Türkiye’de milyonlarca emeklinin gözü kulağı meclisteki zam görüşmelerine çevrilirken, açıklanan resmi veriler ve sendika raporları emeklilerin yaşadığı derin geçim krizini ve alım gücü kaybını gözler önüne seriyor. Plan ve Bütçe Komisyonu, bugün en düşük emekli aylığını 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltmeyi öngören yasa teklifini görüşmeye hazırlanıyor. Ancak enflasyon verileri dikkate alındığında, yapılması planlanan bu artışın emeklinin yalnızca yılın ilk altı ayında yaşadığı 3 bin 552 liralık alım gücü kaybını ancak telafi edebildiği görülüyor. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yayımlanan "İşçi Sınıfının Geçim Krizi" raporu ise emeklilik sistemindeki vahim tabloyu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor: Türkiye'de her üç emekliden ikisi geçimini sağlayabilmek için çalışmak ya da iş aramak zorunda kalırken, ortalama emekli aylıkları ile asgari ücret arasındaki makas giderek açılıyor ve maaşlar en düşük aylıkta eşitleniyor.
6 ayda 20 bin liranın 3 bin 552 lirası buharlaştı
Meclisteki zam maratonu öncesinde, emekli aylıklarının alım gücündeki dramatik erime verilerle netlik kazandı. TÜİK verilerine göre haziran ayında enflasyonun bir önceki yılın aralık ayına göre altı aylık değişim oranı yüzde 17,76 oldu. Bu oran dikkate alındığında, yılın başında 20 bin lira olarak ödenen en düşük emekli aylığının alım gücü yalnızca altı ay içinde 3 bin 552 lira kayba uğradı. Diğer bir ifadeyle, enflasyon karşısında eriyen 20 bin liralık maaşın alım gücünü yılbaşındaki seviyesine getirmek için zaten en az 3 bin 552 liralık bir telafi yapılması gerekiyor. Mecliste görüşülecek olan 23 bin 552 liralık yeni teklif, emekliye gerçek bir refah artışı sağlamaktan ziyade, yalnızca ilk altı ayda enflasyon karşısında yaşanan 3 bin 552 liralık alım gücü kaybının gecikmiş bir telafisi niteliğini taşıyor. Yapılacak enflasyon zammı günlük 118 TL’ye takabül ederken tanesi 25 TL’den 5 adet ekmek almaya dahi yetmiyor.
DİSK-AR raporu: Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda kalıyor
Emeklilerin yaşadığı derin geçim mücadelesi, DİSK-AR tarafından geçtiğimiz günlerde yayımlanan "İşçi Sınıfının Geçim Krizi" raporunda da yer buldu. Rapora göre, emekli aylıklarının asgari ücret ve milli gelir karşısında erimesi, emeklileri dinlenme döneminde yeniden işgücü piyasasına itti. Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2002 yılında yüzde 36,6 iken, 2025 yılında bu oran yüzde 69,5’e sıçradı. Bu oran Türkiye’deki her 3 emekli yurttaştan ikisinin ya iş aradığını ya da çalıştığını ifade etmekte. Raporda, emekliliğin bir dinlenme hakkı olmaktan çıktığı vurgulandı.
Ortalama aylıklar en düşük aylığa yakınsadı
DİSK-AR raporunda yer alan bulgular, sistemde yapılan düzenlemelerin aylıklar arasındaki dengeyi tamamen bozduğunu ve prime dayalı sistemi işlevsizleştirdiğini gösterdi. 2002 yılında ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı yüzde 122 seviyesinde iken, bu oran 2025 yılında yüzde 84'e geriledi. Böylece ortalama emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düştü. Ayrıca, en düşük emekli aylığı Hazine katkısıyla artırılırken diğer aylıkların aynı ölçüde yükseltilmemesi, milyonlarca emeklinin aylıklarını en düşük aylıkta eşitledi. 2019 yılında ortalama emekli aylığı en düşük aylığın yüzde 91,7 fazlası iken, 2025 yılında bu fark yalnızca yüzde 18'e düştü.
Kaynak sorunu yok, tercih emeklilerin sefaleti
Emekli aylıklarında artış talebi gündeme geldiğinde öne sürülen "kaynak yok" iddiası da rapordaki resmi verilerle yalanlandı. SGK’nin prim gelirlerinin emekli aylıklarını ve sağlık ödemelerini karşılama oranının 2002 yılında yüzde 61 olduğu, 2025 yılında ise bu oranın yüzde 78,9 ile en yüksek düzeyine ulaştığı bilgisi paylaşıldı. Prim gelirleri 2002'den bu yana 273 kat artarken, emekli aylıkları ve sağlık harcamalarındaki artış 211 katta kaldı. Emeklilerin milli gelirden aldığı payın da ciddi biçimde gerilediğine dikkat çekilen raporda, ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranının 2002'deki yüzde 46,4 seviyesinden 2025'te yüzde 31,6'ya düştüğü kaydedildi. Raporda, kamu kaynaklarının sermayeden değil emeklilerden yana kullanılması gerektiği belirtilerek, en düşük emekli aylığının derhal asgari ücret düzeyine yükseltilmesi talep edildi.
Emekli aylığı kiraya yetmiyor: Çocuklarım olmasa geçinemem
2018 yılında emekli olan Zerrin Aldemir, en düşük emekli aylığını aldığını ve 25 bin lira kira ödediğini belirterek, aylığın kirasını dahi karşılamadığını söyledi. Çocuklarıyla birlikte yaşamak zorunda kaldığını ifade eden Aldemir, “Çocuklarım olmasa geçinemem. Maaşım kirama bile yetmiyor” dedi. Emeklilik hayalinin bambaşka olduğunu dile getiren Aldemir, geçmişte emekli ikramiyesiyle ev alınabildiğini hatırlatarak, bugün bunun mümkün olmadığını söyledi.
Sağlık sorunları nedeniyle düzenli ilaç kullandığını belirten Aldemir, her ay ilaçlar için 350-400 lira katkı payı ödediğini, ayrıca maaşından da sağlık kesintileri yapıldığını söyledi.
Tatile gitme imkanı bulamadığını belirten Aldemir, sağlık durumu nedeniyle yüzmesi gerektiğini ancak ne havuza ne de denize gidebildiğini anlatarak, “Evde hapis bir hayat yaşıyorum” diye konuştu.
Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntıların ağırlaştığını anlatan Aldemir, çocuk desteği olmayan birçok emeklinin çok zor koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Aldemir, emeklilerin haklarını savunmak amacıyla düzenlenen eylemlere katıldığını belirterek, bu süreçte gözaltına alındığını ve bazı arkadaşlarının tutuklandığını ifade etti.
Yaklaşık 30 yıl çalıştıktan sonra emekli olan 78 yaşındaki Muharrem Özkan, aldığı 20 bin lira emekli aylığının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini söyledi. Tek başına yaşadığını belirten Muharrem, “Evim kira değil ama bu maaşla yine de geçinmek mümkün değil. Cebimize koyduğumuz para akşam olmadan eriyor.” dedi.
Emeklilik döneminde daha rahat bir hayat beklediğini ifade eden Özkan, “Her yıl biraz daha eksiye gidiyoruz. Ekmeğimizden, peynirimizden, zeytinimizden çalıyorlar. Bir şey satın aldığımızda bile ‘Keşke daha ucuzunu alsaydık’ diye düşünüyoruz” diye konuştu.
Et ve balık tüketemediklerini söyleyen Özkan, zaman zaman yalnızca yumurta alabildiğini, sıcak yemeği ise uygun fiyatlı kent lokantalarında yiyebildiğini anlattı. Özkan, günlük beslenmesini de ekonomik nedenlerle iki öğüne düşürdüğünü belirtti.
Özkan, son tatilini 4-5 yıl önce memleketine giderek yaptığını belirterek, “Tatilimiz olmuyor. Sinema, tiyatro gibi etkinliklere gidemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık sorunları nedeniyle çalışamayacak durumda olduğunu söyleyen Özkan, yaşına rağmen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ek iş yapmayı düşündüğünü söyledi.
Yaklaşık 30 yıl çalışmasına rağmen emeklilikte beklediği yaşam standardına ulaşamadığını dile getiren Özkan, “Bu kadar çalışmanın karşılığı bu olmamalı. Emeklilerin yaşam koşulları her geçen yıl daha da kötüye gidiyor” diye konuştu.