Ana içeriğe geç

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı

TİGAD tarafından Kırşehir’de düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı, sektörün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. İlk gününde üç ayrı oturuma ev sahipliği yapan çalıştayda; dijitalleşmenin getirdiği yenilikler, yapay zekânın haberciliğe etkisi ve gazetecilik pratiklerinin dönüşümü ele alındı.

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı
Aydınlık
16

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) tarafından 7-11 Haziran tarihleri arasında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü yoğun bir katılımla tamamlandı. Protokol üyeleri, akademisyenler ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecilerin katıldığı etkinlikte, geleneksel medyadan dijital haberciliğe geçiş süreci tüm boyutlarıyla ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen üç ayrı oturumda uzman isimler mesleki deneyimlerini ve dijital çağın getirdiği sorunlara yönelik çözüm önerilerini paylaştı.

GEÇGEL: ‘DİJİTAL MEDYA ARTIK YASALARCA TANINIYOR’

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, Kırşehir'de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şu ifadelere yer verdi:

"Neşet Baba'nın şehrindeyiz. Ahi Evran'ın şehrindeyiz. Ahiliğin atay yurdundayız. Dolayısıyla burada olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum. TİGAD’ın kuruluş amacını az önce tanıtım filminde kısa da olsa anladık. Biz esas dijital medya kanununun çıkarılması için kurulmuştuk. Onun için mücadele ettik. Ve o mücadele neticesinde de Adalet Komisyonu'nda, Dijital Mecralar Komisyonu'nda mücadelemiz sonuç verdi ve dijital medya artık yasalarca tanınıyor efendim. Artık internet medyası... İşte Basın İlan Kurumu Genel Müdürümüz burada. Kendisi göreve başladığından bu yana kendisinden müthiş memnunuz efendim. Çünkü hakikaten gazeteci dostu, yerel medyanın dostu; her şeyden önce yerel medyanın reklam kaynaklarının artırılması için o kadar çalışıyor ki, gecesini gündüzüne katıyor. Onun için kendisinden çok memnunuz. Huzurlarınızda da kendisine çok teşekkür ediyorum."

‘SOSYAL MEDYA KANAYAN YARAMIZ’

Konuşmasında sosyal medyadaki kontrolsüzlüğe de değinen Geçgel, şunları kaydetti:

"Ama bir yaramız var. Onu belirteyim, ondan sonra çekileyim efendim. Sosyal medyaya bir düzen, dizayn getirmek gerekiyor. Sosyal medya bizim kanayan yaramız. Kendilerini gazetecilerin yerine koyan çok fenomen var ve onlardan dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Bununla ilgili bir yasal düzenleme mutlaka olacaktır. Genel müdürümüz de çalışıyor, bunu biliyorum; mutlaka bilgi verecektir. Tekrar çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını diliyoruz."

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı - Resim : 1

BİK GENEL MÜDÜRÜ ÇAY: ‘ALGORİTMALARIN VİCDANI YOKTUR’

Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Abdülkadir Çay, dijital yayıncılığın köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtek şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada dijital yayıncılığı konuşurken, birkaç yıl öncesine kadar gündemimizi meşgul eden 'basılı gazete mi, internet sitesi mi?' tartışmalarını geride bırakarak; arama motorlarının yapay zekâ entegrasyonlarıyla kabuk değiştirdiği, ziyaretçi trafiklerini algoritmaların belirlediği ve çoklu platform yayıncılığının zorunluluk hâline geldiği köklü bir dönüşüm sürecini ele alıyoruz. Dijital haberciliğin önünde üç temel sınav bulunmaktadır: Ekonomik sürdürülebilirlik, teknolojik entegrasyon ve etik değerler. Bugün geldiğimiz noktada asıl mesele içerik üretmekle beraber güven de inşa etmektir. Yanlış bilgi ve dezenformasyon doğru bilgiye kıyasla 6 kata kadar daha hızlı yayılmaktadır. Bu tablo, yalnızca bir medya somunu değil; toplumsal güveni, huzuru ve barışı doğrudan tehdit eden bir kırılganlık alanıdır."

‘KÜRESEL TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ FİKİR İŞÇİSİNE HAKKINI VERMEMEKTEDİR’

Yapay zekâ teknolojilerinin gazetecilikteki rolüne ve küresel platformların sömürü düzenine de dikkat çeken Çay, şunları dile getirdi:

"Yapay zekâ kusursuz metinler üretebilir, peki editoryal sorumluluk üstlenebilir mi? Kesinlikle hayır. Çünkü gazetecilik yalnızca bilgi aktarma işi değil, hakikate sadakat meselesidir. Algoritmaların vicdanı yoktur. Yapay zekâ gazetecinin yerine geçen bir özne değil, gazeteciyi destekleyen bir araç olmalıdır. Dijital dönüşüm, madalyonun diğer yüzünde çok çetin bir ekonomik savaşı da barındırmaktadır. 'Platform bağımlılığı' ve 'algoritmik görünürlük' olarak tanımlanan yeni bir sömürü düzeniyle karşı karşıyayız. Bugün dijital reklam gelirlerinin yüzde 60’tan fazlası yalnızca birkaç büyük küresel teknoloji şirketinin tekelindedir. Medyanın ürettiği nitelikli içerik üzerinden devasa trafik ve reklam geliri elde ederken, içeriğin asıl sahibine, yani fikir işçisine hakkını vermemektedir. Çalışmaların sonucunda hem basın mensuplarımızın ürettiği haber içeriklerinin değerinin korunacağı hem de haklarının teslim edileceği bir yasal düzenlemenin ortaya çıkacağını biliyoruz."

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı - Resim : 2

ÇALIŞTAY OTURUMLARINDA SEKTÖREL GELECEK TARTIŞILDI

Çalıştayın ilk gününde alanında uzman isimlerin sunum yaptığı üç ayrı oturum gerçekleştirildi. Dr. Ekrem Teymur’un moderatörlüğünü üstlendiği birinci oturumda; Av. Bedia Teymur yeni nesil gazetecilik ve etik değerleri, Gaffar Yakınca geleneksel gazeteciliğin geleceğini, Nagehan Alçı gelenekselden sosyal medyaya geçişi, Alişer Delek medya ve manipülasyonu, Doç. Dr. Turgay Yerlikaya ise dezenformasyonla mücadele yöntemlerini örnekleriyle aktardı.

Hatice Türkan’ın moderatörlüğündeki ikinci oturumda; Mustafa İlker Yücel dosya haberciliğini, Murat Alan medyanın sosyolojik yapısını, Latif Şimşek dijital yazarlığın toplumsal etkilerini, Murat Dada aktüel televizyon haberciliğini, Onur Caniklioğlu asayiş ve saha gazeteciliğini, Çetin Ağaşe yapay zekâ çağını, Yaşar Toy yerel medyanın ulusal gündeme etkisini ve Birgül Yazıcı afet dönemi haberciliğini ele aldı.

Adem Kocatürk moderatörlüğünde yapılan son oturumda ise Adnan Türkkan dijital medyada güvenilirliği, Aynur Bayram kamu yayıncılığını, Murat Akgül yerel gazeteciliğin zorluklarını, Tahir Gülebak yerel medyanın genel sorunlarını, Adnan Yılmaz gazetecinin toplumsal hafıza sorumluluğunu, Mehmet Sena Akkaya günümüz gazeteciliğini ve Serpin Alparslan dijital çağda ekonomi gazeteciliğini tartışmaya açtı.

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı - Resim : 3

‘GERÇEK AYAKKABILARINI GİYMEDEN YALAN DÜNYAYI 3 KEZ DOLAŞIR’

Ulusal Kanal Ankara Temsilcisi Adnan Türkkan, dijital mecralardaki hız tutkusunun ve dezenformasyonun tehlikelerine somut örneklerle değinerek şöyle konuştu:

"Teorik olarak anlatımlar oldu, ben pratik birkaç örnek üzerinde duracağım. İran ile ABD-İsrail arasındaki savaşı takip edenler İsmail Kaani ismini duymuştur. İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin 40 yıllık MOSSAD ajanı olduğunu duydunuz mu? Birinci rakam: 8 milyon 400 binden fazla. 2 saniye bekle. Bu, 'İsmail Kaani İsrail ajanı çıktı' iddiasını ilk 24 saatte gören tahmini kişi sayısı. İkinci rakam: 180 bin. Bu da yalanlandığını gören kişi sayısı. Aradaki fark 46 kat. Savaşta teyidin hayati olduğu bir konuda bile yalan 46 kat hızlı. Üstelik basit bir arama ile Eylül 2024’te İsrail’in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a yönelik düzenlediği operasyonda da Kaani’nin hayatta kaldığı belirtilmişti. Nasrallah’ın konutunu ziyaret ettiği öne sürülen Kaani’nin söz konusu saldırıdan nasıl kurtulduğu netlik kazanmamıştı. Kaani’nin sağ çıktığı bir diğer saldırı ise 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında gerçekleşti. İsrail’in İran’ın üst düzey komuta kademesini hedef aldığı saldırılarda Kaani’nin zarar görmemesi dikkat çekmişti. Ulusal Kanal İran Temsilcisi Gürkan Demir, Kaani’nin görevinin başında olduğunu İranlı yetkililerden doğrulattığı için biz o tuzağa düşmedik. Gerçeği Türkiye kamuoyuyla paylaştık. 'Gerçek ayakkabılarını giymeden yalan dünyayı 3 kez dolaşır'. İsrail kaynaklı bu yalanın iki amacı vardı: Birincisi İran içinde güvensizlik yaratmak, ikincisi İsmail Kaani’nin iddiaları yalanlamak için ortaya çıkmasını sağlayarak onu etkisiz hale getirmek. İşte dostlar, maalesef Türkiye ve Türk halkı için düşman konumunda olan İsrail’in savaş taktiğinin bir parçası olan yalanı gönüllü olarak medyamız büyüttü, milyonlara ulaştırdı. Daha ileri gidenler de oldu. Peki neden? Peki biz haber odasında neyi yanlış yapıyoruz? Hız mı, yöntem mi?"

‘EN BÜYÜK BAŞARI YALANIN TAŞIYICISI OLMAMAKTIR’

Dijitalleşmenin haberciliğin kalbi olan doğruluk ilkesini feda ettiğini vurgulayan Türkkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dijitalleşmenin getirdiği hız ve kolaylık, haberciliğin kalbi olan 'doğruluk' ilkesinin hız uğruna feda edildiği bir çelişkiyi doğurmuştur. Saniyeler içinde milyonlara ulaşma kapasitesi, beraberinde bilgi kirliliği, manipülasyon ve derin bir güven krizini getirmiştir. Bugün burada, insanlık tarihinin en büyük çelişkilerinden birini konuşmak için bir aradayız. Bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu, saniyeler içinde dünyanın öbür ucundaki bir gelişmeden haberdar olabildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Ancak ironik bir şekilde, tarihin en büyük 'hakikat krizini' de tam şu an deneyimliyoruz. Bizler artık sadece birer haber aktörü değiliz; aynı zamanda bir dezenformasyon savaşının cephe arkasındaki arama-kurtarma ekipleriyiz. Eskiden gazetecinin başarısı 'haberi ilk veren' olmaktı. Bugünün dijital ekosisteminde ise en büyük başarı, 'haberi ilk veren olmak uğruna yalanın taşıyıcısı olmamaktır'. Dijital medya bizden hız istiyor, algoritmalarsa sansasyon. Ama toplumun bizden beklediği tek bir şey var: Güven. Ve güven, saniyeler içinde inşa edilip tek bir hatalı tıkla yerle bir olabilen bir kale gibidir. Sosyal medyada ve hatta bazı uluslararası haber sitelerinde bir video hızla yayıldı. Dubai’deki dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa’nın alevler içinde yandığını ve insanların panik içinde kaçıştığını gösteren, dehşet verici görüntülerdi bunlar. Video on milyonlarca izlenme aldı, borsaları hareketlendirdi, uluslararası diplomasi kriz masaları kurdu. Sonra ne mi oldu? Bağımsız doğrulama platformları ve dijital adli tıp uzmanları görüntüyü inceledi. Ortada ne bir yangın vardı ne de bir itfaiye sireni. Video, yeni nesil üretken yapay zekâ araçlarıyla sıfırdan üretilmiş bir manipülasyon ürünüydü. Hatta ironiktir ki, dönemin siyasileri bile bu yapay zekâ videolarını gerçek sanıp resmi açıklamalar yaptılar. Bu örnek bize şunu söylüyor sevgili geleceğin gazetecileri: Artık arşiv görüntüleri, montajlar veya 'deepfake' videolar sadece birer eğlence aracı değil, kitleleri manipüle etmek için kullanılan birer kitle imha silahı. Eğer bir görüntüyü sırf 'gördünüz' diye doğrulamadan servis ediyorsanız, artık sadece kandırılmış birer kurban değilsiniz; o silahı ateşleyen elin ortağısınız demektir."

‘TEK SERMAYEMİZ GÜVENİLİR OLMAKTIR’

Türkkan, güven krizine ve finansman modellerine dair şu analizleri paylaştı:

"Dijital dünyada güvenilir haberciliği tehdit eden en büyük unsur, bilginin kasıtlı veya kasıtsız şekilde bozulmasıdır. Karşılaşılan bilgi kirliliği niyet ve içerik bakımından üç temel kategoride incelenmektedir: Mezenformasyon, dezenformasyon ve malenformasyon. Bu bilgi bozuklukları, sosyal medya platformlarının kâr odaklı algoritmik yapıları sayesinde hızla yayılmaktadır. Algoritmik manipülasyonlar ve dezenformasyon, okurların medyaya olan güvenini derinden sarsmıştır. Reuters Enstitüsü Dijital Haber Raporu verilerine göre, dünya genelinde haberlere duyulan güven ortalama yüzde 40 seviyesindedir. Türkiye'de ise bu oran son on yılın en düşük seviyesine inerek yüzde 33'e gerilemiştir. Güvenin sarsılmasının bir diğer sonucu, okurlarda gelişen 'bilinçli haber kaçınma' refleksidir. Küresel ölçekte insanların yüzde 39-40'ı, Türkiye'de ise yüzde 61 gibi ciddi bir çoğunluk artık haberleri bilinçli olarak takip etmekten kaçındıklarından, sürekli karamsarlık aşılanmasından yorularak kendilerini kapatmaktadırlar. Özellikle gençler arasında ana haber kaynağı olarak geleneksel medyanın yerini TikTok, Instagram ve YouTube gibi algoritmik platformların alması, haber tüketiminin parçalı ve influencer/fenomen odaklı bir yapıya kaymasına neden olmuştur. Tabii bu platformların neredeyse tamamının ABD tekelinde olması hem ülkemiz hem de insanlık için çok önemli bir güvenlik zafiyetini de ortaya çıkarıyor. Dijital medya kuruluşlarının yalnızca 'tıklanma' ve 'programatik reklamlara' dayalı finansman modelleri, gazeteciliği doğrudan 'tık tuzaklarına' ve kalitesiz içerik üretimine zorlamaktadır. Tek bir merkeze ya da salt reklama bağımlı yapılar editoryal bağımsızlıklarını yitirirler. Gazetecilik, sadece bir şeyleri 'duyurma' mesleği değildir; gazetecilik, bir şeylerin 'doğru olduğunu kanıtlama' mesleğidir. Eğer bir bilgiyi herkesten 5 dakika önce verip 1 saat sonra yalanlanıyorsanız, siz gazeteci değil, sadece birer 'iletişim koridorunuzdur'. Özellikle genç iletişimci arkadaşlarıma sesleniyorum: Ajansların, sosyal medya fenomenlerinin ya da yapay zekâ botlarının hızıyla yarışmayın. Sizin yarışacağınız tek bir kulvar var: Güvenilirlik. Unutmayın; dijital dünyada tıklama sayıları, beğeniler ve etkileşimler geçicidir. Günün sonunda masanızda kalan tek sermayeniz, adınızın altındaki o görünmez 'Güvenilir' damgası olacaktır."

TİGAD Dijital Medya Çalıştayı’nın ilk günü tamamlandı - Resim : 4
Kaynağa Git

İlgili Haberler