Bosna-Hersek'in geleceğinde önemli etkiye sahip olabilecek uluslararası yüksek temsilcilik görevine yapılacak atama konusunda ABD ile Avrupa arasında ciddi bir anlaşmazlık yaşanıyor.
Dünyanın çeşitli ülkelerinden diplomatlar, Bosna-Hersek'teki uluslararası toplumun yeni yüksek temsilcisini belirlemek amacıyla bgün Saraybosna'da ikinci kez bir araya geliyor. Haziran ayı başındaki ilk toplantı, taraflar arasındaki sert görüş ayrılıkları nedeniyle sonuçsuz kalmıştı.
Toplantıya ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Avrupa Birliği'nin yanı sıra Kanada, Japonya ve Türkiye'nin büyükelçileri katılacak.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, mevcut yüksek temsilci Alman siyasetçi Christian Schmidt'in görevden ayrılmasını isterken, yerine 76 yaşındaki İtalyan diplomat Antonio Zanardi Landi'yi destekliyor. Avrupa ülkelerinin büyük bölümü ise bu girişime karşı çıkıyor.
Mayıs ayında ABD'li yetkililer Schmidt'in derhal görevden ayrılmasını talep ederek Landi'nin atanması için yoğun diplomatik girişim başlattı. Ancak Landi'nin Bosna konusunda kayda değer bir deneyiminin bulunmaması ve geçmişte görev yaptığı Sırbistan'a yakınlığı nedeniyle Avrupa başkentlerinde bu adaylık şaşkınlıkla karşılandı.
ABD'NİN GÖZÜ YENİ DOĞALGAZ PROJESİNDE
Trump yönetimi, Landi'yi neden desteklediğine ilişkin net bir açıklama yapmadı. Ancak Saraybosna'daki Avrupalı yetkililer, bu girişimin ABD'nin bölgedeki yeni önceliği olan yaklaşık 1 milyar dolarlık doğal gaz boru hattı projesiyle bağlantılı olduğuna inanıyor.
Söz konusu proje, altyapı alanında sınırlı deneyime sahip ancak Trump'a yakın isimlerle bağlantıları bulunan ABD merkezli AAFS Infrastructure and Energy şirketine ihalesiz olarak verilmişti.
Trump yönetimi geçen ay Balkanlar politikasında değişikliğe giderek, ABD'nin bölgedeki faaliyetlerinin bundan böyle "kurum inşa etmek" yerine Amerikan şirketlerine "doğrudan ekonomik getiri" sağlamaya odaklanacağını açıklamıştı.
Eski ABD diplomatı Jim O'Brien, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi için kaleme aldığı değerlendirmede, bu yaklaşımın "siyasi bağlantıları bulunan Amerikalıların uluslararası kurumları zayıflatarak kazanç elde etmeye çalıştığını" gösterdiğini belirtti. O'Brien, "Bu tutum, 30 yıldır korunan barışı tehlikeye atıyor" ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği de boru hattı sözleşmesinin ihalesiz verilmesinin Bosna-Hersek'in uzun vadeli AB üyelik sürecini riske atabileceği uyarısında bulunmuştu.
Atama konusundaki anlaşmazlık, Bosna-Hersek'te 1992-1995 savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin geleceği konusunda Batılı müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarını da gözler önüne seriyor.
ABD öncülüğünde imzalanan 1995 tarihli Dayton Barış Anlaşması savaşı sona erdirmiş ancak ülkeyi Boşnak-Hırvat Federasyonu ile Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki yapıya ayırmıştı.
Uluslararası yüksek temsilcilik makamı da Dayton Anlaşması'nın uygulanmasını denetlemek ve Bosna-Hersek'i daha bütünleşmiş bir yapıya yönlendirmek amacıyla geniş yetkilerle kurulmuştu. Ancak ülke bugün hâlâ derin etnik bölünmeler yaşarken, Sırp Cumhuriyeti'nin başında ayrılıkçı söylemleriyle bilinen Milorad Dodik bulunuyor.