Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, önceki gün partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda bir basın toplantısı düzenleyerek CHP’deki mutlak butlan kararının sonuçlarını değerlendirdi. 14 maddede kararın sonuçlarını anlatan Perinçek, “Bütün devlet ve siyaset kurumlarında Atlantikçiler kaybediyor, Avrasyacılar/Milliciler kazanıyor.” dedi. Aydınlık, dün bu 14 maddeyi yayımladı. Bugün de Perinçek’in açıklamasının ardından gazetecilerin sorularına verdiği yanıtları ve diğer değerlendirmelerini aktarıyoruz. İşte Perinçek’in gündemi sarsacak açıklamaları:
‘TBMM BAŞKANI SİYASİ PARTİLER KANUNU’NU İYİ OKUMALI’
“Türkiye’nin gündeminde yargının CHP Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararı var. Görüyoruz ki bu, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir iç meselesi değil, Türkiye’nin meselesi. Zaten Türkiye’nin meselesi olmasa niçin yargı karar versin? Yargı herhalde CHP’nin iç meselelerine burnunu sokacak değil. Siyasi Partiler Kanunu’nu ve Anayasamızın 68-69. maddelerini iyi okumasını, en başta Sayın TBMM Başkanı’ndan rica ediyorum. Okumaları lazım. Çünkü uygulama makamlarında bulunuyorlar. Orada aynı zamanda siyasi partilerin iç düzeniyle ilgili hükümler var. Hangi hükümler onlar? Siyasi partilerin iç hayatında demokrasi karşıtı, dışarıdan müdahale, yabancı müdahalesi, paranın müdahalesi, servetin müdahalesi, hile hurda… Bunları yasaklayan bir Siyasal Partiler Kanunumuz var. Sayın Meclis Başkanı ise çıkıp, ‘Biz siyasi partilerin iç meselelerine müdahale edemeyiz.’ diyor. Hatta Cumhurbaşkanımızın da benzer beyanatları var. Sayın Meclis Başkanımızın ve diğer yetkililerin bizim siyasi partiler hukukumuzu bilmediklerini, incelemediklerini, mutlak butlandan sonra dahi buna ilgi duymadıklarını görüyoruz. Meclis Başkanı, ‘Ben burada tarafsızım.’ diyemez. O zaman Meclis Başkanlığı sandalyesinden de kalk. Çünkü o koltukta tarafsız olarak oturulmaz. O koltukta, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı, hukukunu, Meclis İç Tüzüğü’nü uygulayanlar oturabilir.”
‘MUTLAK BUTLAN KARARI BİR DEVLET KARARI’
“Bu mutlak butlan kararı, sıradan bir karar değil. Yargı kararı bir kere. Devletin üç erki var; yasama, yürütme, yargı. Yasama kanunları yapıyor, yürütme uyguluyor, yargı da vatandaşlar arasındaki ve kamu ile vatandaşlar arasındaki anlaşmazlıklarda kararı veriyor. Dolayısıyla mutlak butlan kararı bir devlet kararı. Yargı kararı demek, devlet kararı demek.
‘SÜREÇ SİLİVRİ DUVALARININ YIKILMASIYLA BAŞLADI’
“Mutlak butlan kararı nerede başladı? Silivri duvarlarını yıkan halk hareketiyle başladı. Orada yalnızca bir duvar yıkılmadı. Fetullahçı Terör Örgütü’nün, ABD’nin Türk yargısına olan müdahalesi yerle bir edildi. Arkasından Türk yargısı özgürleşti. Amerika’nın ve FETÖ’nün kontrolünden işte bu halk hareketleriyle ve tabii devlet içindeki temizliklerle özgürleşti ve bu mutlak butlan kararını da özgürleşen Türk yargısı aldı. Halk hareketiyle ve milli devletin direnişiyle FETÖ musibetinden, FETÖ denetiminden kurtarılmış olan mahkeme o kararı aldı. Burada bir devlet var. Devletin kararı var. Türkiye sınırları içerisinde o devletin kararları, hukuku uygulanır. Bunlar tabii hukuk bilgisi açısından ABC oluyor. Ne yazık ki, TBMM Başkanı’na bunu hatırlatmak zorunda kalıyoruz. Devletin mahkeme kararları karşısında yasama organının başkanı ‘Biz tarafsızız.’ diyebilir mi? Mahkeme kararı var, devlet kararı var. Siz tarafsız kalamazsınız. O devletin kararının uygulayıcıları olmak zorundasınız. Kaldı ki o hukuku yapan da Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Anayasa’yı kararlaştıran ve Siyasal Partiler Kanunu’nu yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Mahkeme de o kanunları uyguluyor. Devletin o kanunlar karşısındaki tarafını koyuyor. Mahkeme tarafsız olur mu? Dolayısıyla burada çok önemli bir karışıklık var. Bu karışıklığın da bilgisizlikten geldiğini görmek bizi gerçekten üzüyor.
‘ABD VE AB TARAF’
“Mutlak butlan kararından sonra kimse tarafsız kalamadı. En başta Amerika tarafsız değil. Avrupa tarafsız değil. ‘Benim adamlarımı nasıl süpürüp atarsınız!’ diyorlar. Tarafsız değil onlar. Herkes mevziiye girdi. Hangi mevzii? Atlantik mevzisi. Zaten o mevziinin silahşörleri olarak Özgür Özeller, İmamoğlular var. Türk Milleti ve Türk Devleti ise 15-16 Temmuz’da onlarla silahlı savaşa başlamış. Türk Silahlı Kuvvetleri darbeyi bastırmış, FETÖ’yü ezmiş, öldürmüş… Bugün sandalyeleri parayla satın alıp CHP’nin başına yasa dışı yoldan, ahlak dışı yoldan gelip oturmaya kalkanların tarafını bastırmış. Halk da bastırmış. Orada bir devlet halk beraberliği olmuş, İşte mutlak butlanın kökleri orada. Mutlak butlan böyle tarihin içinde birdenbire gökten inmiş değil. Türkiye tarihi içerisinde bir mücadelenin, bir mevzilenmenin olayı. Burada Türkiye’nin bağımsızlığı var, egemenliği var. Yabancıların ve paranın siyasal partilerine müdahale etmesine karşı olan Türkiye tarafı var. Türk hukuku var, Türk devleti var, Türk milleti var.
‘TEMİZLİK DEVAM EDİYOR’
“Silivri duvarlarını yıkmamızdan bu yana, 12 yıldır yaşadığımız devlet içindeki temizlik devam ediyor. Kurumlar içerisindeki temizlik devam ediyor. Hem devletin kurumları içerisinde hem de yarın devletin iradesini belirleyecek siyasi partiler içinde temizlik devam ediyor. Bu devletin milli devlet karakteri var. 1990’lardan beri dünyada yaşadığımız olay ne? Amerikan emperyalizminin sözde yeni dünya düzeni girişimine karşı milli devletler direniyor. Milli devlet direnir, milli ordu direnir. Sen milli devletleri tahrip edemezsin. Dolayısıyla bugün CHP’de yaşanan olay bir boyutuyla milli devletle, milli devletin direnciyle, Amerikan ve Avrupa emperyalizminin müdahaleleri arasındaki savaştır. Herkes bu savaşta yerini açıkça ilan ediyor. İmamoğlu’na, Özgür Özel’e bakıyoruz. BBC’den, Newsweek’ten, Foreign Affairs’tan mesajlar… Türkiye’de basın organı mı kalmadı? Amerika’ya, NATO’ya, Avrupa’ya ‘Ben sizin polisiniz, sopanız olmaya hazırım.’ diyor. Türkiye’nin milli devleti var, CHP’nin Atatürk’e sadık, Türk Devrimi’ne sadık evlatları var. Onlar da ‘Sopa olamazsın!’ diyor. ‘CHP’nin başına Amerika’nın, Avrupa’nın sopasını geçirtmeyiz.’ diyen bir Kılıçdaroğlu var. Şimdi herkes bu saflaşmaya göre konumunu belirledi.”
