Sınır Tanımayan Gazeteciler, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü kapsamında yayımladığı raporda, dünya genelinde gazetecilerin karşı karşıya kaldığı zorunlu göç olgusuna dikkat çekti.
Kuruluşun verilerine göre, son beş yılda siyasi krizlerin derinleşmesi, silahlı çatışmaların yaygınlaşması ve gazetecilere yönelik güvenlik tehditlerinin artması nedeniyle 60’tan fazla ülkeden toplam 1468 gazeteci ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.
RSF, sürgüne giden gazetecilerin büyük bölümünün mesleklerini sürdürmeye çalıştığını ancak bu kez de sığındıkları ülkelerde farklı baskılar ve bürokratik engellerle mücadele etmek zorunda kaldığını vurguladı.
“SON DERECE ÜZÜCÜ BİR BİLANÇO”
RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nin sorumlusu ve veri gazetecisi Vianney Loriquet, son beş yılda yaşanan tabloyu değerlendirdi.
Loriquet, son beş yılda 60’tan fazla ülkeden 1468 gazetecinin tehdit, hapis veya ölüm riski nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kaldığını ve bu kişilerin RSF tarafından desteklendiğini belirterek, ortaya çıkan durumu şu sözlerle değerlendirdi:
"Bu rakam yalnızca çok daha büyük bir olgunun görünen kısmını oluşturuyor. Gazeteciler ülkelerinden kaçtıktan sonra da şantaj, sınır dışı edilme tehdidi ve idari baskılarla karşı karşıya kalıyor. Devletlerin, dezenformasyon ve propagandaya karşı son savunma hatlarından biri olan sürgündeki gazetecilere etkili koruma sağlaması gerekiyor"
Loriquet ayrıca bu tabloyu, Dünya Mülteciler Günü arifesinde ortaya çıkan "son derece üzücü bir bilanço" olarak nitelendirdi.
SÜRGÜN SONRASI RİSKLER DEVAM EDİYOR
RSF Yardım Bürosu Başkanı Victoria Lavenue de sürgünün gazeteciler açısından güvenlik sorunlarını tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.
Lavenue, sürgündeki gazetecilerin karşılaştığı güçlükleri şu ifadelerle anlattı:
"İdari ve dil engellerine çoğu zaman ekonomik güvencesizlik, yalnızlık ve sınır ötesi baskılar da ekleniyor. Buna rağmen birçok gazeteci, kişisel güvenliklerini riske atarak kamu yararına haber üretmeyi sürdürüyor"
Gazetecilerin korunmasının yalnızca insani bir mesele olmadığını vurgulayan Lavenue, bunun aynı zamanda bilgiye erişim hakkı ile demokratik tartışma ortamının korunması açısından da kritik önem taşıdığını ifade etti.
RSF’DEN DEVLETLERE ÇAĞRI
Raporda, sürgüne gitmek zorunda kalan gazetecilerin korunması için devletlere bir dizi öneri sunuldu.
RSF, sürgündeki gazeteciler için;
- Geri göndermeme güvencesi sağlanması,
- Acil vize mekanizmalarının oluşturulması,
- Kalıcı oturma izinlerinin kolaylaştırılması,
- Yeniden yerleştirme programlarına erişimin artırılması,
- Mesleğe dönüş ve çalışma imkanlarının desteklenmesi
çağrısında bulundu.
EN FAZLA GAZETECİ AFGANİSTAN’DAN AYRILDI
RSF Assistance Bürosu verilerine göre, 2021-2025 döneminde sürgüne gitmek zorunda kalan gazeteciler arasında Afganistan ilk sırada yer aldı.
Son beş yılda:
- 677 Afgan gazeteci,
- 160 Rus gazeteci,
- 101 Myanmarlı gazeteci
ülkelerini terk etmek zorunda kaldı.
Rapora göre yalnızca Afganistan’dan ayrılan gazeteciler, RSF’nin yardım programı kapsamında kayıt altına aldığı tüm vakaların yaklaşık yarısını oluşturdu.
AFGANİSTAN GAZETECİ SÜRGÜNÜNÜN MERKEZİ HALİNE GELDİ
Raporda, Taliban’ın 15 Ağustos 2021’de Kabil’i ele geçirmesinin ardından Afganistan’ın gazeteci sürgününün merkez üssü haline geldiği belirtildi.
