Mutlaka duymuşsunuzdur.
CHP’nin atanmış ve seçilmiş iki kanadı arasındaki savaşı yaz sıcağında, tatil havasında, günü gününe takip etmek epey güçleşmiş olsa da illaki kulağınıza çalınmıştır:
Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığına atanmış Kemal Kılıçdaroğlu’na komedyen Deniz Göktaş’ın, “CHP’yi salın” dediği.
Selahattin Demirtaş’ın kendisini ziyarete teşebbüs etmemesi yönündeki mesajından ders çıkarmamış Kılıçdaroğlu, Göktaş tutuklanıp İstanbul Adliyesi’nde mahkemeye çıkmayı beklerken koşa koşa onunla görüşmeye gitmişti.
Göktaş, Kılıçdaroğlu ile görüşmek istememiş. Ama komedyene göre, “emrivaki bir şekilde” bir araya gelmişler.
Göktaş’ın avukatı, ikilinin arasındaki diyaloğu, yani Göktaş’ın Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” dediğini açıklayınca Kılıçdaroğlugiller ayaklandı. Avukatı sert şekilde yalanladı.
Bunun üzerine Deniz Göktaş bir açıklama yaptı, olayı doğruladı ve “Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; ‘Lütfen CHP’yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.” diye anlattı.
İşte Göktaş’ın bu “salma” tabirini CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel aldı, slogan yaptı.
Partinin başına döndükten sonra çıktığı ikinci televizyon programında kendisi için "Partiden gitmesi doğru değil. Hiç kimsenin partiden ayrılma lüksü yoktur. Kendi içimizde çatışma değil, tam tersine ülkeyi bu hale getirenle bizim mücadele etmemiz lazım," diyen Kılıçdaroğlu’na bu söz üzerinden meydan okudu:
“Mademki bölünmek istemezsin, mademki bölünme olursa AK Parti‘ye yarayacak diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum. İkimiz tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP’yi salsın, siyaseti bıraksın.
Sayın Kılıçdaroğlu çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım iki milyon üyeyle. Yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. ‘Bilmiyorum, duymuyorum, konuşmuyorum’ diyerek değil, siyaset iddia ile olur. ‘Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum,’ demiştim, yaptım. ‘Yüzde 90 oy almazsam siyaseti bırakıyorum’ diyorum. Galibiyet iddia işidir. Ortaya koyuyorum. Buyursunlar, bekliyorum.”
Kılıçdaroğlu böyle bir meydan okumaya ancak ve ancak bir şekilde “evet” der: koşulların kendi lehine olduğundan kesinlikle emin olduğunda. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun sözcüsü Müslüm Sarı, Özel’in çağrısına şu cevabı verdi:
"Öyle bir dünyadayız ki, edepsiz edepliyi bastırır, haksız haklıyı astırır, kurultaya şaibe bulaştıranlar kurultay için çağrı yapar… Arınıp gelenlerle tertemiz bir kurultay yapacağız…"
Kılıçdaroğlu salmıyor, sallıyor
Kılıçdaroğlu ya da bir başka deyişle Genel Merkez yönetimi, olağanüstü kurultaya kulak asmadığı gibi olağan kurultayı da en erken 2027 Nisan sonunda yapmak niyetinde.
Kurultay takviminin gelecek eylülün ikinci haftasında başlatılması, 2027’nin nisan ortası ya da sonuna da yetiştirilmesi öngörülüyor.
Oysa daha önce anlattık, Özel tarafının acelesi var.
Adli tatil 20 Temmuz’da başlıyor.
26 Temmuz’a kadar kurultay kararı alınmazsa partinin seçime katılamayacağı iddiasındaki Özelciler, bir yandan tüm hukuki yolları tüketmek öte yandan kendi yollarını çizmek derdinde.