Zamanın akıp gittiği, geleneksel mesleklerin birer birer unutulduğu günümüzde, Karadeniz'den içinizi ısıtacak bir usta-çırak hikayesi yükseliyor. Ali Bayram'ın temellerini attığı, ardından Remzi ve Sinan Bayram'ın yaşattığı tarihi saat tamir dükkanı, şimdilerde dördüncü kuşağın enerjisiyle hayat buluyor. Mesleğin sancağını devralan ailenin güçlü kadın temsilcisi Tuğçe Bayram, çocuk yaşlarda dedesinin yanında adım attığı bu büyülü dünyada profesyonel bir ustaya dönüştü.
BİR DÜKKAN ÜÇ NESİL VE YENİ BİR SOLUK
Altınordu'nun tarihi dokusunda yarım asırdan fazla bir süredir tıkır tıkır işleyen bu mekan, sadece saatleri değil koca bir aile tarihini de içinde barındırıyor. İlk günkü heyecanla kapıları açılan aile işletmesinde, bugüne kadar üç erkek kuşak kesintisiz olarak esnaflık yaptı. Ancak gelenek bu kez yön değiştirerek zanaatın inceliklerini, dördüncü nesil olarak ailenin kadın gücüne, yani Tuğçe Bayram'a emanet etti.

DEDESİNİN İZİNDE 12 YILLIK BİR TUTKU YOLCULUĞU
Şimdilerde 30 yaşında olan Tuğçe Bayram, mekanik çarkların ve minik vidaların arasında büyüdü. Henüz küçük bir çocukken dedesinin rahlesinden geçen ve saat tamirciliğini bir hobi gibi gören Bayram, yaklaşık 12 yıldır bu işi profesyonel bir meslek olarak icra ediyor. Çıraklık döneminde pil değişimi ve basit mekanik müdahalelerle işe ısındığını söyleyen genç usta, dedesinden kalan bu paha biçilemez mirası babasıyla birlikte yaşatmaktan gurur duyduğunu ifade ediyor.
BABA VE KIZIN TEZGHAHTAKİ MUHTEŞEM UYUMU
Yaklaşık otuz yıldır aynı adreste saatçilik yapan baba Sinan Bayram, kızının bu mesleğe gönül vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. Dükkana gelen müşterilerin ilk etapta tezgah başında genç bir kadın usta görmeyi yadırgadığını belirten baba Bayram, kızının sergilediği yüksek el becerisi ve profesyonellik sayesinde bu şaşkınlığın kısa sürede tam bir güven duygusuna dönüştüğünü vurguluyor.

ORDU'NUN KADIN USTASI ZAMANA YÖN VERİYOR
Sadece bir geçim kaynağı olmanın ötesinde, Bayram ailesi için kopmaz bir gönül bağı haline gelen saat tamirciliği, kültürel bir miras olarak korunuyor. İnce el işçiliği ve üstün dikkat gerektiren bu meslekte bir kadının imzasının bulunması, Ordu halkı ve çevre esnafı tarafından da büyük bir hayranlıkla karşılanıyor. Gelenekten geleceğe uzanan bu köprü, zanaatkarlığın cinsiyet değil, bir yürek ve yetenek işi olduğunu tüm Türkiye'ye kanıtlıyor.