Ana içeriğe geç

Otomotivde üretimden teknolojiye geçiş hedefi

BTSO Otomotiv Konseyi Başkanı Rengin Eren, dijitalleşme ile dönüşen otomotiv sektöründe Bursa’nın yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren bir merkez haline gelmesi gerektiğini söyledi. Eren, maliyet baskısı ve küresel rekabet karşısında dönüşümün artık zorunluluk olduğunu vurguladı.

Otomotivde üretimden teknolojiye geçiş hedefi
Dünya Gazetesi
16

Nezaket ÇETİN-BURSA

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Otomotiv Konseyi Başkanı Ren­gin Eren, Türkiye otomotiv sa­nayisinin tarihinin en kritik dö­nüşüm süreçlerinden birinden geçtiğini söyledi. Küresel reka­betin artık yalnızca üretim ka­pasitesi, kalite ve maliyet üze­rinden şekillenmediğini ifade eden Eren, elektrikli araçlar, di­jitalleşme, yapay zekâ, sürdürü­lebilir üretim ve yeni nesil mo­bilite teknolojilerinin sektörün kurallarını yeniden tanımladı­ğını dile getirdi.

Türkiye’nin en önemli oto­motiv üretim üslerinden biri olan Bursa’nın bu dönüşümün merkezinde bulunduğunu kay­deden Eren, kentin güçlü üre­tim altyapısı, ana sanayi kuru­luşları ve binlerce tedarikçi­den oluşan geniş ekosistemiyle stratejik önemini koruduğunu belirtti.

Elektrikli araç dönüşümü yan sanayi için kritik

Sektörde bugüne kadar elde edilen üretim tecrübesinin ar­tık teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Rengin Eren, özellikle elektrikli araç­lara geçiş sürecinin yan sanayi açısından hem büyük bir fırsat hem de dikkatle yönetilmesi ge­reken bir dönüşüm alanı oldu­ğunu söyledi.

Elektrikli araçlarda parça ya­pısının önemli ölçüde değiştiği­ne dikkat çeken Eren, elektro­nik sistemlerin payının arttığı­nı, yazılımın ise her geçen gün daha belirleyici hale geldiğini ifade etti. Bu nedenle gelenek­sel içten yanmalı motorlara yö­nelik üretim yapan firmaların ürün portföylerini bugünden itibaren yeniden değerlendir­mesi gerektiğini belirten Eren, dönüşüme yatırım yapan, Ar- Ge ve inovasyona odaklanan şirketlerin yeni dönemde öne çıkacağını kaydetti.

Çin rekabeti tehdidin ötesinde bir gerçeklik

Küresel otomotiv pazarında Çinli üreticilerin yükselişine de değinen Eren, bu gelişmenin yalnızca tehdit perspektifiy­le değerlendirilmemesi gerek­tiğini söyledi. Çin’in özellikle batarya teknolojileri, elektrik­li araç üretimi ve maliyet yöne­timinde yakaladığı başarının dünya genelinde rekabeti ciddi biçimde artırdığını ifade eden Eren, bu durumun aynı zaman­da tüm üretici ülkeleri dönüşü­me zorladığını belirtti.

Türkiye’nin Avrupa’ya yakın­lığı, güçlü tedarik zinciri, üre­tim kültürü ve nitelikli sanayi altyapısının önemli avantajlar sunduğunu dile getiren Eren, doğru stratejilerle Türkiye’nin yalnızca üretim yapılan bir ül­ke değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve yüksek katma de­ğer üreten bir merkez haline ge­lebileceğini vurguladı.

Maliyet baskısı kârlılığı zorluyor

İhracat rakamlarının güçlü görünmesine rağmen aynı ba­şarının kârlılık tarafında görül­mediğine dikkat çeken Eren, son yıllarda artan işçilik mali­yetleri, enerji fiyatları, finans­mana erişim sorunları, yüksek faiz ortamı, lojistik giderleri ve kur-enflasyon dengesindeki bo­zulmaların sanayicinin üzerin­deki baskıyı artırdığını söyledi.

Özellikle ihracat yapan fir­maların Avrupa pazarındaki yoğun fiyat rekabeti nedeniyle maliyet artışlarını satış fiyatla­rına aynı ölçüde yansıtamadı­ğını belirten Eren, bu tablonun özellikle KOBİ ölçeğindeki yan sanayi firmalarının yatırım iş­tahını zayıflattığını ifade etti.

Dijital dönüşüm artık zorunluluk

Otomotiv sanayisinde diji­tal dönüşümün artık tercih de­ğil zorunluluk haline geldiği­ni vurgulayan Eren, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, ve­ri analitiği, robotik otomasyon, kalite kontrol teknolojileri ve akıllı fabrikaların rekabet gü­cünü belirleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

Bursa’da bu alanlarda önemli yatırımlar yapan firmaların bu­lunduğunu kaydeden Eren, dö­nüşümün yalnızca büyük ölçek­li şirketlerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. KOBİ’lerin de bu sürece entegre olabilme­si için finansman, eğitim ve tek­noloji desteklerinin daha güçlü hale getirilmesinin kritik önem taşıdığını dile getirdi.

Önümüzdeki dönemin en kri­tik başlıklarından birinin ni­telikli insan kaynağı olacağını belirten Rengin Eren, sektörde artık yalnızca mekanik bilgiye sahip olmanın yeterli olmadığı­nı söyledi.

Elektrikli araç teknolojile­ri, batarya sistemleri, mekatro­nik, yazılım, veri analitiği, oto­masyon, robot programlama ve yüksek voltaj sistemleri alan­larında yetişmiş teknik per­sonele her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu be­lirten Eren, sanayi ile üniversi­teler, meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezleri arasındaki iş birliklerinin daha da güçlendi­rilmesi gerektiğini ifade etti.

Hedef yüksek katma değerli üretim

Türkiye otomotiv sanayisinin önümüzdeki beş yıllık büyümesinde en kritik unsurun yüksek katma değerli üretime geçiş olacağını vurgulayan Eren, üretim gücünün teknoloji geliştirme kapasitesiyle desteklenmesi halinde küresel rekabette güçlü kalınabileceğini söyledi.

Bu dönüşüm için kamu, özel sektör, üniversiteler ve yatırımcıların ortak bir vizyon etrafında buluşmasının önemine dikkat çeken Eren; öngörülebilir yatırım ortamı, yeşil dönüşüm, dijitalleşme, Ar-Ge ve nitelikli insan kaynağını bu vizyonun temel yapı taşları olarak sıraladı.

Türkiye otomotiv sanayisinin bugüne kadar üretim kabiliyetiyle dünya ölçeğinde önemli bir konuma ulaştığını belirten Eren, bundan sonraki hedefin yalnızca üreten değil; tasarlayan, geliştiren, teknoloji ihraç eden ve geleceğin mobilitesine yön veren bir ülke olmak olduğunu ifade etti. Eren, Bursa’nın sahip olduğu bilgi birikimi, üretim kültürü ve sanayi altyapısıyla bu dönüşümün en güçlü lokomotiflerinden biri olmaya devam edeceğini söyledi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler