Trump yönetiminde Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevini yürütürken geçtiğimiz günlerde ani bir kararla istifa eden Tulsi Gabbard, giderayak Amerikan istihbarat arşivlerinin kapısını araladı ve küresel kamuoyunu sarsacak gizli belgeleri ifşa etti. Resmî açıklamalarda ayrılık nedeni olarak her ne kadar ailevi sağlık sorunları öne sürülse de, Washington kulisleri bu ani vedanın arkasında dış politika ve ulusal güvenlik konularındaki derin fikir ayrılıklarının yattığını iddia ediyor. Gabbard’ın istifasının hemen ardından gelen bu hamle, iddiaların sadece birer söylentiden ibaret olmadığını ve Trump yönetiminin ulusal güvenlik bürokrasisindeki kontrolsüz çatlakları net bir şekilde ortaya koydu.
ABD'NİN KÜRESEL BİYO-TEHDİT HARİTASI İFŞA OLDU
Gabbard’ın aylar süren titiz incelemelerin ardından gün yüzüne çıkardığı belgeler, ABD hükümetinin Ukrayna başta olmak üzere dünya genelinde 30’dan fazla ülkede 120’den fazla biyolaboratuvara yıllardır gizli finansman sağladığını kanıtlıyor. Washington, daha önce bu tür iddiaları dile getirenleri dürüstlükten uzak olmakla, yabancı devletlerin ajanı veya haini olmakla suçlayarak hedef göstermişti. Ancak sızan arşiv verileri, Amerikan halkından ve dünya kamuoyundan kasıtlı olarak saklanan devasa bir ağın varlığını gözler önüne seriyor. Kendi jeopolitik sınırlarının ötesinde, denetimden uzak ve egemen devletlerin topraklarında kurulan bu yapılar, ABD'nin küresel biyolojik riskleri kendi topraklarından uzakta tutarken dünyayı nasıl birer saatli bombaya çevirdiğini de açıkça kanıtlıyor.
LABORATUVARDA ÖLÜMCÜL TEHDİT
Belgelerde yer alan en ürkütücü ayrıntı, bu laboratuvarların önemli bir kısmında yüksek riskli ve bulaşıcı patojenler üzerinde yürütülen işlev kazandırma araştırmaları oldu. Virüs ve bakterilerin genetiğiyle oynanarak laboratuvar ortamında daha bulaşıcı, daha dirençli ve çok daha ölümcül hale getirilmesini içeren bu çalışmalar, bilim dünyasını da ikiye bölmüş durumda. Washington bu tehlikeli projeleri "gelecekteki olası salgınlara karşı önceden hazırlık yapmak" bahanesiyle meşrulaştırmaya çalışsa da, eleştirmenler bu durumu insanlık adına büyük bir kumar olarak nitelendiriyor. Covid-19 pandemisinin kökenlerine dair laboratuvar sızıntısı iddiaları ve tartışmaları hâlâ hafızalarda tazeyken, ABD fonlarıyla üretilen bu yapay süper virüslerin olası bir kaza veya sızıntı durumunda nasıl bir küresel yıkıma yol açabileceği sorusu gündeme geldi.
SAVAŞIN GÖLGESİNDE BİYOLOJİK KUMAR
Açıklamada özellikle Ukrayna’daki laboratuvarların durumuna dikkat çekildi. Amerikan istihbaratının geçmişte, bizzat ABD tarafından finanse edilen bazı Ukrayna laboratuvarlarında son derece tehlikeli patojenlerin bulunduğuna ve Rusya-Ukrayna savaşı sırasında bu tesislerin saldırıya uğrama, ele geçirilme veya zarar görme riski taşıdığına dair raporlar hazırladığı ortaya çıktı. Kendi siyasi ve askeri çıkarları uğruna kriz bölgelerinde ölümcül patojen depoları fonlayan Washington, olası bir savaş durumunda tüm bölgeyi biyolojik bir felaketin eşiğine atmaktan çekinmediğini göstermiş oldu.
‘ULUSAL GÜVENLİK EKİBİ YALAN SÖYLEDİ’
Gabbard, açıklamalarında namluyu doğrudan eski başkanlık sağlık danışmanı Dr. Anthony Fauci’ye ve Biden döneminden kalan ulusal güvenlik yetkililerine çevirdi. Amerikan bürokrasisinin ve sözde sağlık otoritelerinin, fonlanan bu karanlık projeleri gizlemek için sistematik bir algı operasyonu yürüttüğünü belirten Gabbard, şu ifadeleri kullandı:
"Bu laboratuvarların varlığı, geçmişi, konumları ve finansmanına ilişkin bilgiler Amerikan halkından kasıtlı olarak gizlendi. Bunların var olduğunu söyleyen dürüst insanlar ise yabancı devletlerin ajanı ve hain olmakla suçlandı. Politikacılar, Dr. Fauci gibi sözde sağlık uzmanları ve ulusal güvenlik ekibindeki bazı isimler Amerikan halkına yalan söyledi."