Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "gizliliğin ihlali" suçlamalarıyla 75 gündür tutuklu bulunan BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi.
DURUŞMA YOĞUN KATILIM NEDENİYLE BÜYÜK SALONA ALINDI
Ankara Sıhhıye Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Emek Partisi milletvekilleri, gazeteci Alican Uludağ, BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Arı’nın ailesi ve 6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden vatandaşlar katılım sağladı. İzleyici yoğunluğu sebebiyle daha geniş bir salona nakledilen duruşmada, salona giriş yapan Arı izleyiciler tarafından alkışlarla karşılandı.
KANUN MADDESİNİN İPTALİ VE SEGBİS TALEPLERİ REDDEDİLDİ
Duruşmada söz alan Arı’nın müdafi avukatı, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun gazetecilere yönelik bir araç haline geldiğini ileri sürerek, ilgili hükmün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etti. İddianamedeki suçlamaların mahkemece özetlenmesini isteyen avukatın bu talebi üzerine mahkeme başkanı, dava konusu haberleri ve sosyal medya paylaşımlarını sırayla özetledi. İptal talebinin reddini isteyen Cumhuriyet Savcısının mütalaasının ardından, savunmasının SEGBİS ile kayda alınmasını isteyen Arı'nın bu talebi, savunmanın tutanağa aynen yazdırılacağı gerekçesiyle mahkeme heyetince reddedildi.
ARI SAVUNMASINDA HUKUKSAL SÜREÇLERİ VE UYGULAMALARI ELEŞTİRDİ
Savunmasında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartına sahip olduğunu belirten İsmail Arı, 58 satırlık bir iddianame nedeniyle 75 gündür cezaevinde tutulduğunu ve gazetecilik hakkının engellendiğini ifade etti. Gözaltı sürecine değinen Arı, bayram ziyareti esnasında Tokat'ta bulunduğunu, kolluk kuvvetlerinin eşinin üç yakınının evine baskın yaptığını ve hakim kararı olmaksızın cep telefonuna el konulduğunu belirterek bu dört polis memuru hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Emniyette çıplak arama uygulamasına maruz bırakılmak istendiğini öne süren Arı, güvenlik şube personeli hakkında da adli işlem yapılmasını istedi. Davaya konu olan Yunus Emre Vakfı yolsuzluk haberini kendisinin ortaya çıkardığını dile getiren Arı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben halk için gazetecilik yaptım. Zalimlerin üstüne üstüne gittim. Ailemi, eşimi ölümle tehdit ettiler. Yılmadım. Ben tertemiz bir gazetecilik yaptım. Ben gazeteciliği partiye, mevkiye bakmadan yaptım. Bu memlekette çok sayıda gazeteci tutuklanmış ki, ‘gazetecilik suç değildir’ diye bir slogan ortaya çıkmış. Tahliyemi talep ediyorum."
Duruşmada söz alan Arı'nın bir diğer müdafi avukatı, Kızılay’ın depremzedelere çadır sattığı gerçeğinin de müvekkili tarafından kamuoyuna duyurulduğunu hatırlattı.
SAVCININ TUTUKLULUK TALEBİNE KARŞIN MAHKEMEDEN TAHLİYE KARARI ÇIKTI
Esas hakkındaki mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması ve suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gerekçe göstererek Arı’nın tutukluluk halinin devamını talep etti. Mütalaaya itiraz eden sanık avukatı, müvekkilinin 75 gündür tutuklu bulunduğunu belirterek bu süre zarfında delillerin neden toplanmadığını sordu. Mahkeme başkanı, tutuklulukta geçen süreyi ve sanığın delilleri karartma olanağının bulunmadığını göz önünde bulundurarak İsmail Arı’nın tahliyesine karar verdi. Bir sonraki duruşmanın 9 Ekim tarihinde yapılacağı bildirildi.