Başbağlar'da 33 şehidin acısı 33 yıldır dinmedi
Türkiye'de 90'lı yılların puslu atmosferinde Sünni-Alevi kavgasının fitilini ateşlemek üzere tezgahlanan provokasyonlar serisinin Sivas'tan sonraki halkası olarak belirlenen Erzincan'daki Başbağlar katliamının acısı 33 yıldır dinmedi. Terör örgütü PKK'nın 'Madımak' hadisesine misilleme olarak 5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan'ın Başbağlar köyünde 33 sivili şehit ettiği katliamın üzerinden 33 yıl geçti. Türkiye'nin hafızasına kazınan kanlı saldırı köyü adeta haritadan silerken, aradan geçen uzun yıllara rağmen kritik birçok soru cevap bulamadı. Eski Başbağlar Köyü Derneği Başkanı Mehmet Ali Dikkaya, hemşerilerini kaybettiği karanlık günü Sabah gazetesine anlattı. İLK HEDEF CAMİ Olayın 5 Temmuz 1993'te akşam ezanı okunurken 100-150 civarında teröristin köye inmesiyle başladığını aktaran Dikkaya, PKK'lıların camide namaz kılanları köy meydanına topladığını hatırlattı. Dikkaya, 'Evlerde olmayanları tek tek aldılar. Yaklaşık yarım saat propaganda yaptıktan sonra 28 kişiyi kurşuna dizdiler, 5 kişiyi evlerinde yakarak öldürdüler. Yanan 5 kişinin cenazesini bulamadık, enkaza karıştı. Toplam 33 şehit verdik. Cami, ilkokul, öğretmen lojmanı, imam evi, köy odaları ve 191 hane tamamen yakıldı.' ifadelerini kullandı. İSİM İSİM TOPLADILAR Saldırının planlı şekilde gerçekleştirildiğini vurgulayan Dikkaya, 'Türkiye'yi karanlık bir koridora sokmak istediler. Teröristler köyün giriş ve çıkışlarını tuttu, telefon hatlarını kesti. Bir grup camiyi bastı, bir grup evlerden isim isim erkekleri topladı, diğer grup kadın ve çocukları dereye götürdü.' diye konuştu. ÜST AKIL KARDEŞLİĞE DARBE VURMAK İSTEDİ Olay sırasındaki yağmaya dikkat çeken Dikkaya, 'Bu sırada evler yağmalandı, kadınların ziynet eşyaları alındı. Kanaatimizce bunun arkasında organize bir üst akıl vardı. Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyen kökü dışarıda örgütler devredeydi.' değerlendirmesinde bulundu. Katliamın sıradan terör saldırısı olmadığını belirten Dikkaya, 'Bu olay kardeşliğimize vurulmak istenen bir darbeydi. Acısı ilk günkü gibi taze. Birçok ihmaller zinciri yaşandı.' dedi. AYDINLATILMAYI BEKLEYEN KARANLIK NOKTALAR Katliamın üzerinden geçen 33 yıla rağmen katliam saldırısının birçok yönü hala aydınlatılamadı. Soruşturma ve yargılama sürecindeki eksiklikler, adaletin tam anlamıyla sağlanamadığı eleştirilerini beraberinde getirdi. Başbağlar dosyasında hala cevap bekleyen başlıca sorulardan bazıları şu şekilde sıralandı: Katliamda hayatını kaybedenlerin büyük bölümüne otopsi yapılmadı. Yaklaşık 210 haneden 191'i yakıldı ancak olay yerinde bulunan 585 boş kovan için balistik inceleme gerçekleştirilmedi. Nazife Baltacı, 13 yaşındaki oğlu İbrahim Baltacı, Nurettin Aydın, Şakir Aydınlı ve Süleyman Orhan'ın naaşlarına ulaşılamadı. İTİRAFA RAĞMEN SALIVERİLDİLER Katliam sonrası gözaltına alınan 14 sanık ilk ifadelerinde suçlarını itiraf etmelerine rağmen, teşhis işlemlerinin usulsüz olduğu gerekçesiyle serbest bırakıldı. Soruşturma kapsamında toplam 16 şüpheli yargılandı ancak Başbağlar Katliamı nedeniyle tek bir sanık bile ceza almadı. İtirafçı iki kişi yalnızca PKK'ya yardım ve yataklık suçundan hüküm giydi.
Takvim