Ana içeriğe geç

Bayar Sertel'i ABD'ye ihbar etti

Hasan Bögün yazdı...

Bayar Sertel'i ABD'ye ihbar etti
Odatv
16

Demokrat Parti'nin (DP) 1950'de iktidar olduktan sonra dış politikadaki birinci önceliği, Türkiye'nin NATO'ya üye olmasını sağlamaktı. Bunun için anayasaya, meclis iç tüzüğüne vs. aykırı olduğu halde, TBMM kararı olmadan Kore'ye asker bile gönderdi.

DP'den önceki İsmet İnönü yönetimi NATO kurulur kurulmaz üyelik başvurusu yapmış, fakat başvuru kabul edilmemişti. Başvurunun kabul edilmemesinde, Türkiye'nin ittifak anlaşmasıyla bağlı olduğu müttefiki İngiltere'nin karşı çıkması önemli bir etken oldu. İngiltere'nin hesabı, Türkiye ile Mısır'ı bir askeri ittifakta bir araya getirmek ve sömürgelerine gidiş yolu Süveyş Kanalı'nı güvenceye almaktı.

İngiltere'nin Süveyş Kanalı güvenlik planına karşı olan ABD'nin planı ise, Sovyetler Birliği'nin Batı Asya'nın güneyine, Akdeniz'e ve Hint Okyanusu'na inmesine karşı bölge ülkelerinden bir set oluşturmak, Türkiye'yi bu setin birincil kuvveti yapmaktı. Bu nedenle ABD de önceleri Türkiye'nin NATO üyeliğini kabul etmiyor, bir tür Orta Doğu NATO'su tasarlıyordu.

Türkiye'nin isteği ise, ne pahasına olursa olsun NATO'ya üye olmaktı. İnönü yönetimi bu yönde büyük çaba harcadı. DP'nin seçimi kazanmasından sonra İnönü ve Bayar'ın yaptığı ünlü ikili toplantının ana konularından biri NATO üyeliğiydi. Bayar İnönü'nün izlediği hattı benimseyince NATO'ya katılma konusu devlet politikası halini aldı.

Bayar, Amerikalıları ikna etmek için önüne çıkan her fırsatı kullandı. O fırsatlardan biri de Zekeriya Sertel'i ABD'ye “komünist” diye ihbar etmekti.

Sertel'in Tan gazetesi ile bürosu gazetenin binasında bulunan “Atatürk'ün Dışişleri Bakanı” Tevfik Rüştü Aras'ın Görüşler dergisi, tek parti CHP içindeki “dörtlü takrir” çıkışından itibaren DP'yi desteklemişti. Görüşler'in yazar kadrosu içinde Aras'ın başbakanlığını yapmış olan Bayar ile “dörtlü takrir”ci Adnan Menderes'in ve Refik Koraltan'ın isimleri de ilan edilmişti. 1946 seçimleri öncesinde muhalefeti bastırmaya yönelen İnönü yönetimi, Ankara'dan taşıdığı polis koleji öğrencilerine Tan'ın matbaasını ve binasını 4 Aralık 1945'te kundaklattırdı.

Sertel, muhtemelen bu yakınlıktan hareketle, Bayar'a NATO'ya üyelik konusunun tartışıldığı 1951 ortalarında yazdığı mektupta, Türkiye'nin herhangi bir ittifaka girmemesinin ve tarafsız kalmasının daha iyi olacağı tavsiyesinde bulundu.

Bayar, Sertel'in mektubunu, komünistlerin Türkiye'nin NATO'ya girmesine karşı çıkışlarının kanıtı olarak Amerikalılara göstermesi talimatıyla, Türkiye'nin ABD Büyükelçisi Feridun Cemal Erkin'e verdi. Erkin 4 Haziran 1951'de Washington'a döner dönmez, Yakın Doğu, Güney Asya ve Afrika İşlerinden sorumlu ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı George McGee'ye mektubu gösterdi (Hasan Bögün, 1939: Zoka 1952: NATO, HARP SANAT yayınları, s. 442-443).

Olayı McGee ABD-Türkiye-NATO-Ortadoğu (Türkçesi: Belkıs Çorakçı, Bilgi Yayınevi, Birinci Basım: Aralık 1992, s. 156-157) kitabında şöyle aktardı:

“4 Haziran'da Büyükelçi Erkin, Ankara'dan Washington'a dönüşünde benimle hemen görüşmek istediğini bildirdi. Bu acele, Ankara'ya indiği gün Cumhurbaşkanı Bayar'la yaptığı görüşmeden kaynaklanıyordu. Bayar, büyükelçiden, Türkiye'nin muhtemel NATO üyeliği açısından çok önemli bulduğu bir konuyu Amerika Birleşik Devletleri'ne iletmesini istemişti.

“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na, ülkede komünist yanlısı olarak tanınan Zekeriya Sertel'den bir mektup gelmiş, Sertel, mektubunda Bayar'a tarafsız politikayı sürdürmesi için ricada bulunmuştu. Erkin'in söylediğine göre, mektup çok dikkatli yazılmış, içinde komünist amaçlarıyla paralellik bulunmaması için özen gösterilmişti. Sertel'in yaklaşımı daha çok, bir Türk vatanseverinin ağzından yazılmışa benziyor, Türkiye'nin bir savaş durumunda Batılı müttefiklerine güvenmemesi gerektiğini, tarafsız tutumdan daha çok yarar sağlayacağını söylüyordu. Bayar bu tür milliyetçi iddiaların Türkiye'de çok destek toplayabileceğinden, eğer ABD desteğiyle ilgili Türk kuşkularını ortadan kaldıracak kesin eylemler çabucak gelmezse, NATO üyeliğine kamu desteğini zayıflatabileceğinden korkmaktaydı.”

McGee 1952 başında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi olarak atandı ve bu görevde kaldığı iki yıl boyunca Bayar ile görüşmeler yaptı. İkisi Sertel'in mektubunu bir daha konuştu mu bilmiyoruz, konuşmuş olmaları çok muhtemeldir. Konuşmuş olmasalar da önemli değil; amaç hasıl oldu, Türkiye NATO'ya girdi. McGee, Türkiye'nin NATO'ya girişini kolaylaştıran ABD büyükelçisi olarak tarihe geçti.

NATO'yu yerden yere vurmak kolay da içimizdeki NATO'cuları, hâlâ Türkiye'yi NATO'da merkez cephe ülkesi yapmak için can atanları ne yapacağız?

Hasan Bögün

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler