Ana içeriğe geç

İzmir’de 5. Genç Hayat Kültür Sanat Ödülleri sahiplerini buldu

İzmir’de düzenlenen 5. Genç Hayat Kültür Sanat Ödülleri’nde öykü, şiir, deneme ve resim kategorilerinde 100’ü aşkın genç yarıştı.

Evrensel
16

İzmir- Genç Hayat İzmir Ekibi’nin düzenlediği 5. Genç Hayat Kültür Sanat Ödülleri, Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen ödül töreni ile sahiplerini buldu. “Karanlığın Taşları Döşenirken Demokrasi ve Gençlik” temasıyla düzenlenen Kültür Sanat Ödülleri’ne öykü, şiir, deneme, resim ve deneme kategorilerinden 100’ü aşkın genç katıldı.

Ödül törenine Emek Partisi İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar, Şair Onur Akyıl, Yazar Neval Savak, Şair Mehmet Sait İmret, Yazar ve Eğitimci Özlem Teczan Dertsiz, Grafik Tasarımcı Mahir Akkoyun, TEKSİF Sendikası Ege Bölge Temsilcisi İbrahim İpek, direnişteki DIGEL Tekstil işçisi Oktay Yıldız ve Narlıdere Ekmek ve Gül Temsilcisi Günseli Uğur katıldı.

Tören, Demokrasi Üniversitesi öğrencilerinin oluşturduğu Tiyatro Eskiz’in sahnelediği oyun ile başladı. Törende sunuculuğu Ezgi Yağmur Özcan yaparken Evrensel Gazetesi adına konuşmayı Emirhan Durmaz yaptı.

“Bu iki buluşma aynı ısrarın devamı”

Bugün burada yalnızca sonuçları açıklamak, dereceye giren eserleri kutlamak için bir araya gelinmediğini, aynı zamanda gençlerin imgelerine, hayallerine, özlemlerine ve sözüne kulak verildiğini söyleyen Durmaz, “Aynı zamanda bugün iki buluşmayı aynı anda yaşıyoruz: Öyle ki, bugün Evrensel Gazetesi’nin yeni yaş günü, 31. yılı. Bu iki başlık aslında aynı hikayenin parçaları: Emeğin, hakikatin ve üretimin hikayesi. Bu iki buluşma aslında aynı çizginin, aynı ısrarın devamı” dedi.

Bugün burada görünen her eserin, tıpkı gazetemizin sayfalarında olduğu gibi aslında bir iç sesin dışa vurumu olduğunu belirten Durmaz, “Ve bizler, o sesleri duymayı, büyütmeyi ve çoğaltmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz.”

Evrensel Gazetesi’nin 31. yılını geride bıraktığı bu dönemde, Genç Hayat’ın bu tür çalışmalarını ayrıca kıymetli buluyoruz. Çünkü bu çaba, yalnızca kültürel bir faaliyet değil; aynı zamanda sözün, ifadenin ve düşüncenin yaşadığı alanları genişletme çabasıdır” ifadelerini kullandı.

‘Demokrasi en çok da gençlerin ihtiyacı’

Bugün “Gençlik ve Demokrasi” temasıyla şekillenen kültür sanat ödüllerinin, içinde bulunduğumuz dönemde çok daha derin bir anlam taşıdığını vurgulayan Durmaz, “Çünkü demokrasi, aslında özlem duyduğumuz, tahayyül ettiğimiz yaşamın özgürce filizlenebilmesi adına en çok da gençlerin ihtiyacı. Ve ne yazık ki bugün, bu alanların etrafına giderek daha fazla baskının, daha fazla belirsizliğin ve daha fazla karanlığın taşları döşeniyor” diye konuştu.

Tam da bu yüzden gençlerin ürettiği her sözün, metnin, sanat eserinin bu karanlığa karşı açılmış küçük ama ısrarcı bir aydınlık alanı olduğunu söyleyen Durmaz, “Evrensel olarak bizler, 31 yıldır bu çağa emeğin, işçi sınıfının ve onların genç kuşaklarının gözünden bakmaya çalışıyoruz. Bu bakış elbette yalnızca bir haber dili, üslubu, biçimi değil; bunun da ötesinde bir tanıklık, bir hafıza, bir dayanışma ve direniş biçimidir” dedi.

Bu bakışın aynı zamanda doğanın, kadınların, gençliğin sesi olmayı da içerdiğini belirten Durmaz, “Bütün bu seslerle hemhal olmayı; onların haliyle birlikte düşünmeyi, birlikte hissetmeyi ve birlikte anlatmayı gerektirir.”

Emeği geçen herkese, değerli jüri üyelerine, yarışmaya katılan tüm gençlere ve Evrensel’i 31 yıldır ayakta tutan okurlarımıza teşekkür ediyorum. Hep birlikte daha özgür, daha eşit ve daha demokratik bir geleceğe katkı sunabilmek dileğiyle” ifadelerini kullandı.

‘Karanlık dönemler yalnızca baskılarla anılmıyor’

Ardından Genç Hayat adına konuşma yapan Ayşenur Ertürk, haziran ayının bu toprakların edebiyatında, kalbinde ve mücadelesinde derin izler bırakmış bir ay olduğunu söyledi. Ertürk, “Şiirlerini her zaman emek için, insan için, barış ve özgürlük için yazan büyük usta Nazım Hikmet’in, ömrünü işçi sınıfının ve ezilenlerin anlatısına adayan Orhan Kemal’in ve hasretinden prangalar eskiten Ahmed Arif’in bizlere veda ettiği, ama bıraktıkları mirasla ölümsüzleştiği o tarihi aydayız” dedi.

Tarih boyunca karanlık dönemlerin yalnızca zorbalıkla, baskıyla ve yasaklarla anılmadığını belirten Ertürk, “Aynı zamanda o karanlığı yaran insanların cesaretiyle, sanatçıların kalemiyle, gençlerin itirazıyla ve halkların mücadelesiyle hatırlandı. Sanat; sömürülenin, ezilenin, hakkı gasbedilenin yanında durduğunda anlam kazandı” diye konuştu.

‘Elinden alınmak istenen milyonların öyküsünü yazmaya devam ediyoruz’

Bu salonu dolduran gençler olarak; hayatı üretenlerin sesini sanata, edebiyata ve sokağa taşıyan o mihenk taşlarının izinden yürüdüklerini vurgulayan Ertürk, “Görünmeyenlerin, duyulmayanların sesini; demokratik hakları ve gelecekleri elinden alınmak istenen milyonların öyküsünü yazmaya devam ediyoruz. Bu ödül töreni vesilesiyle, kalemiyle ve duruşuyla bu büyük geleneği omuzlayan, yeni Nazımlar, yeni Ahmed Arifler olmaya aday tüm sıra arkadaşlarımı saygıyla ve coşkuyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Genç Hayat ekibi olarak çıkılan bu yolda, sanatın değiştirici ve dönüştürücü gücünü her zaman gençliğin ellerinde büyüttüklerini belirten Ertürk, “İzmir’in dört bir yanında liselerden üniversitelere, mahallelerden fabrikalara uzanarak yüzlerce gençle yan yana geldik. Sözümüzü, çizgimizi ve yazınımızı; kendi geleceğimizi kendi ellerimizle kurmak için bugünden, omuz omuza inşa ettik” dedi.

“Burada sergilenen her eser, kuracağımız aydınlık geleceğin yoluna döşediğimiz birer taştır”

Egemenlerin, saray rejiminin ve sermaye düzeninin gençlerin üzerine örmeye çalıştığı o karanlık ve umutsuzluk duvarının olduğunu belirten Ertürk, “Kampüslerde kayyımlarla, liselerde gerici müfredatlarla, sokakta baskı ve sansürle bizi hapsetmek istedikleri bir karanlık bu. Ama tam karşısında, o duvarın gölgesinde sinmeyen, mücadelesini günden güne büyüten bir gençlik var. Sınıflarda, kampüslerde, fabrikalarda, sokaklarda yan yana gelerek söz söyleme, karar alma ve kendi geleceğimizi belirleme hakkını, yani gerçek demokrasiyi ancak kendi çabamızla örebiliriz” ifadelerini kullandı.

Demokrasinin soyut bir kavram değil; yan yana durulan her an, kurulan her dayanışma, çıkarılan her sesle yükseltilen somut bir kale olduğunu belirten Ertürk, “Bizler bugün sanatımızla, şiirimizle, öykümüzle, resmimizle ve fotoğraflarımızla o kurucu iradeye ortak oluyoruz. Bugün burada sergilenen her eser, kuracağımız aydınlık geleceğin yoluna döşediğimiz birer taştır. Faşizmin, gericiliğin ve tekelci sermayenin karşısında gençliğin eşit, özgür ve demokratik gelecek mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cümlelerin özgür bir dünya için; dizelerin, eşit ve demokratik bir gelecek için; resimlerin, gençliğin kendi elleriyle öreceği o aydınlık yarınlar için olduğunu vurgulayan Ertürk, “Yarışmamıza katılan, kalemiyle ve emeğiyle o karanlığı söküp atacak olan, demokrasinin taşlarını döşemekten bir an bile geri durmayan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyor, ödül alanları yürekten kutluyorum.”

Karanlığın ördüğü duvarları yıkacağız; demokrasiyi ve özgür geleceğimizi kendi ellerimizle, taş taş örerek biz kuracağız” dedi.

‘Dünya kötüye giderken iyinin tarafındaysanız gelişmek zorundasınız’

Şiir jürisi üyesi Onur Akyıl, konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden İlhami Batı’yı anarak başladı. Akyıl, Batı’nın edebiyat çevreleri için önemli bir isim olduğunu belirterek, “İlhami, insan olarak da edebiyat çevreleri için önemli biriydi. Türkiye’de yaşananlara rağmen hayatla ciddi bir bağ kuran, algıyı zorlayan metinler üreten özel bir arkadaştı. Onu anarak başlamak istiyorum” dedi.

Akyıl, edebiyatta emeğin belirleyici olduğuna dikkat çekerek, “Asıl mesele, o zaman içinde emek vererek başka arkadaşların şiiri üzerine konuşabilme yetisini kazanmak” ifadelerini kullandı.

Genç katılımcılara seslenen Akyıl, “Eğer bu yarışmada ödül aldıysanız da almadıysanız da hayatınızı buna göre şekillendirmek zorundasınız. Dünya kötüye giderken iyi olanı yaratmanın tarafındaysanız kendinizi geliştirmek zorundasınız” diye konuştu.

‘Hayal kurmaktan vazgeçmeyin’

Deneme jürisi üyesi Neval Savak ise konuşmasında edebiyatın gençleşmesi gerektiğini vurguladı. Savak, “Türkiye’nin nüfusu gibi edebiyatın nüfusu da hızla yaşlanıyor. Bizden sonra yetişecek birkaç genç arkadaş tanıyorum. Eğer bu kuşak devam ettirmezse, bizden sonra bu iş burada bitecek” dedi.

Savak, deneme türünün düşünsel üretimdeki yerine dikkat çekerek, “Deneme çok kıymetlidir. Eğer kendi düşüncenizi cümleye dökemiyorsanız dünyaya dair bir önerme geliştirmiş sayılmazsınız” ifadelerini kullandı. Konuşmasında hayal gücüne de vurgu yapan Savak, “O yüzden lütfen hayal kurmaktan vazgeçmeyin” diye seslendi.

‘Yarını değiştirecek olan gençlerdir’

Etkinlikte söz alan İbrahim İpek ise Evrensel Gazetesi’nin 31. yılını kutlayarak başladığı konuşmasında emek mücadelesine dikkat çekti. İpek, “Evrensel Gazetesi her zaman işçinin ve emekçinin yanında olmuştur. Genç Hayat’a da yol açmış, bundan sonra da yol açmaya devam edecektir” dedi.

İpek, gençlerin ve emekçilerin karşı karşıya olduğu sorunlara değinerek, “Gençlere, kadınlara ve işçilere yönelik yaşananları hepimiz görüyoruz. Bunları değiştirecek olan da gençlerdir” ifadelerini kullandı.

Konuşmalarda ortak vurgu ise edebiyatın ve sanatın geleceğinin gençlerin üretimi, emeği ve dayanışmasıyla şekilleneceği yönünde oldu.

Ödülleri kazananlar

Konuşmaların ardından kazananların ödülleri takdim edildi.

Şiir kategorisi birincisi Kadir Hakbilen, ikincisi Buse Meryem Altun, üçüncüsü Egehan Esmer oldu. Öykü kategorisinin birincisi Recep Tarık Ulaş, ikincisi Zeynep Torun, üçüncüsü Irmak Dertsiz oldu. Resim kategorisi birincisi Ekin Oymak, ikincisi Sudenaz Şengül oldu. Deneme kategorisi birincisi İlkim Demir, ikincisi Mehmet Alp Karabulut, üçüncüsü Toprak Deniz Mızrak oldu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler