Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ile Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen öğretmenler, Ankara’da başlattıkları eylemlerini sürdürüyor.

Eylemin 4’üncü, açlık grevinin ise 3. gününde sendika genel merkezi önünde toplanan öğretmenler, taleplerinin karşılık bulmasını bekliyor.

Öğretmenler; özel sektörde taban maaş hakkının kaldırılması, düşük ücretler, özlük haklarının verilmemesi ve kamu atamalarında yaşandığını belirttikleri mülakat mağduriyetlerine karşı mücadele ettiklerini ifade ediyor.

KPSS’den yüksek puan almalarına rağmen mülakatlarda verilen düşük puanlarla elendiklerini savunan öğretmenler, yaşadıkları sorunların çözülmesini talep ediyor.

Ankara’daki eylemler sırasında önceki günlerde polis müdahalesi ve gözaltılarla karşı karşıya kalan öğretmenler, yaşadıkları sorunları Yeniçağ muhabiri Eda Erdağı'ya anlattı.
Öğretmenler, hem özel sektörde çalışan eğitimcilerin hem de atanamayan öğretmenlerin yıllardır çözülemeyen sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek taleplerinin karşılanmasını istedi.
"BU SINAV BENİM 10 YILLIK EMEĞİMDİ"
Mülakat mağduru tarih öğretmeni Alime Çapkın, KPSS’de 512’nci sırada yer almasına rağmen mülakat sonrası 739’uncu sıraya gerilediğini belirtti. Gözyaşlarına hakim olamayan mülakat mağduru öğretmen, yaşadığı mağduriyeti şöyle anlattı:
“Kontenjanımız 619 kişiydi ve bu nedenle atama hakkımı kaybettim. Bu sınav benim 10 yıllık emeğimdi. Benden 10 yılımı çaldılar. Hâlâ bu durumu düşündükçe boğazım düğümleniyor. Mülakatım sırasında komisyon üyelerinden biri uyuyordu. Aylar boyunca görüştüğümüz yetkili kalmadı. Bize verilen sözler umut verdi ancak kanun teklifleri hâlâ masalarda bekletiliyor. Mülakat mağdurlarından ve özel sektör öğretmenlerinden destek almaya devam ediyoruz. Ancak geride kalan arkadaşlarımızın da mücadelemize destek vermesini istiyoruz. Çünkü burada çok büyük emekler var. Ailelerimiz de bu süreçten büyük zarar gördü. Ailelerimizin zor durumda kalması beni çok üzüyor. Biz yalnızca hakkımızı istiyoruz. Çok yorulduk. Artık bir şeylerin değişmesini istiyoruz."
"ANKARA'NIN HER SOKAĞINI DİRENİŞ ALANINA ÇEVİRMEYE KARARLIYIZ"
Polis müdahalesi sırasında yaralanan öğretmen Elif Demiröz ise öğretmenlere yönelik sert müdahalelere tepki göstererek şunları söyledi:
“14 Haziran’da Meclis’e gitmek ve bakanlarla görüşmek için Ankara’ya geldik ancak daha alanda toplanamadan polis müdahalesiyle karşılaştık. Yaralanan arkadaşlarımız oldu. Bir arkadaşımızın bileği kesildi, benim kolum incindi ve dirseğimde çatlak oluştu.
Biz sadece haklarımızı ve bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Açlık grevinden başka çare bırakılmadı. Ankara’nın her sokağını bir direniş alanına çevirmeye kararlıyız.”
"TALEPLERİMİZ YALNIZCA BİRKAÇ KİŞİNİN DEĞİL, YÜZ BİNLERCE EĞİTİM EMEKÇİSİNİN TALEPLERİDİR"
Eylemlerde gözaltına alınan eğitimcilerden biri olan İngilizce öğretmeni Arda Soykan da hem mülakat mağduru öğretmenlerin hem de özel sektör öğretmenlerinin ortak mücadele verdiğini belirtti.
“1611 mülakat mağduru öğretmenin atamasının yapılması ve elimizden alınan taban maaş hakkının geri getirilmesi için mücadele ediyoruz. Ankara’ya geldiğimizden bu yana dört farklı abluka ile karşı karşıya kaldık.
Arkadaşlarımızın markete gitmesine, temel ihtiyaçlarını karşılamasına dahi izin verilmedi. Bu nedenle açlık grevine başladık. Taleplerimiz yalnızca birkaç kişinin değil, yüz binlerce eğitim emekçisinin talepleridir. Biz bu sürecin muhatabıyız ve muhatap alınmak istiyoruz.”
"HAMİLEYKEN HAZIRLANDIM, DERECE YAPTIM AMA ATANAMADIM"
2 yaşındaki çocuğu ve annesiyle birlikte Nevşehir’den Ankara’ya gelen öğretmen Asiye Boyraz, sınava hazırlanırken yaşadığı zorlu süreci anlattı.
“KPSS’ye hamileyken hazırlandım. Altı aylık hamileyken sınava girdim. Çok zor şartlarda çalıştım ve yüksek puan alarak derece yaptım. Buna rağmen sıralamam yaklaşık 600 kişi geriye düştü. İki yıldır çocuğumla birlikte Ankara yollarındayım. Herkes haklı olduğumuzu söylüyor ancak somut bir adım atılmıyor. Tek isteğimiz atamamızın yapılması ve emeğimizin karşılığını almamız.”
"BİZ TORPİL DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ"
Üç çocuk annesi Emine Ozan ise yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle dile getirdi:
“Üç çocuğumla birlikte üniversite okudum, yine üç çocuğumla birlikte bu sınava hazırlandım. Yüksek puan aldım ve atanacağımdan emindim. Hatta tayin ve taşınma planları yapıyorduk. Elendiğimizi öğrendiğimizde büyük bir yıkım yaşadık. Biz torpil ya da ayrıcalık istemiyoruz. Hak ettiğimizin karşılığını istiyoruz. Mücadelemiz sürecek çünkü talebimiz son derece meşru.”
"ÖĞRETMENLER YAZ AYLARINDA NASIL GEÇİNECEĞİNİ DÜŞÜNÜYOR"
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Gizem Salata ise özel sektörde çalışan öğretmenlerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti.
“Özel sektör öğretmenleri çok düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Çoğumuz 10 aylık sözleşmelerle çalıştığımız için eğitim yılı sonunda işsiz kalıyoruz. Yaz aylarında maaş alamıyor, kiramızı ve temel ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağımızı düşünüyoruz. Beş yıldır güvencesizliğe ve düşük ücretlere karşı mücadele ediyoruz. Haklarımızı alana kadar Ankara’dan ayrılmayı düşünmüyoruz. İstediğimiz tek şey verilen sözlerin tutulması ve öğretmenliğin yaşatılmasıdır.”