RSF verilerine göre 677 Afgan gazeteci kuruluşun desteğiyle ülkesinden ayrıldı. Bugün 28 farklı ülkeye dağılmış durumda olan Afgan gazetecilerin yaşadığı süreç, RSF tarafından bağımsız gazeteciliğin son yıllardaki en büyük kayıplarından biri olarak değerlendirildi.
SÜRGÜNE ZORLAYAN ÜLKE SAYISI İKİ KATINA ÇIKTI
Raporda, gazetecilerin sürgüne zorlandığı ülke sayısındaki artışa da dikkat çekildi.
2021 yılında gazetecilerin ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı ülke sayısı 19 olarak kaydedilirken, bu sayı 2025 yılında 40’a yükseldi.
Aynı dönemde en az 65 ülkede gazetecilerin sürgüne zorlandığı, Türkiye dahil 20 ülkede ise sürgüne gitmek zorunda kalan gazeteci sayısının 10’un üzerine çıktığı belirtildi.
RSF desteğinden yararlanan sürgündeki gazeteci sayısı ise 2021’de 235 iken, 2025’te 243 olarak kayıtlara geçti.
ÇATIŞMALAR VE ORGANİZE SUÇ BASKISI SÜRGÜNÜ DERİNLEŞTİRİYOR
RSF’ye göre gazetecilerin ülkelerini terk etmek zorunda kalmasının başlıca nedenleri arasında savaşlar, siyasi krizler ve organize suç örgütlerinin baskıları bulunuyor.
Raporda, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda yeniden yoğunlaşan çatışmalar nedeniyle 2025 yılında 21 gazetecinin RSF desteğiyle ülkesinden ayrıldığı belirtildi. Bu gazetecilerin önemli bölümünün Burundi ve Uganda’ya sığındığı kaydedildi.
Sahel bölgesinde ise sürgün hareketlerinin Mali, Çad, Nijerya, Gine ve Burkina Faso’dan başlayarak Senegal’e kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayıldığı ifade edildi.
LATİN AMERİKA’DA ÇİFTE BASKI
Raporun Latin Amerika bölümünde gazetecilerin hem siyasi baskılar hem de organize suç örgütleri tarafından hedef alındığı vurgulandı.
Özellikle El Salvador ve Venezuela’da otoriterleşme eğilimlerinin güçlendiğine dikkat çekilen raporda, 2026 yılının başından bu yana Meksika, Kolombiya ve Guatemala’da altı gazetecinin öldürüldüğü belirtildi.
TÜRKİYE VE MISIR HEM SIĞINAK HEM TARTIŞMA KONUSU
RSF raporunda bazı ülkelerin çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere sığınma imkanı sunduğu, ancak aynı zamanda kendi basın özgürlüğü sorunlarıyla da karşı karşıya bulunduğu ifade edildi.
Rapora göre Mısır, 2021’den bu yana çoğu Sudanlı ve Filistinli olmak üzere en az 31 gazeteciye geçici sığınma imkanı sağladı. Kuruluş, Sudan’daki iç savaştan kaçarak Mısır’a yerleşen gazetecilerin sayısının 300’ü aştığını tahmin ediyor.
Türkiye’nin de bölgesel ölçekte önemli bir sığınma merkezi haline geldiği belirtilen raporda, 2021 yılından bu yana Afganistan, Filistin ve Suriye başta olmak üzere çeşitli ülkelerden en az 46 sürgün gazetecinin Türkiye’ye yerleştiği kaydedildi.
Buna karşılık RSF Assistance verilerine göre aynı dönemde en az 10 gazeteci de Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı.
ALMANYA BEŞ YILDA 479 GAZETECİYE DESTEK SAĞLADI
RSF’nin Almanya temsilciliğinin verilerine göre, 2021-2025 yılları arasında zorunlu göç süreçlerinde toplam 479 gazeteciye destek verildi.
Bu kişilerin 209’unun Rusya’dan, 192’sinin ise Afganistan’dan geldiği belirtildi.
RSF, rapora eşlik eden haritalarda bazı gazetecilerin yer almamasının nedeninin kesin ayrılış tarihlerine ilişkin veri eksikliği olduğunu açıkladı. Kuruluş, göç hareketlerini kaynak ülkelerdeki gelişmelerle ilişkilendirebilmek amacıyla analizlerinde yerleşilen ülkeye varış tarihini değil, sürgün yılını esas aldığını bildirdi.