firmaların uzun süre zarar etmesine rağmen yüksek piyasa değerlerine ulaştığını söyledi.

“20 yıldır pazarda olup hiç kâr etmeyen ama bugün 15 milyar dolar değere ulaşan firmalar var. Ya da sadece Faz 1 aşamasında olan ve ortada somut ürün olmayan şirketler 1 milyar dolar değerlenebiliyor” dedi.

Bu şirketlere özellikle venture capital ve private equity fonlarının yoğun yatırım yaptığını belirtti. Kendi şirketleri için farklı bir tablo olduğunu vurgulayan Gülmüş, düzenli gelir ve kârlılığa rağmen değerleme tarafında küresel rakiplerin gerisinde kaldıklarını ifade etti: “Biz bir yandan satış yapıyoruz, düzenli gelirimiz var, bilançomuz pozitif. Ama buna rağmen fabrikamız ve varlıklarımız olmasına karşın değerimiz yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde.”

Bu farkın kapanması için inovatif bir ürünün global ölçekte başarıya ulaşması gerektiğini belirten Gülmüş, “Türkiye’den çıkan inovatif bir ürünle bunu başarmamız gerekiyor” dedi.

Nadir hastalıklara yönelişin nedeni

Nadir hastalıklara yönelişin hem insani hem de stratejik bir karar olduğunu ifade eden Gülmüş, şirketin 1994’te başlayan yolculuğunu anlattı. “1998’de Gen İlaç’ı kurarken kimsenin yapmadığı işi yapmak istedik. Çaresiz hastalara ve ailelerine destek olmayı amaçladık” dedi.

İlk olarak MS hastalığı üzerine çalıştıklarını belirten Gülmüş, o dönemde Türkiye’de çok az hasta bulunduğunu, bugün ise 50 binin üzerinde hastanın tedavi gördüğünü söyledi.

Farkındalık çalışmaları kapsamında tiyatro projeleri dahil çeşitli sosyal girişimlerde bulunduklarını da aktararak, “Hastaların bu hastalıkla yaşamayı öğrenmesi için farkındalık projeleri yaptık” ifadelerini kullandı.

Gen İlaç’ın nadir hastalıklar alanında güçlü bir referans haline geldiğini belirten Gülmüş, yurt dışından Türkiye’ye gelen birçok firmanın ilk başvurduğu şirketlerden biri olduklarını söyledi. “Bu alanla özdeşleşmiş bir yapıya sahibiz. Bu durum bize hem bilimsel hem de üretim tarafında ciddi katkı sağladı” dedi.

Ayrıca sektör baskısıyla üretim altyapısının geliştiğini ifade ederek, “Bu süreç bizi fabrika sahibi olmaya kadar götürdü” değerlendirmesinde bulundu.

Halka açık bir şirket olmanın sorumlulukları

Abidin Gülmüş, halka açık bir şirket olmanın en önemli yükünün şeffaflık ve düzenli bilgilendirme olduğunu belirtti.

“Çok ağır sorumlulukları var. Her dönem sonuçlarınızı açıklamak zorundasınız, her çeyrek tüm şeffaflığınızla bunu yatırımcılarınızla paylaşmanız lazım” dedi. Halka arzdan önce yatırımcılara bu konuda taahhüt verdiklerini hatırlatan Gülmüş, “En ufak bir sözleşme dahi yapsak mutlaka KAP’ta yayınlayarak yatırımcılarımızı bilgilendiriyoruz” ifadelerini kullandı.

Sorumluluğun yalnızca yasal değil, aynı zamanda vicdani bir boyutu olduğuna dikkat çekerek, yatırımcıların emekle biriktirdiği paraların korunmasının temel öncelik olduğunu vurguladı.

Türk firmalarının global pazarda avantajları ve zorlukları

Gülmüş, Türkiye’nin güçlü yönlerinden birinin nitelikli insan kaynağı ve gelişmiş klinik altyapılar olduğunu söyledi. “Türkiye’de çok iyi yetişmiş bir bilim insanı kitlesi var. Ayrıca Avrupa ve dünya tarafından akredite edilmiş Faz 1 klinik çalışma merkezlerimiz var” dedi.

Bu altyapının uluslararası Faz 2 ve Faz 3 çalışmalarda önemli avantaj sağladığını belirtti. Buna karşın en büyük dezavantajın yatırım ekosistemi olduğunu ifade ederek, Türkiye’de fonların daha kısa vadeli bakış açısına sahip olmasının büyümeyi zorlaştırdığını söyledi.

Üretim ve globalleşme stratejisi

Gülmüş, ilaç sektöründe üretim tesislerinin ve kalite standartlarının kritik olduğunu vurguladı. Küresel pazarda bazı şirketlerin fiziksel üretim tesisi olmadan yalnızca AR-GE ve finansman modeliyle yüksek değerlemelere ulaşabildiğini ifade etti.

“Ortada hiçbir şey olmayan firmaların bile milyar dolar seviyelerinde değerlendiğini görüyoruz” dedi.

Azerbaycan yatırımı ve üretim kapasitesi

Azerbaycan’daki üretim tesisine de değinen Gülmüş, bu yatırımın stratejik önem taşıdığını söyledi.

“Azerbaycan Devlet Varlık Fonu’nun da katılımıyla önemli bir yapı kurduk. Fabrikayı tamamladık, yakında üretime başlayacağız” dedi. Hedeflerinin 2029’a kadar 100’den fazla ilacı piyasaya sunmak, 2031’de ise 250 ilaç ruhsatına ulaşmak olduğunu açıkladı. Bu kapasite artışının ülkenin dışa bağımlılığını azaltmaya katkı sağlayacağını ifade etti.

Kalite standartları

Gülmüş, FDA ve EMA gibi uluslararası kalite sertifikalarının zorunlu olduğunu belirtti. “Avrupa’ya ilaç satmak için EMA, Amerika için FDA onayı gerekiyor” dedi. Şirketin bu standartları sağladığını ve farklı ülkelerden de onaylara sahip olduğunu ifade ederek, bu durumun ihracat kapasitesini artırdığını söyledi.

Yatırımcılar için uzun vadeli bakış

Gülmüş, şirketin halka arzdan bu yana sürekli büyüdüğünü ve taahhütlerinin üzerinde performans gösterdiğini söyledi. “Yatırımcılarımız dışarıdan duyduklarına değil bizden duyduklarına baksınlar” dedi. Sürdürülebilirliğin temel öncelik olduğunu belirterek, üretimde kullanılan enerjinin büyük bölümünün yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını ifade etti. Ayrıca çalışan yapısında eşitliğe önem verdiklerini vurgulayarak, “Kadın-erkek oranımız yüzde 50 seviyesinde” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler