Türk sinemasında "delikanlı" ve "mağrur" duruşun en net karşılığı olan Kadir İnanır, kariyeri boyunca salon filmlerinin yakışıklı jönü olmanın çok ötesine geçti.
O, kasketini başına takıp kamyon şoförünün, töreye direnen köylünün ya da adaleti kendi dağıtan mahkumun ruhunu ete kemiğe bürüdü. Türk halkının kendinden bir parça bulduğu, her birinde sinematografik birer anıta dönüşen Kadir İnanır’ın en ikonik 10 rolünü derledik:
İlyas – Selvi Boylum Al Yazmalım (1977)
Türk sinema tarihinin en büyük aşk ve sadakat sorgulaması. İnanır’ın hayat verdiği kamyon şoförü İlyas, zaafları olan, aşık ama bir o kadar da hatalar yapan etten kemikten bir karakterdi. Türkan Şoray ile yakaladığı muazzam uyum ve filmin finalindeki o sessiz gidişi, "Sevgi neydi? Sevgi emekti" cümlesini sinema tarihine altın harflerle yazdırdı.
Tatar Ramazan – Tatar Ramazan (1990)
"Benim adım Tatar Ramazan, ben bu oyunu bozarım!" repliği, sadece sinemada değil toplumsal hafızada da bir başkaldırı simgesi haline geldi. Hapishane ağalarına, rüşvete ve adaletsizliğe karşı tek başına dikilen Ramazan, Kadir İnanır’ın sert, adil ve bükülmez sinema personasının zirve noktasıdır.
Karadağlı Rıza – Dila Hanım (1977)
Bir yanda aşiret töreleri, diğer yanda imkansız bir aşk... Kadir İnanır, kan davalısının eşine aşık olan mağrur, soylu ve ağırbaşlı Karadağlı Rıza rolünde devleşti. Karakterin zeybek oynadığı sahne, Türk sinemasının en estetik ve hafızalara kazınan anlarından biridir.