Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde nöbetten çıkan bir hekim, sosyal medya hesabından “Çocuk acile çok sayıda kusma ve yüksek ateş şikayetiyle çocuk hasta geldi. Hepsinin kliniği kötü ve enfeksiyon değerleri oldukça yüksekti. Garip bir şekilde bu kadar çocuğun aynı anda, aynı şikayetle gelmesi tesadüf olamazdı. Hastaların hepsinin ortak olarak belirttiği tek bir lokasyon var: Marmaris İncekum Plajı” ifadelerini kullanarak paylaşım yapması sonrası koruma altındaki koylarda kapasiteyi aşan turizm baskısını yeniden gündeme taşıdı.
Marmaris'in Çamlı Mahallesi sınırlarında yer alan Gökova Özel Çevre Koruma Bölgesi, Doğal Sit Alanı, Arkeolojik Sit Alanı ve Önemli Doğa Alanı içinde yer alan İncekum Plajı geçen yıl “ÇED Gerekli” değildir denilerek Cleo Turizm AŞ’ye kiralandı. Lüks turizm projesi yargıya taşınırken, bu yaz bölgede denize giren çocuklarda görülen enfeksiyon vakaları kamuoyunda endişe yarattı.
Çocuklarda görülen fekal-oral enfeksiyon vakalarıyla ilgili Muğla Tabip Odası Başkanı Çetin Erdolu, yaşanan tablonun yalnızca deniz kirliliğiyle açıklanamayacağını söyledi. Denetim mekanizmalarının parçalandığını, koruyucu sağlık hizmetlerinin yıllardır ihmal edildiğini belirten Erdolu, yaz aylarında deniz suyu kontrollerinin düzenli yapılmamasının önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti.
"FEKAL-ORAL ENFEKSİYON SUYA DIŞKI KARIŞTIĞINI GÖSTERİR"
Fekal-oral enfeksiyonun ne anlama geldiğini de açıklayan Erdolu, deniz suyundaki kirliliğin sağlık açısından oluşturduğu riske dikkat çekerek, "Bütün çocuklarda fekal-oral enfeksiyon görülmesi önemli bir bulgudur. Fekal-oral dediğimiz şey, suya dışkı karışması anlamına gelir. İnsan dışkısında kolibasili dediğimiz bir bakteri bulunur. Dışkının suya karışması sonucu bu bakterinin miktarı olması gereken sınırın üzerine çıktığında, suyla temas eden, deniz suyunu yutan ya da burnundan su alan kişilerde enfeksiyon gelişme ihtimali oldukça yüksektir. Olayın özeti budur" ifadelerini kullandı.
"ÇADIRLAR NEREDEYSE İÇ İÇE KURULUYOR"
Marmaris'teki kamp alanlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdolu, "Kamp alanları ihale yoluyla işletmecilere veriliyor. İşletmeciler de daha fazla gelir elde etmek amacıyla mümkün olduğunca fazla çadır yeri kiralıyor. Gidip baktığınızda çadırların neredeyse iç içe kurulduğunu görüyorsunuz. Bu durum bulaşıcı hastalıklar açısından da ciddi bir risk oluşturuyor ve hastalıklara adeta davetiye çıkarıyor" diye konuştu.
"KAMUSAL ALANLAR GELİR KAPISI OLARAK GÖRÜLÜYOR"
Erdolu, kıyıların ve doğal alanların ticari anlayışla işletilmesini de eleştirerek, "Şu andaki iktidar sahillerden başlayarak ormanlara kadar birçok alanı gelir elde etme amacıyla değerlendiriyor. Bu politika yürütülürken insan sağlığı ve yurttaşların kamusal alanlardan eşit şekilde yararlanma hakkı ikinci plana itiliyor. Oysa halk sağlığı her türlü ticari kaygının önünde olmalıdır. Bugün yaşanan tablo, çevreyi, denizi ve koruyucu sağlık hizmetlerini ihmal etmenin sonucudur" dedi.
“CİDDİ BİR EKSİKLİK”
Deniz suyu denetimlerinin farklı kurumlara dağıtıldığını belirten Erdolu,"Kontroller büyük ölçüde parçalandı. Kimi yerlerde büyükşehir belediyelerine, kimi yerlerde gıda, tarım müdürlüklerine, kimi yerlerde de su ve kanalizasyon idarelerinin kontrolüne bırakılmış durumda. Böyle olunca kontrollerin yeterince yapıldığını söylemek mümkün değil" dedi.
Çocuk acildeki artışa dikkat çeken Erdolu, "Şu anda orası bir üniversite hastanesi. Tıp Fakültesi Hastanesi, yani eğitim ve araştırma hastanesi. Oraya gelen çocuk sayısının fazla olması ve benzer bulguların tespit edilmesi önemli. Tam da sıcaklıkların arttığı, okulların kapandığı ve çocukların denize girdiği dönemde sahil, deniz kontrollerinin düzenli biçimde yapılmamış olması ciddi bir eksikliktir" ifadelerini kullandı.
"KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ GÖZ ARDI EDİLDİ"
Yaşanan sorunun temelinde sağlık politikalarındaki değişimlerin bulunduğunu söyleyen Erdolu, koruyucu sağlık hizmetlerinden uzaklaşılmasının bugünkü tabloyu hazırladığını dile getirdi.
Erdolu, "Bu tamamen sağlık sistemiyle ilgili. 2000'li yıllardan itibaren uygulanan sağlıkta dönüşüm programının sonuçlarından biriyle karşı karşıyayız. Türkiye'de koruyucu sağlık hizmetleri büyük ölçüde ihmal edildi. Temiz su, temiz çevre, temiz hava, düzenli çevre kontrolleri, bebeklikten başlayıp okul çağına kadar devam eden sağlık takipleri ve aşılama gibi uygulamalar geri plana itildi. Daha çok tedavi edici sağlık hizmetleri ön plana çıkarıldı. Sağlık büyük ölçüde ticarileştirildi. Böyle olunca bu tür tabloların ortaya çıkması kaçınılmaz hale geliyor" diye konuştu. Erdolu, aşı karşıtlığının da halk sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, "Buna bir de aşı reddi ve aşıya karşı gelişen direnci eklemek gerekiyor. Türkiye'de önemli ölçüde aşı reddi ve aşı direnci var. Buna karşı yetkililerin etkili bir çalışma yürüttüğünü de söyleyemiyoruz. Bunların hepsini topladığınızda bugün yaşananlarla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Bu tam anlamıyla zincirleme ihmallerin sonucudur" dedi.
GÖKOVA AKYAKA’YI SEVENLER DERNEĞİ: SAĞLIKLI KOŞULLAR YOK
Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği adına açıklama yapan Neşe Yüzak, Marmaris İncekum’daki mevcut işletme düzeninin koruma alanı niteliği taşıyan bölgede ciddi sorunlar yarattığını savunarak, alanın geçmişte halka açık şekilde kullanıldığını ancak zaman içinde özel sektöre devredildiğini söyledi.
Yüzak, “Geçmişte muhtarlığın işlettiği, Orman Bakanlığı’nın halkçı olduğu dönemlerde halka açılmış olan bir sahildi. Gerçekten mükemmel bir sahil. Ancak bugün geldiğimiz noktada, yeni projeyle birlikte yetersiz duşlar, kabinler ve birbirine bitiştirilmiş sıkıştırılmış yapılar gördük. Bu nedenle oranın sağlıklı kullanılmadığını düşünüyoruz. Sağlıklı koşullar sağlanmıyor. Bunun denetimini de orman müdürlüğü yapmıyor. Çevre Şehircilik Bakanlığı yapmıyor” dedi.
İncekum’un daha sonra özel bir firmaya kiralandığını belirten Yüzak, işletmenin bugün Cleo Turizm AŞ tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Yüzak, “Fethiyeli iş insanı Ethem Germiyanoğlu’nun amacı bu muhteşem sahile yeni bir lüks konsept yatırım yapmak. Biz de bu aşamada dava açtık ve usulsüz uygulamalarla ilgili savcılığa şikâyette bulunduk” diye konuştu. Dernek olarak drone görüntüleriyle tespitler yaptıklarını söyleyen Yüzak, “Şu anda yürütülmeye çalışılan bir savcılık dosyası da bulunuyor. Bölge tamamen korunan alanlar içerisinde kalıyor ve nadir ekolojik değerlere sahip. Buna rağmen kapasite üstü kullanım ve fahiş fiyatlarla işletmecilik yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“KOY TİCARİ BASKI ALTINDA”
Yüzak, planlanan projenin kapsamına ilişkin, “İşletme, mesire alanını kullanırken aynı zamanda burada yüksek konsept bir proje yapmak istediğini söylüyor. Yaklaşık 200 metrekarelik platformlar üzerine 80 metrekarelik çadır konseptleri kurulması, önlerine deniz suyu ile doldurulacak süs havuzları yapılması planlanıyor. Ayrıca mesire alanına geçiş yolu bu çadırlara tahsis edilmek isteniyor ve vatandaşlar arka taraftaki yokuşlu yola yönlendiriliyor.” dedi.
Derneğin davaya müdahil olduğunu belirten Yüzak, “Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği olarak bu sürecin takipçisiyiz. Koruma altındaki bir koyun ticari baskı altında sağlıksız biçimde kullanılmasına karşı mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
Telefonla ulaşmaya çalıştığımız hekimler ve halk sağlığı uzmanları konunun araştırıldığını ifade etti. Paylaşım yapan hekime hakında da soruşturma açıldığı iddia edildi.