Ana içeriğe geç

CHP'li Kaya'dan proje okulları çıkışı: “2014'ten bu yana liyakat erozyonu yaşanıyor”

Yıldırım Kaya, proje okulları uygulaması ve sınavsız atama sistemini eleştirerek, 2014 yılından bu yana eğitimde liyakat ilkesinin zedelendiğini vurguladı.

CHP'li Kaya'dan proje okulları çıkışı: “2014'ten bu yana liyakat erozyonu yaşanıyor”
Yeniçağ
16

CHP'li Yıldırım Kaya, proje okullar ile ilgili hazırladığı video mesajında, proje okulları ve sınavsız atama düzenini, 2014’ten bugüne bir liyakatsizlik hikayesi olarak nitelendirdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, proje okullar ile ilgili hazırladığı video mesajında şu ifadelere yer verdi:

“2014’TEN BUGÜNE BİR LİYAKATSİZLİK HİKAYESİ: PROJE OKULLARI VE SINAVSIZ ATAMA DÜZENİ

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanacak proje okulu atama sonuçları, eğitim sisteminde yıllardır sürdürülen kadrolaşma anlayışını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Proje okulları uygulaması, 2014 yılında çıkarılan 6528 sayılı Kanun sonrasında yapılan düzenlemelerle hayata geçirildi. Başlangıçta eğitimde niteliği artırma gerekçesiyle savunulan bu model, zaman içerisinde öğretmen ve yönetici atamalarında objektif ölçütlerin ortadan kaldırıldığı bir yapıya dönüştürüldü. Türkiye’nin en köklü ve başarılı liseleri ile eğitim kurumları proje okulu kapsamına alınırken, bu okullara yapılacak atamalarda sınav, hizmet puanı, kıdem ve mesleki başarı gibi liyakat ölçütleri büyük ölçüde devre dışı bırakıldı.
2016 yılında gerçekleştirilen ilk kapsamlı uygulamada binlerce öğretmen görev yaptığı okullardan ayrılmak zorunda bırakıldı. Aradan geçen yıllarda yapılan yönetmelik değişiklikleri sorunun özünü değiştirmedi. Bugün de proje okullarında görev yapan yaklaşık 10 bin öğretmenin yer değiştirme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edilmektedir. Bu durum yalnızca öğretmenleri değil, yıllardır aynı öğretmenlerle eğitim gören öğrencileri, velileri ve okul kültürünü de doğrudan etkilemektedir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin döneminde bu anlayış daha da derinleşmiştir. Eğitim kurumları bilimsel ve pedagojik ölçütlerle değil, siyasi tercih ve yakınlık ilişkileriyle şekillendirilmektedir. Öğretmenlerin yıllarca emek vererek kazandığı haklar yok sayılmakta, eğitim kurumları adım adım bir kadrolaşma alanına dönüştürülmektedir.
Oysa eğitim; siyasi hesapların değil, çocuklarımızın geleceğinin konusudur.
Bir okulun başarısı yalnızca binalarıyla değil, öğretmen kadrolarıyla, kurumsal hafızasıyla ve oluşturduğu eğitim iklimiyle mümkündür. Binlerce öğretmenin herhangi bir objektif ölçüt ortaya konulmadan görev yerlerinin değiştirilmesi, öğrencilerin eğitim hakkına da zarar verecektir. Eğitimde sürekliliğin bozulması, özellikle sınavlara hazırlanan öğrenciler açısından ciddi mağduriyetler yaratacaktır.
Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim ancak liyakatin esas alındığı, şeffaf ve denetlenebilir atama sistemleriyle mümkündür. Eğitim çalışanlarının emeğini yok sayan, okullar arasında ayrıcalık yaratan ve adalet duygusunu zedeleyen proje okulu uygulaması yeniden değerlendirilmelidir.
Buradan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyorum:
* Öğretmenlerin hangi objektif kriterlere göre seçildiğini kamuoyuna açıklayabilecek misiniz?
* Hizmet puanı, kıdem, akademik çalışma ve mesleki başarı neden değerlendirme ölçütü olarak kullanılmamaktadır?
* Yaklaşık 10 bin öğretmenin görev yerinin değiştirilmesinin öğrenciler üzerinde yaratacağı olumsuz sonuçları dikkate aldınız mı?
* Türkiye’nin en başarılı okulları neden siyasi kadrolaşmanın merkezleri haline getirilmektedir? Cumhuriyet Halk Partisi olarak; eğitim emekçilerinin haklarını, öğrencilerimizin geleceğini ve kamusal eğitimin temel ilkelerini savunmaya devam edeceğiz. Eğitimde ihtiyacımız olan şey sadakat değil liyakat, ayrıcalık değil adalet, kadrolaşma değil nitelikli eğitimdir.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler