Ana içeriğe geç

Euclid teleskobu Samanyolu’nun merkezini 60 milyondan fazla yıldızla tek karede görüntüledi

ESA’nın Euclid teleskobu, Samanyolu’nun merkez bölgesini görünür ışıkta şimdiye kadarki en ayrıntılı haliyle kaydetti.

Euclid teleskobu Samanyolu’nun merkezini 60 milyondan fazla yıldızla tek karede görüntüledi
12 Punto
16

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Euclid uzay teleskobuyla elde ettiği yeni görüntü, Samanyolu’nun merkez bölgesini görünür ışıkta şimdiye kadar çekilmiş en büyük ve en ayrıntılı fotoğraf olarak kayda geçti. Dev karede 60 milyondan fazla yıldızın yanı sıra bulutsular ve yıldız kümeleri de seçilebiliyor.

Asıl görevi “karanlık evren” olarak adlandırılan görünmeyen yapıları incelemek olan Euclid, araştırmacıların talebi üzerine yalnızca bir günlüğüne kendi galaksimizin merkezindeki “galaktik şişkinlik” bölgesine yöneltildi. Euclid görevinde gözlem planlama bilim insanı Xavier Dupac, bu tercihi “Normalde Euclid derin kozmolojik uzayı gözlemliyor. Bu kez ise tam tersini yaptık” sözleriyle anlattı.

Teleskobun yüksek çözünürlüğü ve hassasiyeti, yıldız yoğunluğunun çok yüksek olduğu bu bölgede sönük yıldızların bile tek tek ayırt edilmesini sağladı. ESA’nın yayımladığı mozaik, her biri dolunaydan daha büyük dokuz ayrı alanın birleştirilmesiyle oluşturuldu.

ÖTEGEZEGEN ARAYIŞINA YENİ VERİ

Yeni görüntünün en önemli bilimsel sonuçlarından biri, Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin, yani ötegezegenlerin araştırılmasına katkı sunabilecek olması. NASA verilerine göre bugüne kadar 6 binden fazla ötegezegen keşfedildi. Euclid’in sağladığı yoğun yıldız haritası, özellikle mikromercekleme yöntemiyle yapılacak çalışmalar için geçmişe dönük bir referans niteliği taşıyacak.

Mikromercekleme, bir yıldızın başka bir yıldızın önünden ya da çok yakınından geçmesiyle oluşuyor. Öndeki yıldızın kütle çekimi, arkadaki yıldızdan gelen ışığı büküp parlaklaştırarak büyüteç etkisi yaratıyor. Eğer öndeki yıldızın çevresinde bir gezegen varsa, bu küçük ek kütle ışıkta ayrı bir değişime yol açabiliyor.

Paris Astrofizik Enstitüsü ve Tazmanya Üniversitesi’nden Jean-Philippe Beaulieu, bu teknikle son 20 yılda yaklaşık 300 ötegezegen keşfedildiğini belirtti. Ancak Euclid’in bir günlük gözlemi tek başına yeni mikromercekleme olaylarını yakalamak için yeterli değil; böyle bir olayın izlenebilmesi için bir yıldızın 20 günden uzun süre takip edilmesi gerekiyor.

Buna karşın Euclid’in aynı bölgeyi ayrıntılı biçimde kaydetmesi, gelecekte başka teleskoplarla yapılacak gözlemlerde kritik rol oynayabilir. Bilim insanları, özellikle NASA’nın Nancy Grace Roman Space Telescope göreviyle aynı alanlarda yapılacak araştırmalarda Euclid verilerinin “zaman referansı” olarak kullanılabileceğini belirtiyor.

GEZEGENLERİN KÜTLESİ ÖLÇÜLEBİLİR

Euclid verileri, yalnızca yeni gezegen adaylarının bulunmasına değil, daha önce keşfedilen bazı gezegenlerin kütlesinin daha hassas biçimde hesaplanmasına da yardımcı olabilir. Bilim insanlarına göre yıldızlar zamanla birbirinden uzaklaştıkça, yakın yıldızın ve olası gezegeninin arka plandaki yıldız ışığı üzerindeki etkisi daha net çözümlenebiliyor.

Bir gezegenin kütlesi, onun yapısı ve yaşam barındırma ihtimali hakkında temel ipuçlarından biri. Dupac, Güneş Sistemi’ndeki örneklerden yola çıkarak büyük kütleli gezegenlerin çoğunlukla gaz ya da buz gezegenleri, daha küçük ve yıldızına yakın olanların ise genellikle kayalık gezegenler olduğunu vurguladı. Yaşam için uygun koşullar aranırken kayalık gezegenlerin özellikle önemli olduğu belirtiliyor.

Araştırmacılara göre bu veri seti ötegezegenlerin yanı sıra kahverengi cüceler, çift yıldız sistemleri, yıldız hareketleri ve Samanyolu’ndaki toz bulutlarının incelenmesi için de kullanılabilecek. Böylece planlı ana görevinden kısa süreliğine ayrılan Euclid, galaksimizin merkezi hakkında uzun yıllar değerlendirilebilecek bir arşiv bırakmış oldu.

Haber Kaynağı : 12punto

Kaynağa Git

İlgili Haberler