SEBAHATTİN AYAN İSTANBUL
Kurulduğu günden bu yana bölgeyi kan gölüne çeviren siyonist İsrail, kendi güvenliğini bahane ederek, etrafına tehdit olmaya devam ediyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi’nin Sırp üyesi Zeljka Cvijanovic ile görüştü. Diplomatik nezaketten çok siyasi bir tercihin gösterisi olan görüşmede, Bosna-Hersek devlet bayrağına yer verilmezken yalnızca Sırp entitesinin bayrağı sergilendi. Bosna Hersek’in ayrılıkçı Sırp entitesine liderlik eden Zeljka Cvijanovic ve katil Netanyahu birçok konuda mutabık kalırken, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, görüşmede Sırpları “İsrail’in gerçek dostları” olarak nitelendirerek, Bosna’daki Hristiyan azınlıkların korunması gerektiğini dile getirdi. Konuyla ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan uzmanlar, Siyonist İsrail’in tutumunun kabul edilmez olduğunu vurgularken katil sürüsünün tüm dünyada Müslümanları hedef alarak politika yürüttüğünü belirtti.
“KARDEŞLİK İÇİNDE YAŞIYORUZ”
Görüşmeye Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı merhum Aliya İzetbegoviç’in kurucusu olduğu ve ülkedeki en büyük Boşnak partisi olan SDA, Saar’ın açıklamasına tepki gösterdi.
Saar’ın açıklamasının Bosna Hersek’in iç işlerine doğrudan bir müdahale olduğu kaydedilerek, “Boşnaklara zarar verme niyetiyle İsrailli bakan, bilmeden Sırpları ve Hırvatları da incitmektedir. Çünkü Bosna Hersek’te herhangi bir ‘Hristiyan azınlık’ yoktur. Bosna Hersek Anayasası’nın öngördüğü şekilde kurucu halklar vardır. İsrailli bakan, Boşnaklara karşı soykırım işlendiğini, onların kitlesel savaş suçlarına, etnik temizliğe ve toplama kamplarına kapatılmaya maruz kaldıklarını bilmiyor ya da bilmek istemiyor. Siyonistlerin ne yazık ki unuttukları şey, İslam dünyasının her yerinden, özellikle de Bosna Hersek’ten Müslümanların, Yahudilerin İspanya’dan sürülmesi döneminde onlara kurtarıcı bir el uzattıklarıdır” ifadeleri kullanıldı.
“İSRAİL KAN VE GÖZYAŞININ ADI OLDU”
Konuyla ilgili gazetemize konuşan Türkiye-Bosna-Hersek Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Refik Özen, “İsrail kan ve gözyaşının adı oldu. Özellikle Türkiye’nin artık bir küresel güç haline gelmesi ve bu noktada hızlı adımlar atması, İsrail’i görülen o ki, çok ciddi manada endişelendiriyor. Bu noktada da Türkiye’nin önünü nasıl keserim, kesebilirim derdiyle, Türkiye’nin ilişkilerinin güçlü olduğu gerek Afrika’da gerek Ortadoğu’da gerek Balkanlar’da ‘Acaba buna engel olabilir miyim?’ düşüncesiyle bazı adımlar attığını görüyoruz. Bunların beyhude adımlar olduğunu, bunlardan bir netice çıkamayacağını bu vesileyle söylemek isterim” ifadelerini kullandı.