Artı Gerçek- Mülakat mağduru atanamayan öğretmenler ile özel sektör öğretmenleri, yaşadıkları sorunlara dikkat çekmek ve haklarını talep etmek amacıyla Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası (Öğretmen Sendilası) Ankara Şubesi önünde başlattıkları açlık grevini sürdürüyor.
DEM PARTİ VE CHP'DEN ÖĞRETMELERE ZİYARET
8. gününde devam eden açlık grevi polis ablukası altında sürerken öğretmenleri Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun, İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Eğitim Komisyonu'ndan Sorumlu Eş Gelen Başkan Yardımcısı Sevtap Akdağ, DEM Parti Ankara İl Örgütü, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş ve Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, sendika ve sivil toplum örgütleri ile demokratik kitle örgütleri ziyaret etti.
BEŞTAŞ: BU MÜCADELE DUYUKMAK, GÖRÜLMEK ZORUNDA
Öğretmenlerin sorunlarını dinledikten sonra nöbet eylemi alanında açıklama yapan HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, "Öğretmenler, aslında 3 yıldır bunu kesintisiz bir şekilde Türkiye kamuoyuna ifade ediyorlar. Kesintisiz bir mücadele içinde tıpkı Türkiye toplumunda farklı alanlarda da direnişin mücadelenin devam ettiği gibi burada da bir mücadele var. Bir hak talebi, bir adalet talebi var ve bu mücadele duyulmak ve görülmek zorunda. Muhataplar yanı başımızda, Meclis'te. Yürüyerek 10 dakikada neredeyse ulaşabilecek bir mesafedeyiz. Ancak şu ana kadar halen Eğitim Komisyonu toplanıp öğretmenlerimizin taleplerini gündeme almış değil" dedi.
'ÖĞRETMENLER OLMASI GEREKEN HAKLARINI İSTİYOR'
Öğretmenlerin taleplerini sıralayan Beştaş, "Öğretmenler, mülakat mağdurlarının mağduriyetlerinin sonlandırılmasını ve atamaların yapılmasını talep ediyor. Özel sektörde çalışan öğretmenlerin taban maaş uygulamasının esas itibariyle getirilmesini İfade ediyorlar ve bunun için bir etkinlik, bir eylemlilik ve bir mücadele devam ediyor. Her iki talepte olması gereken haklarıdır zaten. Yıllarca üniversite okuyup öğretmenliğe hak kazanan gençlerimizin, genç arkadaşlarımızın asgari ücretin altında bir ücretle yaşamaya zorlanması kabul edilemez. Bu büyük bir zulümdür. Bununla birlikte öğretmenlere asgari ücretin altında da ödeme yapıldığını bildiğimiz birçok okul olduğunu da araştırmalarımızda ya da kendileriyle yaptığımız görüşmelerde görüyoruz. Özel okullar velilerden, ailelerden çok büyük meblağlarda para alıyorlar ve ücretli bir eğitim ve öğretim yürütüyorlar. Bunu icra ediyorlar. Ancak aldıkları paralar çok fahiş olmasına rağmen öğretmenlere reva görülen asgari ücret ya da altında bir rakam oluyor" ifadelerini kullandı.
'ANAYASAL SÖZLEŞMELERE AYKIRI BİR TABLO'
Yaşananların sosyal devlet ilkesi, hukuk, adalet ile alakasının olmadığını belirten Meral Danış Beştaş, devamla şunları söyledi:
"Bugün eğitim ve öğretim hakkının sonunda iş bulma, yaşamını güvenceye alma konusunda anayasal sözleşmelere aykırı bir tablo oluşturuyor. Diğer yandan mülakatların nasıl, neye göre yapıldığını, nasıl hileler döndüğünü, nepotizmin Türkiye'de hangi aşamada olduğunu birçok alandan biliyoruz. Bu mülakat kesinlikle eşit yaklaşımı, adil yaklaşımı ortadan kaldırıyor. Şu anda Türkiye'de herkesin buraya dair dayanışmasını büyütmesi gerekir. Çocuklarımıza, gençlerimize eğitim veren öğretmenlerimiz, kendileri açlıkla ve yoksullukla boğuşur durumdadır. Velilerin özellikle bu okullarda olsun veya olmasın bütün velilerin çocukları okulda olan herkesin öncelikle öğretmenlerin sesine ses vermesi gerekir.
BAKAN TEKİN'E SESLENDİ: HÂLÂ ÇIKIP BİR ÇİFT SÖZ ETMEDİN
Bir diğer çağrım da tabii ki Türkiye'deki demokratik kamuoyuna, demokratik kitle örgütlerine, toplumsal odakların mücadele güçlerinedir. Neticede burada bir direniş var. Haklı bir mücadele ve talepler var. Bunun arkasında durmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün Türkiye'nin geleceğini eğer aydınlatmaya ve demokratikleşmeye çalışıyorsak, bu anlamda mücadele veriyorsak, öğretmenlere reva görülen bu uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir. Bir başka çağrıyı da Eğitim Bakanı'na yapıyorum: Sayın Yusuf Tekin bu eylemleri görmemiş, izlememiş ve duymamış olamaz. Yanı başınızda eğitimciler, çocuklarımıza eğitim veren öğretmenlerimiz 8 gündür açlık grevindeler. Sen Eğitim Bakanı'sın. Bu konunun temel muhataplarından bir tanesisin ve çıkıp hala bu konuda bir çift söz etmedin. Bu konuda komisyonun toplanması ve taleplerin karşılanması için bir toplantıya öğretmenleri davet bile etmediniz.
'MÜCADELEYİ BERABER YÜRÜTECEĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ'
Tabi ki öğretmenler kendi taleplerini ifade ediyorlar ve bunun için çok önemli bir mücadele yürütüyorlar. Ancak ben de şu çağrımı tekrar yapmak istiyorum; Bir an önce Milli Eğitim Komisyonu toplanmalıdır. Öğretmenlerle birlikte bu meselenin çözümü konusunda bir müzakere diyalog başlatılmalı ve adım atılmalıdır. Bu daha fazla geciktirilemez, geciktirilmemelidir. Dün gece saatlerinde öğretmenlerimize yapılan sert müdahaleyi kınıyorum. Öğretmenlerin polis şiddetiyle, müdahalesiyle, yaralanmasıyla gündeme gelmesini de katiyen kabul edilemez buluyoruz. Her şeyden önce kendi öğrencilerine karşı kendi sorumlulukları ve bize öğretenler olarak, öğretmenler olarak bunu asla hiç kimse hak etmez ama öğretmenler birkaç kat daha bu meselede korunmalıdır. Saygınlığı asla tartışılamaz. Dolayısıyla Türkiye'deki basın yayın organlarına da çağrım şudur: Lütfen öğretmenlerin haklı mücadelelerini ve taleplerini tartışalım, konuşalım. Bu konudaki dayanışmayı büyütelim. Biz Halkların Demokratik Kongresi ve partimiz DEM Parti olarak, özel sektör öğretmenlerinin, sendikalarının taleplerinin karşılanması konusunda yanlarındayız. Bir adım arkalarında değil, bu mücadeleyi beraber yürüteceğimizi buradan ilan ediyoruz." (MEZOPOTAMYA AJANSI)