Ana içeriğe geç

Körfez'de ABD dönemi bitiyor... İngilizler yazdı: Yeni adres Türkiye

İngiliz basını, Körfez ülkelerinin ABD'nin güvenlik garantilerine duyduğu güvenin zayıflaması üzerine İran'la yeni bir bölgesel denge arayışına girdiğini yazdı. The Telegraph'a göre Washington'a bağımlılığı azaltmak isteyen bölge ülkeleri, savunma ve güvenlikte yeni adres olarak Türkiye'ye yöneliyor.

Körfez'de ABD dönemi bitiyor... İngilizler yazdı: Yeni adres Türkiye
Akşam
16

İngiliz gazetesi The Telegraph, Körfez ülkelerinin İran'la savaş sonrası döneme hazırlanırken ABD'den daha bağımsız bir bölgesel güvenlik düzeni kurmaya çalıştığını yazdı. Haberde, özellikle Donald Trump döneminde yaşanan gelişmelerin Washington'ın güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırdığı belirtildi.

BÖLGE YENİ DENGE ARAYIŞINDA

Gazeteye göre son dönemde İran, Umman, Katar ve Suudi Arabistan arasında yoğun diplomasi trafiği yürütüldü. Bu görüşmelerde savaş sonrası oluşacak yeni jeopolitik denge, İran'la birlikte yaşamanın kuralları ve bölgesel güvenlik başlıkları ele alındı.

The Telegraph, söz konusu temasların henüz başlangıç aşamasında olduğunu ve önümüzdeki dönemde daha fazla görüşmenin yapılmasının beklendiğini aktardı.

Görüşmelerin en kritik başlıklarından biri ise dünya enerji ticaretinin can damarı olarak görülen Hürmüz Boğazı oldu. Habere göre taraflar, boğazdaki gemi trafiğinin yönetimi, İran'a sağlanabilecek ekonomik teşvikler ve buna karşılık Tahran'dan alınabilecek güvenlik tavizlerini masaya yatırdı.

Bu temasların, ABD ile İran arasında ağustos sonuna kadar uzun vadeli bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen müzakerelerle aynı döneme denk geldiği ancak Washington'dan ayrı bir diplomatik kulvarda ilerlediği belirtildi.

The Telegraph'a konuşan Orta Doğu Enstitüsü'nden bir uzman, ABD'nin bölgedeki güvenilirliğinin uzun yıllardır ciddi biçimde gerilediğini söyledi. Gazeteye göre Körfez ülkeleri artık "ABD ne yapacak?" sorusundan çok, "İran'la nasıl bir denge kurulabilir?" sorusuna odaklanıyor.

Buna karşın Körfez ülkeleri kamuoyuna verdikleri mesajlarda Washington'la uyumlu bir görüntü sergilemeyi sürdürüyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun da katıldığı son bölgesel toplantının ardından yayımlanan ortak bildiride, Hürmüz Boğazı'nda "serbest, koşulsuz ve sınırsız seyrüsefer" vurgusu yapıldı. Bildiride, boğaz üzerinde herhangi bir ülkenin ücret, vergi veya kontrol uygulamasına karşı çıkıldığı ifade edildi.

Ancak The Telegraph'a göre Körfez ülkeleri, İran'ın Hürmüz üzerindeki etkisinden kolay vazgeçmeyeceğinin de farkında. Haberde, Tahran'da Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için çeşitli "hizmet ücretleri" uygulanması fikrinin tartışıldığı aktarıldı. Bu ücretlerin mayın temizleme, çevresel zararların azaltılması, liman giderleri veya sigorta masrafları için kullanılabileceği öne sürüldü.

Gazete, mekanizmanın nasıl işleyeceğinin ve gelirlerin kim tarafından toplanacağının henüz belirsiz olduğunu yazdı. Buna karşın İran'ın yeni kurulan Körfez Boğazı Otoritesi üzerinden gemilerin İran sigortasına sahip olmasına yönelik bir düzenleme hazırladığı belirtildi.

Uzmanlara göre Tahran, Hürmüz Boğazı'nın nükleer programdan bile daha etkili bir baskı aracı olduğunu fark etmiş durumda. The Telegraph, İran'ın bu avantajını gelecekteki herhangi bir anlaşmada korumaya çalışacağını belirtti.

Uluslararası Kriz Grubu'ndan Yasmine Farouk da Körfez ülkelerinin uzun süredir eski düzenin değişebileceği bir döneme hazırlandığını söyledi. Farouk'a göre bölge ülkeleri artık güvenlik ve diplomasi konusunda inisiyatifi daha fazla kendi ellerine almak istiyor.

Haberde, Suudi Arabistan'ın bölgesel güvenlik görüşmelerinde öncü rol üstlenmesinin beklendiği, Körfez ülkelerinin ise Hürmüz'ün geleceği konusunda İran'la doğrudan ikili temaslar yürüttüğü ifade edildi. Petrol ihracatı açısından Hürmüz Boğazı'na bağımlı olan Irak'ın da bu süreçte ayrı bir oluşum içinde yer alabileceği kaydedildi.

The Telegraph'a göre Körfez ülkelerinin İran üzerindeki en önemli kozu ekonomik güçleri. Yaptırımlar ve savaş nedeniyle zor durumda bulunan İran ekonomisine yatırım yapabilecek bölgesel aktörler arasında Körfez ülkeleri öne çıkıyor. Buna karşılık Körfez başkentleri, Tahran'dan füze kapasitesinin sınırlandırılması ve bölgedeki vekil gruplara verilen askeri desteğin azaltılması gibi tavizler bekliyor.

Gazete, eş zamanlı yürütülen bu görüşmelerin Orta Doğu'da onlarca yıldır süren Amerikan güvenlik tekelinin sorgulanmaya başladığını gösterdiğini yazdı. Farouk, ABD'nin bölgedeki savunma mimarisinin temel unsuru olmaya devam edeceğini ancak Körfez ülkelerinin artık alternatif seçenekler aradığını belirtti.

The Telegraph, bu çeşitlenme arayışında Türkiye'nin öne çıktığını vurguladı. Haberde, Kuveyt'in mayıs ayında Türkiye ile insansız hava araçları ve hava savunma sistemlerini kapsayan yeni bir savunma tedarik çerçevesi oluşturduğu hatırlatıldı.

Gazete ayrıca Suudi Arabistan'ın Türkiye, Mısır ve Pakistan ile yeni bir "dörtlü güvenlik mekanizması" kapsamında görüşmeler yürüttüğünü aktardı. Buna göre Körfez ülkeleri, ABD'nin sağlayamadığı veya yeterince hızlı karşılayamadığı askeri kapasite için yeni ortaklara yöneliyor. Türkiye de bu süreçte öne çıkan ülkelerin başında geliyor.

The Telegraph'a göre Körfez ülkelerinde ABD'ye duyulan güvenin zayıflaması, Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesiyle hız kazandı. Gazete, Trump'ın İran'a yönelik askeri kararları ve NATO'ya ilişkin çıkışlarının da Washington'ın güvenlik taahhütleri konusunda soru işaretlerini artırdığını belirtti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler