Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) son dönemdeki askeri faaliyetleri ve uluslararası savunma iş birlikleri hakkında yazılı bir açıklama yaptı. Öztürkler, GKRY ile Fransa arasında imzalanan Kuvvetlerin Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) bölgedeki askeri varlığı artırma amacı taşıdığını ve Türk tarafınca hukuken geçersiz kabul edildiğini belirtti. Gelişmeler karşısında Türkiye’nin garantörlük rolünün önemine dikkat çeken Öztürkler, ayrıca Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) hakkındaki son kararının hukuki temelden yoksun olduğunu ifade etti.
‘GÜÇ DENGELERİ TEK TARAFLI DÖNÜŞTÜRÜLMEK İSTENİYOR’
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, savunma gerekçesiyle yürütüldüğü iddia edilen askeri faaliyetlerin, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki mevcut dengeler üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti. GKRY ile Fransa arasında imzalanan SOFA anlaşmasının adadaki mevcut yapıyı değiştirmeye yönelik adımlar olduğunu ifade eden Öztürkler, Türk tarafının bu anlaşmayı geçerli kabul etmediğini ve hukuki bir bağlayıcılığı bulunmadığını aktardı. Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC’nin hak ve menfaatlerini hedef alan girişimlerin sonuç vermeyeceğini kaydeden Öztürkler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarların korunmasına yönelik açıklamalarını hatırlattı.
‘TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ BÖLGESEL İSTİKRAR İÇİN ELZEM’
Yaşanan son gelişmelerin Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı açısından önemini bir kez daha kanıtladığını belirten Öztürkler, bu garantörlüğün yalnızca Kıbrıs Türk halkının güvenliği için değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın korunması bakımından da vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurguladı.
‘TMK KARARI HUKUKİ TEMELDEN YOKSUN’
Açıklamasında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) ile ilgili son değerlendirmelerine de değinen Öztürkler, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi'nin TMK'nın etkinliğini değerlendirme yetkisine sahip olmadığını ifade etti. Bu konudaki yetkinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) ait olduğunu hatırlatan Meclis Başkanı, AİHM’in bugüne kadar verdiği kararlarla TMK'yı etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul ettiğini belirtti. Komisyonun etkinliğini tartışmaya açma girişimlerinin hukuki dayanağı olmadığını söyleyen Öztürkler, Kıbrıs Türk tarafının uluslararası hukuk çerçevesinde çalışan bu komisyona desteğini sürdüreceğini ve mülkiyet mekanizmasının siyasi değerlendirmelerin gölgesinde bırakılmaması gerektiğini sözlerine ekledi.