Hafta sonu yeniden alevlenen ABD-İran çatışmaları pazar akşamından pazartesi sabahına kadar sürdü. Gerilim, Hürmüz Boğazı’nda operasyon girişiminde bulunan Amerikan Donanması’na ait gemiler ile sinyal cihazını kapatan ve “yasak rotayı” kullanan iki tankerin engellenmesiyle tetiklendi. Ardından son haftaların senaryosu tekrar etti: ABD saldırıya geçti, İran ise Ürdün’den Umman’a uzanan misilleme operasyonları düzenledi.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), pazar akşamı başlayan saldırıların ilk dalgasında İran’da düzinelerce noktayı vurduğunu iddia etti. Açıklamaya göre hedefler arasında kıyı radar tesisleri, füze ve İHA unsurları ile silahlı sürat tekneleri bulunuyordu. İran medyası bazı adalar, sahil şeridi ve Buşehr’deki nükleer tesis çevresinin yeniden hedef alındığını bildirdi.
ÜSLERE MİSİLLEME DALGALARI
Birkaç saat sonra İran’ın ilk hedefi Kuveyt oldu. Devrim Muhafızları, ülkedeki ABD’ye ait kara-kara HIMARS füze rampalarının imha edildiğini duyurdu. Ardından operasyon alanı genişletildi. Hedefler şunlardı:
n Ürdün Muvaffak Salti Üssü: Mühimmat depoları, yakıt tankları ve pistler.
n Bahreyn Şeyh İsa Hava Üssü: Savaş helikopteri bakım tesisleri, P-8 Poseidon gelişmiş elektronik savaş uçağı hangarları ve ABD İHA komuta kontrol merkezi.
n Kuveyt Ali el Salem ve Ahmed el Jaber üsleri: Yakıt tankları, Patriot savunma sistemleri ve gelişmiş FPS stratejik radarı.
İran misillemelerinin ardından CENTCOM, “Başkomutan’ın emriyle” ikinci bir saldırı dalgasının daha başlatıldığını açıkladı.
UMMAN YENİDEN HEDEFTE
Fakat gerilim günün ağarmasıyla sona ermedi. Devrim Muhafızları pazartesi sabahı yeniden saldırıya geçerek Bahreyn’de ABD Ordusu’na ait tesis ve altyapının yanı sıra Umman’daki FPS uzun menzilli hava radarı ile gemi tespit radarının imha edildiğini belirtti. 28 Şubat’ta başlayan savaşta hiç hedef alınmayan Umman’ın 48 saatte iki kez vurulması dikkat çekti. Maskat pazar günü önce medya aracılığıyla Tahran’ı kınamış, ardından resmî protesto mektubu göndermişti.
Umman, savaş başlamadan önce Tahran ile Washington arasındaki görüşmelere arabuluculuk yapmış ve ev sahipliği üstlenmişti. Hürmüz Boğazı’nda İran’ın talep ettiği “hizmet bedeli” modeline sıcak bakan ve bu konuda Washington’a öneri sunan Maskat’ın, son dönemde kendi kıyısını kullanan gemilere Hürmüz’den serbest geçiş imkânı tanıdığı öne sürülüyor. Nitekim Hürmüz’de hedef alınan ticari gemilerin tamamı Umman rotasını kullanmaya çalışırken vuruldu. Maskat’ın iddia edilen hamlesi Tahran’ın Hürmüz’de oluşturmak istediği mekanizmayı bozuyor. Zira İslamabad Mutabakatı, Hürmüz’ü 30 gün içinde “kendi koşullarında” açma yetkisini Tahran’a bırakıyor.
GÜNEY KORİDORU VE ‘KALKAN’ UYARILARI
İran devlet televizyonu İRİB’e konuşan askeri bir kaynak, Washington ile Körfez ülkelerinin İran’ın öngördüğü geçiş mekanizması yerine Hürmüz’ün güney (Umman) koridorunu devreye soktuğunu söyledi. Yetkili ayrıca “Devrim Muhafızları’nın operasyonların kapsamını Umman ve Katar’daki Amerikan üslerini de içerecek şekilde genişlettiğini” belirtti ve ekledi:
“ABD, Katar ve Umman’ı kendi kalkanı hâline getirdi ve bu iki ülkedeki üslerini İran’a yönelik saldırılar için kullanıyor.”
İran Dışişleri Bakanlığı da ABD saldırılarının son birkaç aydır yürütülen tüm diplomatik çabaları “boşa çıkardığını” söyledi. Bakanlığın açıklaması Körfez’e uyarılarla son buldu:
“Bazı komşu ülkeler baştan sona birer ABD üssüne dönüştürülmüştür. Arap mikro devletleri, topraklarının ABD Ordusu tarafından kullanılmasına derhal son vermelidir; aksi takdirde daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacaklar.”