Küresel piyasalarda oynaklığın düşük seyretmesi ve gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek faizler, yatırımcıların carry trade işlemlerine yönelmesini sağladı. Euro borçlanarak Brezilya reali, Kolombiya pesosu ve Türk lirasından oluşan sepete yatırım yapan strateji, yılbaşından bu yana yaklaşık yüzde 18 getiri sağladı.
Düşük faizli para birimlerinden borçlanarak daha yüksek getirili para birimlerine yatırım yapılmasına dayanan carry trade işlemleri, 2026’da döviz piyasalarının en güçlü yatırım stratejisi oldu.
Bloomberg tarafından derlenen verilere göre, Citigroup ve diğer bazı bankaların son dönemde öne çıkardığı, Euro karşılığında Brezilya reali, Kolombiya pesosu ve Türk lirasından oluşan sepete yatırım yapma stratejisinin getirisi geçen hafta itibarıyla yaklaşık yüzde 18’e ulaştı.
Bu oran, yılın aynı dönemi itibarıyla 2005’ten bu yana kaydedilen en yüksek getiri oldu.
SAVAŞA RAĞMEN DİRENÇLİ KALDI
İran savaşı nedeniyle yaşanan petrol şokuna rağmen küresel ekonominin beklenenden dirençli kalması, piyasalardaki dalgalanmanın sınırlı seyretmesini ve yatırımcıların risk iştahının güçlü kalmasını sağladı.
Carry trade işlemleri bu yıl momentum ve değer yatırımı gibi döviz piyasalarında yaygın olarak kullanılan diğer stratejilerden daha yüksek performans gösterdi.
Citigroup, Goldman Sachs ve JPMorgan yayımladıkları araştırmalarda carry trade stratejisini öne çıkarırken, Nuveen ve Vontobel gibi yatırım şirketleri de getirilerin devam edebileceği görüşünü dile getirdi.
JPMORGAN: CARRY GETİRİ SAĞLAMAYA DEVAM EDEBİLİR
JPMorgan stratejistleri, geçen ay Orta Doğu’daki gerilimin yeniden yükselmesine rağmen carry trade işlemlerinin getiri sağlamayı sürdürdüğünü belirtti.
Meera Chandan liderliğindeki stratejistler tarafından yayımlanan araştırma notunda, döviz piyasalarındaki oynaklığın yeni dönemsel dip seviyelere gerilediği ve carry işlemlerinin getiri sağlamaya devam etmesinin beklendiği kaydedildi.
Yatırımcılar carry trade işlemlerini finanse etmek için geleneksel olarak dolar ve Japon yeni gibi para birimlerini kullanıyor.
Japonya’da faizlerin uzun yıllar sıfıra yakın seyretmesi, yenin carry trade işlemlerinde önemli bir finansman para birimi olmasını sağladı.
Son dönemde yatırımcıların finansman para birimi olarak Euro'ya yönelmesinde ise çeşitlendirme arayışı ve Euro Bölgesi’ndeki politika faizinin ABD’deki faiz seviyesinin altında bulunması etkili oldu.
Euro Bölgesi’nde gösterge faiz yüzde 2,25 seviyesinde bulunurken, ABD Merkez Bankasının hedef faiz aralığı yüzde 3,50-3,75 düzeyinde seyrediyor.
DOLARDAKİ SAKİN SEYİR STRATEJİYİ DESTEKLEDİ
Dünyanın başlıca rezerv para birimi olan doların bu yıl istikrarlı seyretmesi de carry trade işlemlerini destekleyen unsurlardan biri oldu.
ABD’de haziran ayı enflasyonunun beklentilerden daha fazla yavaşlaması ve yatırımcıların Fed’in faizleri yılın ilerleyen dönemlerine kadar değiştirmeyeceği beklentisini güçlendirmesiyle Bloomberg Dolar Spot Endeksi’nin bir aylık zımni oynaklığı geçen hafta aralık ayından bu yana en düşük seviyesine geriledi.
New York merkezli hedge fonu NWI’nin Üst Yöneticisi Hari Hariharan, stratejinin jeopolitik gerilimlere ve ABD para politikasının seyrine yönelik endişelere rağmen şu ana kadar başarılı olduğunu ifade etti.
Hariharan, Brezilya reali dahil yüksek getirili bazı para birimlerinin Euro, Japon yeni ve Polonya zlotisi gibi para birimleri karşısında güçlü seyretmesini beklediğini belirtti.
Brezilya reali ve Kolombiya pesosunun dolar karşısındaki toplam getirileri bu yıl en az yüzde 15’e ulaştı.
SERT KUR HAREKETLERİ RİSK OLUŞTURUYOR
Carry trade işlemleri, yatırımcılara faiz farkı üzerinden zaman içinde getiri sağlarken, döviz kurlarındaki sert hareketler elde edilen kazançların hızla silinmesine yol açabiliyor.
İran savaşının yaklaşık 5 ay önce başlaması sırasında ve 2025’in başındaki gümrük vergisi şokunda görülen sert piyasa hareketleri, carry trade işlemlerinin taşıdığı riskleri ortaya koydu.
Ağustos 2024’te Japonya Merkez Bankasının para politikasına ilişkin daha sıkı beklentilerin fiyatlanması, piyasa oynaklığında sert artışa ve yenin hızla değer kazanmasına neden olmuştu.
Yatırımcıların Japon yeni cinsinden borçlarını kapatmak için kaldıraçlı pozisyonlardan çıkması, küresel finans piyasalarında kısa süreli sert satışlara yol açmıştı.
On yılların en zayıf seviyelerine yakın seyreden yen, carry trade işlemlerinde önemli bir finansman para birimi olmayı sürdürüyor.
ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu verilerine göre, hedge fonların yen karşısındaki net kısa pozisyonları 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın bulunuyor.
Bununla birlikte piyasa uzmanları, Japonya Merkez Bankasının para politikasına yönelik beklentilerin birkaç yıl öncesine kıyasla fiyatlara daha fazla yansıdığı görüşünde.
Nuveen Küresel Yatırım Stratejisti ve Makro Kredi Başkanı Laura Cooper, 2024 yazıyla yapılan karşılaştırmanın dikkate alınması gerektiğini ancak bunun abartılmaması gerektiğini belirtti.
Cooper, yendeki daha sert bir yükselişin riskli varlıkları olumsuz etkileyebileceğini ancak küresel carry trade pozisyonlarında yeniden düzensiz bir çözülme yaşanmasının daha düşük ihtimal olduğunu ifade etti.
YATIRIMCILAR FED’İ İZLİYOR
Standard Bank Stratejisti Steven Barrow da güçlü carry trade getirilerinin kısa vadede devam etmesini beklediğini bildirdi.
Barrow, Fed Başkanı Kevin Warsh’ın bankanın iletişim politikasında değişiklik yapma vaadinin yakından izlendiğini belirtti.
Yatırımcılar, söz konusu değişikliğin para politikasına ilişkin ileriye dönük yönlendirmenin azaltılması anlamına gelebileceğini değerlendiriyor.
Barrow, en büyük riskin yalnızca Fed’in faiz artırması değil, bu artışın Fed yetkililerinden önceden herhangi bir yönlendirme gelmeden gerçekleştirilmesi olduğunu kaydetti.
Doların görünümünden veya Japon makamlarının yeni desteklemek amacıyla piyasaya müdahale etme ihtimalinden endişe duyan yatırımcılar, borçlandıkları para birimlerini çeşitlendiriyor.
Bu kapsamda Euro'nun yanı sıra İsviçre frangı ve Avustralya doları da carry trade işlemlerinde finansman para birimi olarak kullanılıyor.
Vontobel Portföy Yöneticisi Thierry Larose, farklı finansman para birimlerinin kullanıldığı bu yaklaşımın, yatırımcıların gelişmekte olan ülkelerdeki carry fırsatlarından yararlanmasına ve belirsiz dolar ortamında doğrudan yön pozisyonu almaktan kaçınmasına imkan sağladığını ifade etti.