Mutlak butlanla CHP Genel Başkanlığı’na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel dönemini eleştirirken, “FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizden özür diliyorum” demesinin yankıları sürüyor. Gazetemiz Cumhuriyet, dün Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cü eski başdanışmanlarını gündeme getirmişti. Bunun yanı sıra Kılıçdaroğlu, son genel seçimde Millet İttifakı kontenjanından CHP listelerinden Meclis'e giren milletvekilleri arasında FETÖ’nün yargıdaki yapılanmasına destek veren isimlere de yer vermişti.
FETÖ KUMPAS DAVALARINDA BAKANLIK YAPTI
Bu isimlerin başında ise FETÖ’nün Ergenekon ve Kumpas davalarının zirve yaptığı dönemde Adalet Bakanlığı görevinde bulunan (2009 - 2013) Sadullah Ergin geliyor. Ergin döneminde; FETÖ’nün kumpas davaları kapsamında TSK’yi hedef almasıyla başta dönemin eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ olmak üzere çok sayıda TSK mensubu tutuklandı. Ergenekon kumpasının lojistik altyapısı da Ergin döneminde tamamlandı. Halihazırda İBB davasının da görüldüğü ve “Türkiye’nin en büyük mahkeme” salonu olarak bilinen Silivri Cezaevi Kampüsü, Ergin’in döneminde inşa edildi.
SİLİVRİ’DEKİ ÖLÜMLER VE AĞIR KOŞULLAR GÜNDEMDEYDİ
FETÖ’nün kumpas davalarında tutuklanan çok sayıda sanık o dönem Silivri Cezaevi’nde tutuldu. Bu kapsamda ise Silivri’nin koşulları hep tartışma konusu oldu. Muhalefet ve tutuklu yakınları, tutukluların “zindan” şartlarında ağır tecrit altında yaşandığı yönünde hükümeti ve bakanlığı eleştiri yağmuruna tuttu. O dönem kumpas davalarından yargılanan Kaşif Kazinoğlu’nun cezaevindeyken yaşamını yitirmesi, Mehmet Haberal ve Fatih Hilmioğlu’nun yaşadığı sağlık sorunları da bu tartışmaları alevlendirdi.
TARTIŞMALARI ‘MASA TENİSİYLE’ KAPATMAYA ÇALIŞTI
Silivri’nin koşulları hakkında tartışmaları dindirmek için Ergin, 11 Mayıs 2012’de aralarında Nagehan Alçı, Ahmet Hakan gibi isimlerin bulunduğu bir grup gazeteciyle Silivri Cezaevi’ne ziyaret düzenledi. Ziyaret kapsamında Ergin, cezaevi koşullarının ve rehabilitasyon olanaklarının iyi olduğu algısını kamuoyuna empoze etmeye çalıştı, hatta bu algı için ise gazetecilerle masa tenisi ve satranç oynadı. Ancak bu algı operasyonu, toplumda tepkiyle karşılandı.
FETÖ’NÜN YARGIDA YAPILANMASININ ALTYAPISINI HAZIRLADI
Ergin dönemindeki bir diğer tartışma ise FETÖ’nün yargıda yapılanması oldu. Ergin’in bakanlık döneminde, AKP’nin 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu ile yargıda cemaatle ittifak kurulması tartışmaları yaşandı. Ergin, FETÖ kumpas davalarının önünü açan birçok yasanın Meclis’te çıkarılmasına öncülük ederken, 2010 anayasa değişimiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştirdi. Bu değişiklikle FETÖ, kurulun çoğunluğunu ele geçirdi. Örgüt bu HSYK yapısından güç alarak, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve Futbolda Şike kumpas davalarına bakan kendisine bağlı hakim ve savcıların korunmasını sağladı.
YARGIDAKİ ‘NURLU LİSTENİN’ MİMARLARINDAN
HSYK değişimi ayrıca FETÖ’nün Yargıtay ve Danıştay’da da yapılanmasına olanak verdi. Ergin, o dönem müsteşarlığını yapan Ahmet Kahraman ile birlikte Danıştay ve Yargıtay’a atanan ve çoğunluğu FETÖ’cü olan 160 kişilik “Nurlu listeye” imza atıp, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a sundu. 15 Temmuz’un ardından “anayasal düzeni ihlal” ve “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlamasıyla tutuklanması talep edilen; ancak adli kontrolle bırakılan Başbakanlık Başmüşaviri Birol Erdem, savcılığa verdiği o dönemki savunmasında, söz konusu listeyi şöyle anlattı:
“Kuruldaki müzakereler sonuçlanınca oluşan listeyi Ahmet Kahraman’ın, bakan beyle paylaştığını biliyorum. Başbakan liste hakkında bakan beyden bilgi isteyince bakan, isimleri müsteşar Ahmet Kahraman’ın tanıdığını, bunu onun arz etmesini istemiş. Ahmet Bey, ‘Efendim liste biraz nurlu oldu’ demiş. Bunun üzerine Başbakan, ‘Ya bu arkadaşların hepsi dürüst, alnı secdeye giden arkadaşlar değil mi?’ diye sormuş, müsteşar bey de ‘Öyle efendim’ deyince; ‘Öyleyse bu arkadaşlardan zarar gelmez, olsun’ demiş. Sayın Başbakan’a sunulan bu liste doğrultusunda seçimin yapıldığını hatırlıyorum.”
SEÇMENİN İTİRAZLARINA KULAĞINI KAPADI
“Yargıda FETÖ” tartışmalarıyla anımsanan Ergin’in bakanlık görevi ise 17/25 Aralık olayları nedeniyle 25 Aralık 2013’te son buldu. Bakanlık döneminin ardından bir dönem sessizliğe bürünen Ergin, 2023’te CHP listelerinden Ankara’dan milletvekili adayı gösterildi. O dönem CHP seçmeni “Atatürk’ün Çankaya’sında TSK’ya kumpasta yer alan mı oy vereceğiz?” diye tepki gösterdi ve Kılıçdaroğlu’ndan ise Ergin’in adaylığının geri çekilmesi istendi. Ancak Ergin’in başka partinin adayı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, müdahale etmeyerek Ergin’in CHP’den milletvekili olmasını sağladı.
SEÇİM DÖNEMİNDE KUMPAS DAVALARINI SAVUNMUŞTU
Kılıçdaroğlu’nun DEVA Partisi kontenjanından CHP listelerine aldığı MustafaYeneroğlu da FETÖ kumpas davalarıyla o dönem gündeme geldi. CHP listelerinden İstanbul Milletvekili seçilip DEVA Partisi’ne geçen, ardından Aralık 2024’te partisinden istifa eden Yeneroğlu, seçim döneminde FETÖ kumpaslarına ilişkin; “Ergenekon ve Balyoz’un bir bütün olarak tamamen içi boş, alakasız, darbe girişimi olmadığı ve tamamen iktidarın organize ettiği tiyatral bir yaklaşım biçimi olduğunu benim kabul etmem mümkün değil. O dönemlerde devamlı siyasete müdahale eden generalleri unuttuk mu? O süreçlerin tümüyle içi boş süreçler olduğunu iddia etmek ancak hafıza kaybıyla açıklanabilir” dedi. Yeneroğlu’nun bu açıklamaları da o dönem tepkiyle karşılandı.
ABANT TOPLANTILARININ MÜDAVİMİYDİ
Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın bileşeni Gelecek Partisi’nin kontenjanından CHP listesine aldığı anayasa hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun da FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen’in talimatıyla ve kapatılan “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı”nın aracılığıyla düzenlenen “Abant Platformu/Toplantıları”nın da müdavimleri arasında yer alıyordu. Özbudun, Antalya’dan milletvekili seçildi ve seçimin ardından CHP’den istifa ederek Gelecek Partisi’ne geçti. Ardından ise Özbdudun, 23 Şubat 2025’te Gelecek Partisi’nden istifa edip AKP’ye geçti. Halihazırda ise TBMM Anayasa Komisyonu başkanlığı görevini yürtüyor.