ABD'de erkeklerin işgücüne katılım oranı kademeli olarak gerilerken, iki farklı araştırma erkeklerin çalışmayı neden bıraktığına ilişkin farklı bir bakış açısı sunuyor.
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, Mayıs 2006'da yüzde 76 olan erkeklerin işgücüne katılım oranı Mayıs 2026'da yüzde 69,5'e geriledi. Uzun vadeli verilere bakıldığında ise erkeklerin işgücüne katılım oranı 1950'de yüzde 86,4 ile zirve seviyedeyken bu oran 1970'te yüzde 79,7'ye, 1990'da ise yüzde 76,4'e geriledi. Buna karşılık kadınların işgücüne katılımı 1990'lı yıllara kadar düzenli olarak yükselirken 2000 yılında zirve yaptı ve son 26 yılda oldukça sınırlı bir düşüş gösterdi.
Popüler iki teori çok tartışılıyor
Erkeklerin çalışma hayatından çekilmesi ile ilgili ise çok sayıda teori ortaya atılıyor. Konut balonu ve ekonomik kriz sonrası inşaat sektöründeki ani iş kayıpları, 2000'li yıllarda piyasaya sürülen video oyunları bu teorilerden en popüler olanları.
Geçtiğimiz yıl Fed de, erkeklerin eğitim veya bakım sorumlulukları nedeniyle işgücünden uzaklaştırıldığını, beceri uyumsuzluğu veya engellilik nedeniyle iş gücünden çıkarıldıklarını belirtmişti.
Çalışma dinamikleri çocuklukta şekilleniyor
Connecticut Üniversitesi ekonomistlerinden Remy Levin ve Daniela Vidart'ın yeni araştırması da bu tartışmaya katkıda bulunarak, erkeklerin çalışma dinamkilerinin çocukluk dönemi başta olmak üzere yaşamları boyunca gözlemledikleri iş piyasası koşullarından etkilendiğini savunuyor.
Ekonomistlere göre, genç erkekler çevrelerindeki düşük ücretler ve yüksek işsizlik oranlarını görerek büyüdüklerinde gelecek konusunda daha karamsar oluyor ve bu da işgücüne katılma olasılıklarını azaltıyor.
İşgücüne katılımı "Deneyim etkisi" belirliyor
Levin ve Vidart, "deneyim etkisinin" işgücü talebindeki kısa vadeli düşüşleri, uzun vadeli düşüşe dönüştürebileceğini belirtirken, erkeklerin işgücüne katılımını belirleyen temel unsurun yetişkinlikte karşılaştıkları koşullardan çok içinde büyüdükleri işgücü piyasası ortamı olduğunu belirtiyor.
Erkeklerin ücretler ve istihdam olanaklarına yönelik beklentileri, ulusal işsizlik veya enflasyon gibi makroekonomik göstergelerden ziyade, hayatları boyunca gözlemledikleri deneyimlerden etkilenirken, bu durum erkekler farklı bir eyalete taşınsa bile devam ediyor. Üstelik araştırmaya göre ırkçılığa maruz kalan erkekler arasında bu etkiler daha güçlü hissediliyor.
Tüm bu verilerin ışığında ekonomistler, erkeklerin işgücüne katılımında ekonomik koşulların dışında işin değerine ilişkin güven duygusuna ve uzun vadeli beklentileri güçlendirmeye de odaklanılması gerektiğini belirtiyor.
Eğitim seviyesi de çalışmayı etkiliyor
Farklı bir araştırma ise pandemi sonrası insanların daha az çalışma eğilimine giridklerini gösteriyor. Ancak burada da cinsiyet farkı dikkat çekiyor.
En az lisans derecesine sahip genç erkekler, 2019-2022 arasında yılda ortalama 14 saat daha az çalıştı. Aynı dönemde benzer niteliklere sahip kadınlarda ise bu oran üç saat kadar hesaplandı.
Boston Fed'in 2022'de yaptığı bir başka araştırmaya göre de üniversite eğitimi almamış 25-54 yaş arasındaki erkekler, aynı yaş aralığında daha eğitimli erkeklere kıyasla işgücünden daha yüksek oranlarda ayrılıyorlar.
1980'den bu yana üniversite diploması olmayan erkeklerin haftalık kazançları yüzde 17 oranında azalırken, üniversite mezunu erkeklerin kazançları yüzde 20 oranında arttı. Boston Fed araştırması, son kırk yılda üniversite eğitimi almamış erkeklerin kazançlarındaki düşüşün de çalışma hayatından ayrılma olasılığını artırdığını ortaya koyuyor.