Ana içeriğe geç

Halil Umut Meler bu turnuvada olmalıydı

Murat Fevzi TanırlıOyunu hızlandırabilmek, süreyi daha verimli kılabilmek adına IFAB’ın gayreti sürüyor ve 2026 Dünya Kupası’nı basketbola öykünen yeni oyun...

Halil Umut Meler bu turnuvada olmalıydı
Gazete Oksijen
16

Oyunu hızlandırabilmek, süreyi daha verimli kılabilmek adına IFAB’ın gayreti sürüyor ve 2026 Dünya Kupası’nı basketbola öykünen yeni oyun kurallarıyla yaşıyoruz. Ancak çok az kart çıkıyor, hakemler idareyi yitiriyor ve bu kadarı normal değil. Hakemlik bu kadar zayıf olunca burada bir Türk hakem görememek MHK'ye olan öfkemizi, üzüntümüzü daha da artırıyor

Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB), turnuvadan önce bu Dünya Kupası'nda birçok yeni kuralın uygulanacağını duyurdu. IFAB’ın her sezon revize ettiği veya yeni eklediği kurallar, resmi olarak 1 Temmuz’dan itibaren uygulanmaya başlar. Daha erken tarihte devreye alınmasının istisnası, Dünya Kupası gibi dev organizasyonlardır. Yeni kuralların test edilmesi; federasyonların, hakemlerin, kulüplerin bilgilenmesi açısından oldukça faydalı.

Bu kuralların birinde kalecilerin topu tez elden oyuna sokması için devreye aldığı 8 saniye kuralının ardından, taç ve aut için 5 saniye; oyuncu değişiklikleri için 10 saniye süre kısıtlaması getirildi.

Katar’daki Dünya Kupası’nda grupların ilk maçları tamamlandığında 58 dakika 8 saniye olan ortalama topun oynanma süresi, ABD’de aynı aşamada 57 dakika 22 saniye olarak OPTA istatistiklerine yansıdı. Yani 24 maç sonunda 44 saniyelik gerileme söz konusu gibi gözüktü.

Lakin bunun yanıltıcı bir değer olduğunu belirtmek gerekir. Çünkü Katar’daki değer, ortalama toplam maç süresinin 102 dakika 43 saniye olmasıyla ortaya çıkmıştı. Hatırlarsanız “10+”lı uzatma dakikaları görmeye alışmıştık. ABD’deki Dünya Kupası’nda ise topun oyunda kalma süresi, aslında ortalama 96 dakika 8 saniyelik maçın sonunda ediniliyor. Yani verim oranı çok daha yüksek.

İşte gerçek fayda burada yatıyor. Tek başına yeni kurallarla edinilmiş güzel bir sonuç olarak nitelendirilemez elbette ancak çok önemli etkisi olduğu aşikâr. Unutulmamalı ki abartılı uzatmaların olmadığı, VAR’ın ilk kez uygulandığı 2018 Rusya’da topun oyunda kalma ortalaması 54 dakika 50 saniye, maçların toplam süre ortalaması da 96 dakika 54 saniyeydi. Turnuva sonunda tekrar kıyaslama yapacağız.

Hatalı verilen ikinci sarı kart ve kornerler de VAR’ın müdahale kapsamına eklendi. Kural koyucuların ruh sağlığımızla oynadıkları garabete bir dipnot düşelim: Hatalı verilen korner kararının auta dönmesi sağlanırken, bariz korner olan bir pozisyonun yanlışlıkla aut verilmesi neden kurala eklenmez, akıl alır gibi değil.

2018 ve 2022 DÜNYA KUPALARINDA VAR DAHA BAŞARILIYDI!

Kuralların Dünya Kupası gibi turnuvalarda ilk kez uygulanmasının görünmeyen bir handikabı da mevcut. Davet edilen hakemler, yedi kıtanın en iyileri! Keza VAR odasına çağrılanlar da… En iyilerin adaptasyonu ve pratiğiyle, yerel liglerdeki hakemlerin performansı elbette örtüşmüyor. Daha önemlisi, güzel oyunun başrolündeki futbolcuların milli takım sorumluluğu, faul ve kural dışı hareketlere karşı kontrol seviyesi, dünya vitrininde olmanın etkisi aslında hakemlerin işini daha da kolaylaştırıyor.

2018 Rusya, VAR’ın doğum turnuvasıydı. %99’a yakın başarı oranı vardı ve tanıtım mükemmel geçmişti. Hatta Süper Lig olarak ilk uygulayıcılarından olduk. Dönemin Kulüpler Birliği Başkanı sayın Ahmet Nur Çebi, “Artık hakem hatası tarihe gömülecek” coşkusuyla konuşmuştu. Gelin görün ki, VAR 8 yaşını bitiriyor ve tartışmalar sadece bizde değil, Avrupa’da da ayyuka çıkıyor. Analizlerden ortaya çıkan veriler, 2018 ve 2022’deki son iki Dünya Kupası’nda VAR çıtasının, 2026 ABD’den çok daha iyi olduğu yönünde. Bu kıyas bile tartışmanın geldiği noktayı özetliyor.

AVRUPALILAR ve DİĞERLERİ

Bu Dünya Kupası’nın öncekilere göre büyük sorun teşkil eden noktası “dünyanın en iyileri” diye nitelendirdiğimiz hakemler arasındaki kritik yönetim farkı! Mantalite, evrensel oyun kurallarına bağlılık, profesyonellik, standart karar hassasiyeti ve oyunu bozmak isteyenin cezalandırılması gibi kriterler baz alındığında Avrupalılar ile diğer kıtaların hakemleri arasında uçurum var. Çok sıcak örnekler Fransa-Paraguay (Özbek Tantashev), Avustralya-Mısır (Uruguaylı Tejera), Kolombiya-Gana (Fransız Turpin), Kanada-Fas (İngiliz Oliver) maçlarındaki hakemler. Avrupa dışındaki hakemler sertliğe ve ihlallere kimi zaman pandomim, kimi zaman da 'ricacı' diyalogla yaklaşıyorlar. Özellikle ilk 45’leri neredeyse kartsız bitirme sevdasına zorlayan, diyalogla geçiştiren ve aslında ikinci yarıya kötü bir davetiye çıkaran yaklaşımdalar. Kart gerektiren abartılı müdahalelerde ve önleyici hakemlik konusunda sorumsuz davranış sergiliyorlar.

Fransa-Paraguay maçının sadece 3 sarı kartla tamamlanmış olmasından öte, bu kartların Olise, Kone ve Barcola'ya, yani sadece Fransızlara çıkmış olması hakemlik adına kabul edilemez bir yönetim şeklinin sonucu. Diğer yandan Turpin’e ve Oliver’a bakıyorsunuz, kuralların açık ihlal edildiği pozisyonlarda afları yok. Oliver ilk yarıyı 6 sarı kartla tamamladı. Dolayısıyla tolerans seviyesi veya gri pozisyonlardan değil, kart ortalamasının maç başına 3’ü zor bulduğu bir Premier Lig hakeminden bahsediyoruz. Keza tecrübeli Fransız Turpin... İlk 45’te Kolombiyalı ve Ganalı oyunculara uyarıları ve kart sınırı kontrolüyle dikkat çekerken, devreyi 1 sarıyla tamamlamıştı. Lakin ikinci yarıda tavizsizdi, elini cebine 4 kez daha götürdü.

Futbol oyun kuralları evrenseldir. Konfederasyonların veya federasyonların kendi organizasyonlarındaki hakem yönetim mantaliteleri, VAR çıtaları farklılık gösterebilir. Süper Lig’de MHK tarafından yap-boz tahtasına çevrilen VAR çıtamız bu Dünya Kupası’nda uygulansaydı kaç müdahale ile karşılaşırdık? Ulufe gibi dağıtılan FIFA kokartına sahip, faul ve disiplin konusunda çok zayıf Mehmet Türkmen ve Oğuzhan Çakır gibi isimler bu turnuvada düdük çalsaydı neler olurdu?

Son 2 Dünya Kupası ile kıyaslayınca faul ortalamasının 25’in altına düşmesi, basit faullerin azalması ve takımların mantalitesiyle açıklanabilir. Ancak kartların maç başına ortalama 3’ün altında seyretmesi, hakemlerin başarısız disiplin değerlendirmesinden kaynaklanmakta. Hal böyle olunca, elit kategori hakemimiz Halil Umut Meler gibi değerimizi UEFA’nın ve FIFA’nın gözünden düşüren MHK’nin yaptıklarına öfkelenmemek, üzülmemek elde değil.

“Efendim Güney Amerika liglerinde tatlı sert oyun seviyesi çok yüksek, Afrika liglerinde atletik oyuncuların fazlalığı en ufak temasta faul seviyesini belirliyor, İskandinav ülkelerinde fiziki temas üst düzeyde, Premier Lig’de bunlara çalınmıyor” gibi yaklaşımlarla bir turnuva ayarı verilemez. FIFA Hakem Komitesi’nin en azından grup aşamasında oynanan 72 maçın ardından daha hassas davranması gerekirdi. Futbolun saha içi adaleti bu tarz yaklaşımlarla sekteye uğruyor. Takım sayısının 48’e çıkmasıyla güç dengelerinin uçlarda gezdiği bir kupa izliyoruz. Doğal olarak “Haramball” mantalitesine sahip takım sayısı da hatırı sayılır noktada. Burada çözümü bulacak olan yegâne yetkili, hakem. Kart kısıtıyla, zaman özensizliğiyle oyunu bozan takıma fırsat yaratılmaya ne yazık ki devam ediliyor. Fransa-Paraguay maçında kaleci Orlando Gill, aut için topu yere koyduktan sonra 11 saniye geçti. Özbek hakem eliyle hala “hadi kullansana” işareti yapıyor. Elinde kural var, vereceksin korneri, bak bakalım bir daha tekrarlıyor mu?

ALMANLAR, TATIANA’NIN KURBANI MI OLDU?

Dünya Kupası şeceresi muazzam olan, 8 final oynayıp 4 kez mutlu sona ulaşan Almanya’nın elenişi hazin oldu. 2014’ten bu zamana Dünya Kupası resmen fobi oldu ve son maçta iptal edilen gol çok tartışıldı. Herhangi bir oyuncunun kale alanında veya ceza alanında hareketsiz durması ihlal değildir. Lakin direkt serbest vuruş gerektiren ihlaller başlığında “engelleme” kapsamında “impeding an opponent with contact” tanımı geçer. Almanları Paraguay karşısında 2-1 öne geçiren golün ardından VAR’daki Nikaragualı kadın hakem Tatiana, Faslı hakem Jalal Jayed’i “Kaleci Gil’in hareketini, Waldermar Anton’un oradaki duruşu engelledi” yorumu yaparak izlemeye davet etti. Uluslararası hakem eleştirmenleri çok büyük oranda bu karara tepki gösterdi, ben de gol kararından yanayım ancak tartışmalı diyene de saygı duymak gerekir. Hatta VAR’ın karışacağı kadar açık ve bariz bir ihlal var mı tartışması daha ön plandaydı.

Dipnot: “Kalecinin dokunulmazlığı” cümlesi şehir efsanesidir.

HAKEMLER PREMIER LİG TADINDA MI YÖNETİYOR?

Dünya Kupası başladığından bu zamana hakemlerin özellikle “soft foul (basit faul)” konusunda başarılı olduklarını söylemek gerek. Basit temaslara pek itibar etmiyorlar. Hele A Millilerimizin Paraguay maçındaki El Salvadorlu Ivan Barton resmen farklı bir çığır açtı ve oyun devam ederken yerde yatan kaleciye “bırak bu numaraları da ayağa kalk!” edasında jest mimikle davrandı. Basit faullere itibar etmemeye ağırlıklı olarak Premier Lig’den aşinayız ancak kaleciye böyle bir davranış, yeryüzünde bir ilk olabilir. Hakemlerin yönetim olarak şansı, bir maçtaki tartışmanın büyümesine fırsat kalmadan yepyeni bir 90 dakikanın başlangıç düdüğünün çalıyor olması…

Premier Lig tadı gibi olmasında yeni oyun kurallarının da şüphesiz etkisi büyük. Taçtaki 5 saniyeden ziyade, autlardaki 5 saniye bence daha etkili oldu. Taç atışı genelde bu sınırları abartılı zorlayan bir noktada değildi, ancak autlar azap çektiriyordu. 45 saniye ile 1 dakika arasında değişen sürelerde kullanılanları çok görüyorduk.

Güzel oyuna bir başka önemli katkı, sakatlıklar alanında geldi. Numaradan yerde kıvranma ve sakatlıktan zaman çalma hırsızlığı yok denecek kadar azaldı. Tedavi görecek oyuncunun sahaya dönebilmesi için en az 1 dakika kenarda bekleyecek olması oyuncuları daha hassaslaştırdı. 5-6 saniyede rakip ceza alanına gidilebilen bu oyunda takımına ciddi bir dezavantaj yaratacağına dair farkındalığı geliştirdi.

VAR İSTATİSTİKLERİ NELER SÖYLÜYOR?

Verilen tuhaf kararların ardından, VAR'ın ne zaman devreye gireceği konusunda belleklerde standart bir yaklaşım oluşamadı. Gana'nın İngiltere karşısındaki penaltı itirazından, Brezilya'nın İskoçya karşısındaki iptal edilen golüne; Bellingham’ın ağzını eliyle kapatıp konuşmasına rağmen atılmamasından, Paraguay maçımızda Almiron’un aynı suçtan atılmasına; Arjantin-Cezayir’de Messi’nin kırmızı kart verilmeli denilen pozisyonundan, Almanya'nın Ekvador karşısındaki açılış golüne kadar VAR’ın ne yapacağını tahmin etmek zor oldu.

Geçen sezon Premier Lig’de hakemin kenara gelip incelemesine neden olan pozisyon sayısı “her 6,7 maçta bir VAR müdahalesi(0,15)” oranında gerçekleşti. Hakemin kenara gelmesini gerektirmeyen ancak VAR müdahalesi ile değişen ofsayt, elle gol atma gibi düzeltmeler de hesaba eklenince her 3,5 maçta 1 VAR müdahalesi şeklinde gerçekleşti.

Dünya Kupası'nda gruplar ve son 32’yi dahil edersek 88 maçta 16 VAR müdahalesi oldu. Yani neredeyse her 5,5 maçta 1 VAR müdahalesiyle şeklen iyi bir oran. Hakemin kenara gelip monitöre bakmak zorunda kaldığı müdahaleler ise her 8,5 maçta bir (0,12) oranına denk geliyor ki, Premier Lig'den de şeklen düşük. Ancak yukarıda belirttiğim spesifik pozisyonlarda VAR davetinin gelmemiş olması da bu oranın çok sağlıklı bir değerlendirme olamayacağını söylüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler