Ana içeriğe geç

Lipödemde ‘yanlış tanı riski’ uyarısı

Lipödem konusunda artan toplumsal farkındalığın hastalığın tanınmasına önemli katkı sağladığını belirten Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneğinden Prof. Dr. Evrim Coşkun, son dönemde yanlış tanıların da arttığına dikkat çekerek, “Her kalın bacak lipödem değildir. Doğru tanı, deneyimli hekim tarafından yapılacak ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Lipödemde ‘yanlış tanı riski’ uyarısı
Cnn Türk
16

Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneğinden Prof. Dr. Evrim Coşkun, son yıllarda lipödem konusunda hem toplumda hem de sağlık profesyonelleri arasında farkındalığın önemli ölçüde arttığını söyledi.

Artan farkındalığın uzun yıllar tanı alamayan hastalar açısından önemli bir kazanım olduğunu belirten Coşkun, bu durumun beraberinde yanlış tanı riskini de getirdiğini ifade etti.

Lipödemin yalnızca bacaklarda bölgesel yağlanma ile tanımlanamayacağını vurgulayan Coşkun, “Geçmişte en büyük sorun hastaların tanı alamamasıydı. Bugün ise sosyal medya ve internetten edinilen bilgiler nedeniyle birçok kişi kendisine lipödem tanısı koyuyor. Oysa her kalın bacak lipödem değildir” dedi.

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Lipödemin; ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve karakteristik yağ dağılımı ile seyreden kronik bir yağ dokusu hastalığı olduğunu belirten Coşkun, tanının laboratuvar testiyle değil, ayrıntılı hasta öyküsü ve fizik muayene sonucunda konulduğunu söyledi.

Obezite, lenfödem, kronik venöz hastalıklar, hormonal bozukluklar ve bazı yapısal vücut tiplerinin lipödem ile karıştırılabildiğine dikkati çeken Coşkun, yanlış tanının gereksiz kaygıya, gereksiz tedavilere ve asıl sağlık sorununun tanısının gecikmesine yol açabileceğini ifade etti.

Coşkun, “Sosyal medya paylaşımları, internet testleri veya yalnızca fotoğraflar üzerinden lipödem tanısı konulamaz. Doğru tanı, deneyimli hekim tarafından yapılacak ayrıntılı klinik değerlendirme ile konulmalıdır” diye konuştu.

Lipödemde kesin ve hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmadığını belirten Coşkun, doğru tanı alan hastalarda uygun tedavi ve düzenli takip ile ağrı, ağırlık hissi, şişlik ve hareket kısıtlılığının önemli ölçüde azaltılabildiğini söyledi.

Tedavinin temelini kompresyon giysileri, manuel lenfatik drenaj, kompleks dekonjestif tedavi, kişiye özel egzersiz programları ve uygun beslenme yaklaşımlarının oluşturduğunu belirten Coşkun, düzenli fiziksel aktivitenin dolaşımı desteklediğini, ağrıyı azalttığını ve günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırdığını ifade etti.

Bazı hastalarda fizik tedavi uygulamaları ve destekleyici tedavilerin planlanabildiğini, ileri evre ve uygun hastalarda ise cerrahi tedavilerin gündeme gelebildiğini kaydeden Coşkun, cerrahi tedavinin konservatif tedavinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurguladı.

Lipödemde en önemli ihtiyacın daha fazla tanı koymak değil, doğru tanı koymak olduğunu vurgulayan Coşkun, deneyimli Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzman hekimleri tarafından yapılacak kapsamlı değerlendirmenin doğru tedavinin ilk adımı olduğunu söyledi.

Coşkun, “Lipödem tedavisindeki amacımız yalnızca bacakların görünümünü değiştirmek değildir. Esas hedefimiz; ağrıyı azaltmak, hareket kapasitesini korumak ve hastalarımızın yaşam kalitesini artırmaktır. İyi hekimlik bazen hastalığı bulmakla, bazen de hastalık olmadığını söyleyebilmekle ilgilidir” ifadelerini kullandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler