Rekabet Kurumu'nun açıkladığı taahhüt paketiyle Netflix'in Türkiye'deki içerik üretim süreçlerinde önemli değişiklikler yapılacak. Platform bundan sonra Türk yapımlarının bir bölümünü daha önce çalışmadığı yapım şirketleriyle geliştirecek, proje başvurularına belirli sürelerde yazılı yanıt verecek ve her yıl senarist, yönetmen ve yapımcıların katılabileceği proje sunum günleri düzenleyecek. Ayrıca münhasır sözleşmeler* sınırlandırılacak ve bazı içeriklerin yalnızca Netflix'te kalmasına yol açan uygulamalar gevşetilecek.
*Münhasır sözleşme (exclusive contract), bir kişinin veya şirketin belirli bir süre boyunca yalnızca tek bir kurumla çalışmasını öngören anlaşma.
Kararın dikkat çekici yanı, yapımların içeriğine değil sektörün işleyişine müdahale etmesi. Rekabet Kurumu'nun odağında sektördeki rekabet koşulları bulunuyor.
AVRUPA'NIN NETFLIX POLİTİKASI
Bu gelişme, dijital yayın platformlarını düzenleyen ilk örnek değil.
Son yıllarda özellikle Avrupa'da hükümetler ve düzenleyici kurumlar, küresel platformların yerel kültür ve medya sektörleri üzerindeki etkisini sınırlandırmaya yönelik adımlar attı.
Avrupa Birliği'nin Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi'ne (AVMSD) göre isteğe bağlı yayın hizmetlerinin kataloglarının en az yüzde 30'unun Avrupa yapımlarından oluşması gerekiyor. Bu yapımların görünür biçimde öne çıkarılması da şart koşuluyor.
Amaç yalnızca Hollywood yapımlarının hakimiyetini azaltmak değil; Avrupa'nın kendi görsel-işitsel üretimini korumak.
FRANSA: "PARA KAZANIYORSAN YATIRIM DA YAPACAKSIN"
Netflix'e karşı sert yaklaşım benimseyen ülkelerden biri Fransa.
Fransız düzenlemelerine göre Netflix, Amazon Prime Video ve benzeri platformlar elde ettikleri Fransız gelirlerinin yaklaşık yüzde 20 ila 25'ini yerel yapımlara yatırmak zorunda. Bu yatırım zorunluluğu televizyon dizilerinin yanı sıra sinema sektörünü de kapsıyor.
Bu sistem bugün öyle bir noktaya ulaştı ki Fransa'nın düzenleyici kurumu ARCOM, Amazon Prime Video'nun 2026 yılında Fransızca yapımlara en az 90 milyon euro yatırım yapacağını açıkladı.
Fransız modeli, platformları yalnızca içerik dağıtıcısı olmaktan çıkarıp yerel sinema sektörünün finansörlerinden biri haline getiriyor.
ALMANYA DA AYNI YOLDA
2026 yılında Almanya da benzer bir düzenlemeyi duyurdu.
Yeni sistem kapsamında Netflix ve Amazon gibi platformlar Almanya'da elde ettikleri yıllık gelirlerin en az yüzde 8'ini Alman yapımlarına yeniden yatırmak zorunda olacak. Daha fazla yatırım yapan şirketlere ise çeşitli teşvikler sağlanacak.
BELÇİKA'YA İTİRAZA RAĞMEN GERİ ADIM YOK
Benzer uygulamalar Belçika'da da yürürlükte.
Belçika'daki düzenlemeler de dijital platformların yerel film ve dizi üretimine finansal katkı sağlamasını zorunlu kılıyor. Netflix bu uygulamalara itiraz etse de mahkemeler düzenlemelerin devamına karar verdi.
TÜRKİYE'NİN FARKI
Türkiye'nin aldığı karar ise Avrupa'daki örneklerden önemli bir noktada ayrılıyor.
Fransa ve Almanya'nın odak noktası yatırım ve yerli içerik üretimi. Avrupa Birliği'nin temel yaklaşımı da kataloglarda Avrupa yapımlarının belirli bir ağırlığa sahip olması.
Türkiye'de ise asıl mesele içerik üretim süreçlerine erişim.
Rekabet Kurumu'nun kararlarında öne çıkan başlıklar; yeni yapımcıların sisteme girebilmesi, proje değerlendirme süreçlerinin şeffaflaşması, aynı şirketlerle sürekli çalışılmasının önüne geçilmesi ve sektör profesyonellerinin münhasır sözleşmelerle sınırlandırılmaması oldu.
YENİ TARTIŞMA
Netflix, Disney+, Amazon Prime Video ve diğer dijital platformlar artık yalnızca yayıncı olarak görülmüyor.
Milyarlarca dolarlık bütçeleriyle hangi hikayelerin anlatılacağını, hangi oyuncuların öne çıkacağını ve hangi yapım şirketlerinin büyüyeceğini belirleyen aktörler haline geldiler.
Bu nedenle dijital platformların zamanla kendi kapalı ekosistemlerini oluşturduğu konusu yeni tartışma konusu haline geldi.
Odatv.com