İşte Onkoloji Doktoru Mehmet Arslan'ın kaleme aldığı o yazı;
Salat, dayanışma, direnişme.
Artık bunu biliyoruz. Salat. Salla ise bunu organize etme, bunu yaptırma, ettirme.
Baktığımızda temelde Resuller'in, Nebiler'in o mukaddes işi, davası ve neticede de bizim şu hayattaki teamülümüz olması gereken, hayat tarzımız olması gereken bir iş. Daha Nebi Aleyhisselam ilk ayetlerden itibaren bu işle muhatap oldu. Kur'an'ı okumak, okutturmak, anlamak, anlatmak ve böylesine bir ekip takım oluşturmak, cemaat oluşturmak.
En yakın çevresinden başlayarak. Salâ kavramı Kur'an'da bu. Egımu salâ nedir? O salâ'nın ikamesi diye daha sonra inen ayetlerde onun içtiması. Bu salâ ibadetinin dayanışma, direnişme, hak davanın davacısı olma meselesinin içtiması, haftalık içtiması Cuma. Günlük içtiması sabah akşam iki vakit olarak başlamış, bu beş vakte kadar çıkmış. Bunlar nusuk dediğimiz taamüle dönüşmüş ibadetler. Ama salâ bunun çıkış noktası.
Salâ, egımus salâ'ya dönüşüyor, o dönemde engımus salâ yok ilk dönemlerde. Savm yok, hac yok, zekat yok, birçok haram da yok. Ama böyle başlayarak peyderpey salâ kavramı ekimus salâ'ya dönüşüyor. Zeka, tezkiye, arınma kavramı da malın zekasına, zekata dönüşüyor.
Dolayısıyla biz işin başını, özünü idrak edemez, onu icra edemezsek, bu ağacı büyütemeyiz. Ağacı büyütmek için o tohumu yakalamamız lazım.
Başka bunun delilleri bakın. Tevrat'ta salavat geçer, şu anda havra veya sinagog diyorlar ya, onun aslı nedir? Kur'an'da salavat. Salâ, salavat.
Yani dayanışma. Salavat, yaslanmak, yardımcı olmak, destek almak, destek vermek, direnmek, salavat bunun çoğunluğu. Birlikte dayanışma.
Yani Allah Teala Tevrat'taki mescidin, caminin, mabedin ismini dayanışma, salavat koydu. Gelelim beriye, daha sonra işte kilise dedikleri, biat. Resûl ile ashab ve ashabın bir tayfa oluşturmaları, sözleşmeleri. Kur'an'da. Daha sonra mescid. Rabbe
secde edilen mekan.
Cuma nedir? Cuma, cami nereden geldi? Cuma, mescidi. Cuma, cuma mescidi diye özel bir mescit vardır. Her mescit, cuma mescidi olmaz.
Cumanın özelliği açık olması. Bakın bu da önemli. Meydanda olması. Kapalı devre olmaması. Kapalı kapı olmaması. Bu da enteresan bir nokta.
İşte cuma mescidi, o mescid kelimesi daha sonra düşüyor, cuma camiye dönüşüyor. Cami ve cuma mescidsiz değil. Mescidin özel bir formu.
Oradan da anlıyoruz ki, özellikle cuma mescidi veya cuma camisi veya cuma olayı öbürüne göre daha bir aleni, daha bir meydanda, daha bir görünür ve bu daha çok meydanlarda, açık alanlarda. Aslı budur.
Şu bugünün şartlarında belki daraltılmış.
Oradan nereye geleceğim? Yani salâ ve salavat, beş vakit salâdan önce bir dayanışma, direnişme ve bir davanın erleri olmak. Bütün nebilerde beş vakit salâ var mıydı? Birçoğunda yoktu.
Çünkü o ileri merhalelere ulaşamadılar. Sadece davetle kaldılar. İsa Nebi üç yıl içinde şehit edilmeye kalkıldı.
Peki beş vakit salâ Nebi aleyhisselamın hayatında en erken? Beşinci yılda. Dolayısıyla yani beş vakit salâ ile nebilerin çoğu muhatap olmadı.
Şu anda Kur'an'daki teamüllerin, ibadetlerin, nüsukların birçoğu geçmiş nebilerin hayatında olmadı. Ama ne oldu? Hepsinde olan ilk başta salâ. Nedir? Bu hak, hakikat uğruna dayanışma, direnişme. Cuma da onun bir haftalık içtiması.
Dolayısıyla sala bu davanın bir eri olmak. Mesela şu anda biz meydan faaliyetleri yapıyoruz.
Bunu yabana atmayalım. Nebi aleyhisselam ilk günden itibaren Kabe meydanda var oldu. Orada hak, hakikati haykırdı.
Onun içtimasını da daha bir özel alanlarda yaptı beş vakit veya iki vakit sonra beş vakit. Ama şu anda biz salâ veya salavat deyince ne anlıyoruz? Bakın Allah ve melekler Resulüne salâ ediyor. Siz de salâ edin.
Buradan beş vakit salâ anlaşılır mı? Hem de Allah ve melekler Resulüne salâ eder. Yani ona yardımcı olur. Davasından ona destek olur. Siz de salâ edin Nebi aleyhisselama. Başka bir ayet-i kerimede Allah müminlere salâ eder.
Hadis-i şeriflerdeki geçen ibareler de aslında bana salâ edinden anlaşılması gereken onun adı sanı geçtiği zaman onu savunmak, onu desteklemek, onun sünnetini, hayatını hayata hakim kılmak. Yoksa Allah, Allah ve melekler Resulüne salâ eder.
Siz de salâ edin dediği zaman Allah Teâlâ, biz de dönüp desek ki Ey Allah'ım Resulüne salâ et. Düşün bir komutan askere diyor ki şunu yap. Asker de dönüp diyor ki komutanım sen yap.
Bu değil. Saygısızlık olur en basit halinde. Şu andaki salavat anlayışı hakikaten külliyen sakat.
Allah ve Resulü, melekler Resulüne salâ eder. Siz de salâ edin. Nebi Aleyhisselam da bana salâ edinden anlaşılması gereken onun davasını, sünnetini, hayatını, dinini ikame etmek. Ayakta tutmak, düştüyse ayağa kaldırmak. Bu da sokaklara, meydanlara ve oradaki kalplere, gönüllere, dimalara ulaşmaktan sahip çıkmaktan geçer. Şu anda biz bunu kaybettiğimiz için önce sokakları, caddeleri kaybettik. Sonra medyaları. Şu anda da o meydanları eline geçiren sosyal medyayı da eline geçirdi. Ta bizim evimize, barkımıza, odalarımıza, gönüllerimize kadar maalesef yollar buldular. Biz de bunun için şu Cuma vakti salâ ve beş vakit salâ da aslında hizmet içi eğitimdir. Asıl hedef, meydanlarda, medyalarda kalplere, gönüllere hakkı anlatmak, hakkı haykırmak. Hakkı savunmak. Darbe gecesi sala ile halkın sokağa dökülmesi, adeta salanın küllerinden doğması.
Kamu alanı dediğimiz, kamu alanı aslında cuma, cami değil mi? C K okunmuş. O alan Allah'ın alanıdır, o alanlara sahip çıkmak her müminin hakkıdır ve vazifesidir.
Yok burası işte şöyle bir memleket, burası şunun memleketi, hadi oradan. Bu ülkeler Allah'ın ve bu meydanlar, sokaklar, caddeler de Allah'ın, kullar da Allah'ın. Kamu alanı da Allah'ın
Aslında sokakları, caddeleri, kamu alanını terk etmesi gereken işgalcilerdir, hırsızlardır. Ev sahibine baskın hırsızlık olunca, yavuz hırsız, o zaman evinizde de rahat edemezsiniz.
Onun içinnişte salâ kavramı, daha ilk ayetlerde Resul Aleyhisselam'ın bir kul olarak yegâne vazifesi salâ idi. Biz de bunu sırtlanmamız lazım. İşte medyalarda, mescidlerde, meydanlarda, hasseten medya ve meydanda bu işi yürütmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla Nebi Aleyhisselam da bu işi öyle yaptı.
Ya onu yapmak veya yapanlara destek çıkmak, arka çıkmak bu da salâdır. Destek olmak, arka çıkmak. İşte en azından haftada bir, cumadan sonra, Eminönü meydanda, devam ediyoruz, iman önü, iman çalışması diyoruz. Yerli yabancı herkese açık, dolayısıyla yolunuzu düşünün diyoruz.
Ve işte bakın, "muhakkak salâ, tenha, nihayetlendirir, yasaklar fahşiyatı", hangi salâ o, oradan da anlıyoruz değil mi? İşte bu merkez öncü salâ, ekîm-ü salâya dönüşen, beş vakit salâya, cuma salâsına ve ötekilere dönüşen, onun özü, hakikat için dayanışma, direnişme ve bunu içerde, enfüsümüzde, kalplere, sonra afakımızda, ufuklara, meydanlara, Kur'an'dan alıp ilhamı, indir hayata İslam'ı felsefesince bunu yansıtmak.
Dolayısıyla bunu, işte bu merkez olarak yapmaya çalışıyoruz. Rabbiyat araştırma merkezi. Rabbii okul. Siz de bunun farkında olanlarsınız. İnşâAllah yardımlarınızı bekliyoruz ki, o öz amele, ibadete dönüşşün. Asıl ibadet budur bakın. Bu öz ibadete ulaşamak, bu çok değerlidir ki, hani değerli meyve taşlanır hesabından, yasaklanan da budur. Hem ilk dönem, hem şimdi. Yoksa öbür türlüsü yasaklanmamıştır, hatta yasaklanmıyor, daha ne istiyorsunuz demişlerdir. Camileriniz açık. Çünkü asıl yasaklanan budur.
Nebi Aleyhisselam zamanında da öyle olmuştur. Hatta Nebi Aleyhisselam ilk iki vakit başladığı zaman, yeni böyle bir şey çıkarttı diye, biraz teaccübe alarak, biraz da önemsemeyerek geçiştiriyorlardı. Ama meydandaki salasına ise itiraz ediyorlardı. Gerekirse şiddet uyguluyorlardı. Bu bile bize bir işarettir.