Aşk hayatında yaşanan ayrılıkların nedeni yalnızca kişilik ya da yaşam koşulları olmayabilir. Norveç’te yapılan yeni bir araştırma, genetik yapının da ilişkiyi sürdürme veya sonlandırma olasılığı üzerinde etkili olabileceğini ortaya koydu. Oslo Üniversitesi’nin yürüttüğü çalışmada, binlerce kişinin DNA verileri incelendi. Uzmanlar, tek bir ‘boşanma geni’ olmadığını, bunun yerine birçok genetik özelliğin bir araya gelerek ilişkiyi etkileyebileceğini belirledi. Buna göre genetik etki kadınlarda ayrılık riskindeki farkın yaklaşık yüzde 9’unu, erkeklerde ise yüzde 3’ünü açıklıyor.
EĞİTİMİN ROLÜ
Uzmanlar, buna rağmen bir ilişkinin geleceğini belirleyen en önemli etkenlerin çevre, yaşam deneyimleri ve insanların yaptığı seçimler olduğunu belirtiyor. Araştırmaya göre eğitim düzeyi yüksek olmaya, yaşamından memnun hissetmeye ve daha geç yaşta çocuk sahibi olmaya yatkın genetik özellikler, daha uzun süreli ilişkilerle bağlantılı bulundu. Buna karşılık, sigara kullanımı, risk alma eğilimi ve cinsel yaşama erken başlamayla ilişkili genetik özelliklerin ayrılık riskini bir miktar artırdığı görüldü. Kaygılı ve hassas kişilik özelliklerine yatkın bireylerin ilişkilerini bitirme olasılığı beklenenden daha düşük çıktı

ABD yapımı Friends dizisinin karakteri Ross Geller, aşk hayatındaki talihsizlikleriyle hafızalara kazınmıştı. Üç başarısız evlilik yaşayan Ross bir kez de nikah masasında terk edilmişti.