Ana içeriğe geç

TGSD’den ABD pazarında yüksek katma değer sinyali

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) hazırladığı ABD Hazır Giyim İthalat Analizi, ABD pazarında büyümenin hacimden çok değerden geldiğini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye’nin ABD pazarındaki başarısı düşük fiyatlı ürünlerde rekabet etmekten değil, Çin’in kaybettiği yüksek katma değerli siparişlere odaklanmaktan geçiyor.

TGSD’den ABD pazarında yüksek katma değer sinyali
Ekonomim.com
16

YENER KARADENİZ / İSTANBUL

Dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı olan ABD’de dengeler değişiyor. Çin’in yıllardır hakim olduğu pazarda uygulanan tarifeler ve tedarik zincirindeki dönüşüm yeni fırsat alanları yaratırken, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından hazırlanan “ABD Hazır Giyim İthalat Analizi” raporu, Türk hazır giyim sektörünün bu değişimden nasıl faydalanabileceğine ilişkin önemli ipuçları sunuyor. Rapora göre Türkiye’nin ABD pazarında hacim yarışına girmesi yerine yüksek katma değerli ürünlerde konumlanması gerekiyor.

Raporda ABD’nin hazır giyim ithalatının son 10 yılda 93 milyar dolar seviyesinden 104 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, aynı dönemde ithalat miktarının 7,5-8 milyon ton bandında sıkıştığına dikkat çekildi. Bu durum, pazarın fiziksel olarak büyümediğini ancak ürün fiyatları ve maliyet artışları nedeniyle değer bazında genişlediğini gösteriyor. TGSD analizine göre ABD’nin 104 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına ulaşmasının temel nedeni tüketimdeki sıçrama değil, kilogram başına ithalat değerinin yükselmesi oldu. Ortalama ithalat birim fiyatı 12,70 dolar seviyesine çıktı.

Çin’in payı Asya’ya dağıldı

ABD’nin Çin’e uyguladığı tarifeler sonrasında pazarın en büyük dönüşümü tedarikçi ülkelerde yaşandı. Geçmişte yüzde 30’un üzerinde paya sahip olan Çin’in ABD hazır giyim ithalatındaki payı yüzde 18 seviyesine kadar geriledi. Ancak Çin’in kaybettiği hacim doğrudan Türkiye’ye değil, ağırlıklı olarak Vietnam ve Bangladeş’e yöneldi. Vietnam’ın ABD pazarındaki payı yüzde 16’ya ulaşırken Bangladeş’in payı yüzde 8’e çıktı. Raporda Çin’in ise pay kaybına rağmen düşük fiyat stratejisiyle pazarda kalmaya çalıştığı ve kilogram başına 7,64 dolar seviyesindeki agresif fiyatlamayla rekabetini sürdürdüğü vurgulandı.

Türkiye fiyat değil kalite tarafında

TGSD’nin analizinde Türkiye’nin ABD pazarındaki konumunun rakiplerinden farklılaştığına dikkat çekildi. Türkiye’nin ABD hazır giyim ithalatından aldığı pay yaklaşık yüzde 1 seviyesinde bulunurken kilogram başına ihracat değeri 22,62 dolar olarak hesaplandı. Bu rakam dünya ortalamasının yaklaşık iki katına, Çin’in ise üç katına karşılık geliyor. Rapora göre Türkiye’nin ABD’ye hazır giyim ithalatı son 10 yıllık dönemde 760 milyon dolar seviyesinden yüzde 59,7 artışla 1 milyar 126 milyon dolar seviyesine çıktı. Tonaj olarak bakıldığında ise yine 2016’da 48 bin tondan 54 bin ton seviyesine çıktı. Türkiye’nin mevcut maliyet yapısı, işçilik giderleri ve enerji maliyetleri dikkate alındığında Çin veya Bangladeş ile düşük fiyatlı ürünlerde rekabet etmesi mümkün görünmüyor. Bu nedenle Türkiye’nin stratejik olarak orta ve üst segment ürünlere yönelmesi gerektiği ifade edildi.

Rakip Bangladeş değil İtalya

Çalışmanın en dikkat çekici tespitlerinden biri de Türkiye’nin rekabet ettiği ülke grubuna ilişkin oldu. TGSD, Türkiye’nin artık düşük maliyetli üretici ülkelerle aynı kulvarda değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek ülkenin premium ve yüksek kaliteli ürün segmentine yaklaşması gerektiğini savundu. Raporda Türkiye’nin bulunduğu alanın, kilogram başına 168 doların üzerindeki ihracat değeriyle premium segmentte yer alan İtalya ile düşük maliyetli Asya üreticileri arasında bir köprü oluşturduğu vurgulandı. Türkiye’nin özellikle kalite, esnek üretim ve hızlı teslimat avantajlarını öne çıkararak bu alanda büyüme sağlayabileceği kaydedildi.

İki kategoriden uzak durun!

TGSD raporunda bazı ürün groupslarında rekabet etmenin ekonomik açıdan anlamlı olmadığı değerlendirmesi de yer aldı. Buna göre hazır eşya ve ev tekstili ile çorap kategorileri Türkiye açısından kârlılığı düşük alanlar arasında gösterildi. Hazır eşya ve ev tekstilinde kilogram başına değer 5,55 dolar, çorapta ise 9 dolar seviyesinde bulunurken, bu alanlarda Çin, Pakistan ve Bangladeş’in yoğun fiyat rekabeti yarattığı belirtildi. Raporda Türkiye’nin yüksek maliyet yapısıyla bu alanlarda fiyat savaşına girmesinin sürdürülebilir olmadığı ifade edildi.

TGSD’den ABD pazarında yüksek katma değer sinyali - Resim : 1

Fırsat alanlarının başında erkek ve kadın dış giyim ile örme triko ürünleri geliyor

Raporun öne çıkardığı fırsat alanlarının başında dokuma kadın dış giyim, dokuma erkek dış giyim ve örme triko ürünleri geliyor. Çin’in pay kaybettiği ve orta-üst segment alıcıların alternatif tedarikçi aradığı bu kategorilerde Türkiye’nin üretim esnekliği, tasarım kabiliyeti ve kalite avantajıyla öne çıkabileceği belirtiliyor.

Özellikle örme trikoda Türkiye’nin kilogram başına 41,29 dolarlık ihracat değeriyle “erişilebilir lüks” segmentinde güçlü bir konuma sahip olduğu ifade edilirken, ABD’deki orta ve üst gelir grubuna hitap eden markalar için önemli bir tedarikçi alternatifi olabileceği vurgulandı. Raporda ABD’li orta-üst segment markalar Banana Republic, Ralph Lauren klasmanında yer alan markaların Çin’den tedariği kestiği ancak kaliteyi düşürmek istemediği belirtilerek, Türkiye’nin Uzak Doğu ile İtalya arasında rekabette kusursuz bir kaliteli alternatif köprü olabileceği belirtildi. Bu süreçte Bangladeş’ten pay almanın aşırı hacim ve düşük fiyat nedeni ile zaman kaybı olacağı vurgulanırken birinci hedefin Çin’in üst segmenti olması gerektiği, “Çin’in elinde kalan yüzde 18’lik payın içindeki orta-yüksek fiyatlı katma değerli siparişler hedeflenmelidir” denildi. İkinci hedef olarak ise Endonezya olarak işaret edilerek, “Endonezya’nın kg başına 32,95 dolarlık değer ile yüksek fiyatlı kadın giyim segmentindeki yüzde 6,5 payı doğrudan Türkiye’nin kalitesine muadil bir pazar alanıdır. Radara alınmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Hedef tonaj değil değer artışı

TGSD raporu, Türk hazır giyim sektörü için ABD pazarındaki başarı ölçütünün tonaj veya adet artışı değil, ihracat değerindeki yükseliş olması gerektiği sonucuna varıyor. Raporda sektörün düşük fiyatlı ürünlerde hacim yarışına girmek yerine Çin’in kaybettiği yüksek katma değerli siparişleri hedeflemesi ve ABD pazarında “değer odaklı tedarikçi” kimliğini güçlendirmesi gerektiği ifade ediliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler