Viva Espanya
Sanırım ortaokul ikinci sınıfa gittiğim seneydi. Okul dağılmış, ben de kitaplarımı koltuğumun altına sıkıştırarak Erciş çarşısına doğru diğer öğrencilerle birlikte yürüyordum. 'Fenerbahçe Çayevi' diye bir kahvehane vardı yolumuzun üstünde. Üç beş sene öncesine kadar hala yerinde durduğunu görmüş...
Star Gazetesi
16
Sanırım ortaokul ikinci sınıfa gittiğim seneydi. Okul dağılmış, ben de kitaplarımı koltuğumun altına sıkıştırarak Erciş çarşısına doğru diğer öğrencilerle birlikte yürüyordum. 'Fenerbahçe Çayevi' diye bir kahvehane vardı yolumuzun üstünde. Üç beş sene öncesine kadar hala yerinde durduğunu görmüştüm. Kahvehanenin içi tıklım tıklımdı. Benim gibi öğrenciler de kapısında birikmişti. Öğrencileri içeri almıyordu kahveci. Ben de 'neler oluyor' diye aralarına sokuldum. Radyoda maç yayını vardı. Fenerbahçe-Galatasaray arasında o günkü adıyla (şimdiki adı nedir bilmiyorum, durmadan değişiyor çünkü) 'Cumhurbaşkanlığı Kupası' maçı yayınlanıyordu. Özellikle Muhammed Ali'nin boks maçlarını kendine has sesiyle anlatan meşhur spor spikeri Orhan Ayhan anlatıyordu. Bir ara 'Yasin topu minare gibi dikti' dedi. Gayri ihtiyari caddenin karşı tarafındaki Cami-i Kebir'in minaresine baktım, topun ne kadar yükseldiğini tahmin etmek için. Yanımdaki bir arkadaşa 'Yasin kim?' dedim. Galatasaray'ın kalecisi dedi. Sonunda maçı Galatasaray (4-2) kazandı ve kupayı aldı. Ben de o günden sonra Galatasaraylı oldum. Gençlik yıllarında Galatasaray'ın sıkı taraftarıydım. On dört yıllık şampiyonluktan uzak 'fetret devri'ni ne hüzünlerle geçirmiştim. Bir ara fanatik sayılacak kadar ileri gittiğimi hatırlıyorum. Hatta 'bir gün evlenir, yuva kurarsam, eşim ve çocuklarım Müslüman, Şafii, Kürt ve Galatasaraylı olacak' bile demiştim. 'Büyük lokma ye, büyük laf etme' demişler. Dörtlüyü ilk bozan hanım oldu, 'ben Fenerbahçeliyim' demesin mi!. Sonra Türk, Hanefi ve Fenerbahçeli gelinlerim oldu. En sonunda 'Yaşasın ümmet. Hepimiz Müslümanız' diyerek gençlik hatasından dönmek suretiyle aile birliğini kurtardım. Bu yaşımda bile zaman zaman taraftarlığımın depreştiği oluyor. Hatta Galatasaray'ın şampiyon olduğu zaman (ki o zaman pek sık olmaya başladı) tweet bile attığım oluyordu. Oluyordu diyorum, çünkü bir keresinde saygı duyduğum bir hukuk profesörü attığım böyle bir tweetimin altına 'ilimle uğraşan birine yakışmıyor bu futbol sevdası' gibi bir cevap yazmıştı. İlim adamı olmaklığımdan değil ama gerçek bir ilim adamı olan hocaya duyduğum saygıdan dolayı bir daha Futbolla ilgili tweet atmamaya başladım. Artık torunumun 'dede, kazandık' veya '5. Yıldızı taktık' gibi hatırlatmaları ile yad ediyorum geçmiş günleri. Pazar akşamına kadar.Pazar akşamı yeniden Futbol üzerine tweetler attım. İspanya ile Arjantin arasında dünya kupası final maçı vardı bildiğiniz gibi. Torunumu üzmek pahasına (o Messicidir) maçtan önce 'İspanya, Endülüs aşkına...' diye yazdım. Maçtan sonra Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe, yani mazlum ümmetin bildiği bütün dilleriyle 'Yaşa İspanya' şeklinde bir tweet attım. Çünkü Siyonistleri üzen, beni sevindirirdi. Ve çünkü İspanya'nın başbakanı Pedro Sanchez, dünyanın devre dışı kalmış vicdanına karşı 'ben Filistin'in yanındayım. Filistin devletini tanıyorum' diye haykırmış, ABD ve İsrail'in bütün tehditlerine rağmen duruşundan taviz vermemişti. 'Bazıları yalnız kaldığımızı düşünebilir. Ama biz yalnız değiliz, öncüyüz' şeklinde tarihi bir ifadeyle duruşunu savunmuştu. Benim gibi birçok kişi, bu onurlu çıkışını İspanya tarihindeki Endülüs geçmişinin etkisine bağlamıştı. Neticede soyaçekim diye bir şey var. Öte yandan maçtan bir gün önce Siyonistlerin başbakanı, Arjantin'in büyükelçisini çağırmış ve Messi'nin ve Arjantin'in kazanacağını söyleyerek elçinin arkasındaki açık kapıya bir kafa golü atmıştı (Ordusu da ona benziyor, kendilerini savunma imkânından yoksun bırakılmış savunmasız çocukları, kadınları, yaşlıları öldürüp kahramanlık taslamak hususunda pek mahirdir). Bu görüntünün bütün dünyanın vicdanını uyandırdığını, insanların büyük bir heyecanla İspanya'yı desteklediklerini gördük. İspanya da hakikaten çok güzel oynayarak Gazzelilerin ve dünyanın özgür ruhlu insanlarının beklentilerine fazlasıyla cevap verdi.Viva Espanya!
Kaynağa Git