A Milli Takım, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu'nda Avustralya, Paraguay ve ABD ile mücadele etti. Ay-yıldızlılar, Avustralya ve Paraguay karşısında aldığı mağlubiyetlerin ardından son maçta ABD'yi 3-2 yenerek turnuvaya grup aşamasında veda etti.
Turnuvaya erken veda edilmesinin ardından A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella'nın baskı altında olduklarını belirtmesi takımda neden bir spor psikoloğunun bulunmadığı tartışmalarına yol açtı.

'OYUNCULAR YALNIZCA RAKİPLERİYLE DEĞİL, BASKIYLA MÜCADELE EDİYOR'
Cumhuriyet’e konuşan spor psikoloğu Gülay Gürsoy A Milli Takım'ın Dünya Kupası kampında bir spor psikoloğunun olmamasına dikkat çekerek, "Öncelikle şunu söylemek gerekir bir spor psikoloğunun varlığı tek başına Dünya Kupası kazandırmaz ya da elenmeyi engellemez. Ancak günümüzde üst düzey futbolda mental performans, fiziksel ve taktiksel hazırlığın tamamlayıcı bir parçası olarak görülüyor. Çünkü elit seviyede oyuncular yalnızca rakipleriyle değil beklentilerle, eleştirilerle ve yoğun baskıyla da mücadele ediyor" dedi.
Mental performansa daha fazla yatırım yapılması gerektiğini belirten Gürsoy, "Günümüzde birçok başarılı milli takımın performans ekibinde spor psikologları yer alıyor. Çünkü bazen maçın sonucunu belirleyen şey fiziksel kapasiteden çok, baskı altında doğru karar verebilmek, odağı koruyabilmek ve zihinsel olarak oyunun içinde kalabilmektir" diye ekledi.

'SOYUNMA ODASI KONUŞMASI ANLIK MOTİVASYON SAĞLAYABİLİR AMA...'
Vincenzo Montella'nın "Bizim takım çok büyük baskı ve zorluklar altında kaldı. Bunlara rağmen iyi tepki verdiler. Psikolog değilim ve bu konuda eğitimim yok ancak elimden geldiğince onlara psikolog gibi davranmaya çalıştım" açıklamasına değinen Gürsoy, "Soyunma odası konuşması akut bir araçtır maç öncesinde anlık motivasyon sağlayabilir ve oyuncuların enerji seviyesini yükseltebilir. Ama turnuva baskısı akut değil, kronik bir yüktür. 24 yıllık Dünya Kupası özlemi, bu grup rahat geçilir beklentisi, milyonlarca taraftarın umudu… Bunlar haftalara yayılan bir psikolojik yük oluşturur ve yalnızca karizmatik bir konuşmayla yönetilemez" ifadelerini kullandı.

'GENÇ OYUNCULAR ÜZERİNDE CİDDİ BİR PSİKOLOJİK YÜK OLUŞTURABİLİR'
24 yıl sonra Dünya Kupası'na katılmanın getirdiği baskının özellikle genç futbolcuları etkileyebileceğini söyleyen Gürsoy, "24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmanın getirdiği heyecan, ülkenin beklentisi, medyanın oluşturduğu gündem ve başarı baskısı özellikle genç oyuncular üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturabilir. Uğurcan Çakır’ın 'Gol atamayınca duygular aklın önüne geçiyor, o duygular karşısında mantıklı pozisyonlar bulamıyorsunuz' açıklaması da baskı altında zihinsel becerilerin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor" dedi.

'SOSYAL MEDYA SPORCULAR İÇİN ÖNEMLİ BİR BASKI KAYNAĞI'
Sosyal medyanın sporcular için bir baskı kaynağı haline gediğini ifade eden Gürsoy, "Sosyal medya artık sporcular için yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda önemli bir baskı kaynağı. Özellikle milli takım forması giyen oyuncular milyonlarca yorumun ve eleştirinin hedefi olabiliyor. Bir noktadan sonra sporcu rakibine değil, hata yaparsa insanların ne söyleyeceğine odaklanmaya başlayabiliyor" ifadelerini kullandı.
Gürsoy, sözlerine şöyle devam etti:
"Sosyal medyanın bir diğer etkisi ise duygusal regülasyonu zorlaştırmasıdır. Maç sonrasında yüzlerce olumsuz yoruma maruz kalan sporcular yaşadıkları maçı zihinlerinde tekrar tekrar yaşayabiliyor. Bu durum uyku kalitesini, dikkat kapasitesini ve bir sonraki maça zihinsel olarak hazırlanmayı olumsuz etkileyebiliyor.
Elbette sosyal medya her sporcuyu aynı şekilde etkilemez. Bu süreç doğru yönetilmediğinde özgüven kaybı, performans kaygısı ve konsantrasyon problemleri ortaya çıkabilir. Bir profesyonelle çalışılmaması tek başına başarısızlığın nedeni olarak gösterilemez. Spor psikoloğu maç sonrası zihinsel toparlanma süreçlerini planlayabilir, sosyal medya maruziyetini daha sağlıklı yönetmeye yardımcı olabilir, eleştirilerle baş etme becerilerini geliştirebilir ve sporcuların dikkatlerini yeniden performansa yönlendirebilir. Özellikle Dünya Kupası gibi baskının çok yüksek olduğu organizasyonlarda bu destek, bir sonraki maça zihinsel olarak daha hazır çıkılmasına önemli katkı sağlayabilir."

'MENTAL BECERİLER AYLAR ÖNCESİNDEN ÇALIŞILMALIDIR'
Spor psikolojisinde baskıyı yönetmenin, motivasyon vermekten çok bir beceri kazandırma süreci olduğunu aktaran Gürsoy, "Nefes çalışmaları, odaklanma rutinleri, hata sonrası yeniden oyuna dönebilme, görselleştirme ve stres yönetimi gibi mental beceriler aylar öncesinden çalışılmalıdır. Çünkü kriz anında yeni bir beceri öğrenilmez daha önce antrenmanlarla otomatik hale getirilmiş beceriler devreye girer. Spor psikolojisinin amacı da tam olarak baskı altında performansın sürdürülebilmesini sağlamaktır" diye ekledi.
Spor psikoloğunun görevlerini sıralayan Gürsoy, "Kampta görev yapan bir spor psikoloğu ise yalnızca maç öncesinde motivasyon konuşması yapan kişi değildir. Asıl görevi, turnuva başlamadan önce oyuncuların baskı altında kullanacağı zihinsel becerileri geliştirmek ve turnuva boyunca bu becerilerin sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. Nefes ve odaklanma çalışmaları, hata sonrası zihinsel toparlanma, dikkat kontrolü, öz konuşma, görselleştirme gibi performans becerilerinin yanı sıra, takım içi iletişimi güçlendirmek ve teknik ekiple koordineli çalışarak takımın zihinsel performansını desteklemek de bu sürecin önemli parçalarıdır" ifadelerini kullandı.